Ana SayfaMercekDüzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri

Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri

Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri

CHP’deki butlan kararının hemen sonrasında yeni bir parti seçeneği tartışılmaya başlanmıştı. Gidişat her durumda yeni bir partinin kuruluşunu tek çözüm olarak dayatıyordu. Yalnızca mücadelenin süresi ve yeni partinin ne zaman hayata geçeceği konusunda olasılıklar tartışılırken yeni parti “YENİ PARTİ” ismi ile siyasi hayata girdi. Girişi, hızlı isim ve logo tartışması ile oldu. Topluma nasıl çözümler öneriyor, ne farklı olacak gibi temel tartışmalardan önce isim ve logo konusunda bir ter atıldı.

Yeni Partinin Programında Ekonomi ve Sosyal Politikalar

Kara düzeni değiştireceğiz diye sunulan programın girişinde toplumdaki eşitsizlik ve adaletsizliğe dikkat çekilip “kara düzen”e son verileceği sürekli tekrarlanırken ilerleyen bölümlerde yeni düzen bir “Türkiye İttifakı” ile tarif ediliyor. Parti kurulmadan önce partinin, siyasi yelpazenin merkezinde “dört eğilimin” yeni temsilcisi olacağı söyleniyordu, en azından programda bu söylentilerin karşılıksız kalmadığı görülüyor.

Bu ittifakta işçi de çiftçi de esnaf da sanayici de vardır. Gençler, kadınlar, öğrenciler, emekliler, kamu çalışanları, işsizler, engelliler, girişimciler, bilim insanları ve sanatçılar vardır. Bütün etnik kökenlerden, bütün inançlardan ve yaşam biçimlerinden yurttaşlar vardır. Solcular, sağcılar, yurtseverler, demokratlar, milliyetçiler, muhafazakârlar, özgürlükçüler vardır.” 

Tabii işin ana noktası partinin özellikle ilk başta bahsettiği kara düzene son verilince yerine geçecek düzenin ekonomide nasıl şekilleneceği. Burada da tüm aktörler değişmeden yer alıyor. “Partimiz, kamunun stratejik öncü gücünü, özel sektörün dinamizmini, örgütlü emeğin üretkenliğini, bilimsel ve yenilikçi bilgi birikimi ile toplumsal katılımı bir araya getiren yeni bir ekonomi anlayışını savunur. Bu anlayış halkın yararına ve kamucu temellere dayanır.”

Aslında ilk başta bahsedilen eşitsizlikler konusunda tespitler çözüm noktasında beklenildiği gibi yalpalıyor, yeni ekonomi anlayışında üretim ilişkilerinin dönüştürülmesine dair hiçbir iz bulunamıyor. Kamunun daha girişken ve öncü olması sermaye ile dinamik bir iş birliğini tarif ediyor sadece.

Sosyal politikalar ile ilgili bölümün girişinde ise şu yazıyor: “Sosyal politika devletin vatandaşlara lütfu değildir, vatandaşların temel haklarının teslim edilmesidir. Sosyal destekler, siyasi aidiyet ilişkilerinden, keyfilikten ve geçici yardımlardan arındırılarak kurumsal, şeffaf ve kalıcı hale getirilecektir. Sosyal yardım ihtiyacı azaltılacak, ihtiyacı olanlar için sosyal yardımlar artırılacaktır.” Ve burada bu yazının asıl amacına geliyoruz, geçmişi on yılları bulunan temel vatandaşlık gelirine.

“Her vatandaşın insanca yaşam koşullarını güvence altına alacak temel vatandaşlık geliri uygulanacaktır.”

Temel Vatandaşlık Geliri Maddesi ve İlk Ortaya Çıkışı

Temel Vatandaşlık Geliri kavramıyla Londra Üniversitesi’ne bağlı Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu’nda (SOAS) Endüstriyel İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Guy Standing’in “Yeni Tehlikeli Sınıf: Prekarya” kitabı ile tanışmıştım. Kitap güvenceli iş bulamayan, esnek, ucuz ve ağır çalışma koşullarına mecbur kalmış özellikle gençler, göçmenler, kadınlar ve yaşlıları proletaryadan kopararak yeni bir sınıf tanımı “prekarya” altında topluyordu. Kitap boyunca bu koşulları örnekler ile anlatan Standing her vatandaşa Koşulsuz Temel Gelir sağlanan bir çözümü sunuyor ve bu çözümle güvencesizlik korkusunun sonlanacağını ve bir pazarlık gücüne kavuşacağını savunuyordu.

Temel Vatandaşlık Tartışmaları

Kapitalizmin sonuçlarından yoksulluk için emekçilerin mücadelesi, yüzyılları bulan sosyal politikaların kapılarını açmıştır. 1789 Fransız devrimi ile eşitsizlikler üzerinden gündeme giren sosyal politikalar, sözleşmeler, çeşitli sigorta güvenceleri ve Keynesyen politikalar ile kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda zaman zaman gelişmiş, sıkıştığı anda da ilk vazgeçilen politika olmuştur. Ancak kapitalizmin “süreklileşen” krizi dünya da olduğu gibi Türkiye’de de bu çözümün tartışılmasını yeniden sağladı. Birkaç yıldır gündeme gelen bu tartışma AKP iktidarının da radarına girdi, en azından medyaya yansıyan bilgiler bu yöndeydi. Bir partinin programına girmesi yeni olabilir ama düzenin ortaklaştığı bir gündem olduğu ortada.

Temel Vatandaşlık Geliri Kapitalizmin Can Simidi Mi?

Geçmiş yılların neoliberal politikasının emekçi sınıflar üzerinde yarattığı tahribat, temel vatandaşlık geliriyle bu tahribatını azaltarak yıkıcı neoliberal politikasının bir süre daha nefes almasını sağlamaktan başka bir amaç taşımıyor aslında. Temel Vatandaşlık Geliri kriz bir takım sosyal politikalardan vazgeçilmesini mecbur kıldığından yerine konacak bir çözümdür. Kamunun göreceli olarak destek sağladığı sağlık, eğitim gibi alanlardan tüm bu desteği çekerek veya yok sayılacak kadar küçülterek emekçileri tamamen piyasa düzeninin insafına bırakacaktır. Devlet kaynak olarak vergilerden yararlanacak, bu kaynak harcamalar ile sermayeye aktarılacaktır. Diğer kaynak da emekçiden alınan primlerin toplandığı fonların yağmalanması ve dağıtılması olacaktır.

Temel Vatandaşlık Geliri kapitalizmin krizi, krizin sonucu derinleşen yoksulluğu yönetebilmesinin araçlarından biridir. Sadaka kültürünün devamıdır.

Bu öneri “kara düzenin” daha da kararmasından başka bir sonuç getirmeyecektir. Bizim ihtiyacımız bölüşümdeki eşitsizliğin üzerine giderek üretim süreçlerini dönüştürmektir.

Son Eklenenler

Bölgesel Asgari Ücret Nereden Çıktı?

Bölgesel Asgari Ücret Nereden Çıktı? Patron örgütleri tarafından belirli aralıklarla dile getirilen "bölgesel asgari ücret"...

Altın Varaklı Sefalet: “Güçlü Devlet” İllüzyonu ve Halkın Gerçekleri

Altın Varaklı Sefalet: “Güçlü Devlet” İllüzyonu ve Halkın Gerçekleri Bir akşamüstü, iş çıkışı saatinde otobüs...

Hürmüz Boğazı’na Alternatif Rota Yaratılabilir Mi?

Hürmüz Boğazı’na Alternatif Rota Yaratılabilir Mi? Küresel Güç Mücadelesinin Merkezinde Enerji Enerji, günümüzde yalnızca ekonomik faaliyetlerin...

NATO’nun Dönüşümü ve Türkiye’nin Rolü

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 12. sayısında yayımlanmıştır. 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara, emperyalizmin savaş...