Ana SayfaPerspektifKADINLAR YAN YANA: KİMİNLE?

KADINLAR YAN YANA: KİMİNLE?

Kadın mücadelesi, kadın kimliği üzerinden kurulan bir dayanışma ve yan yana gelişten kurgulanabilir mi; yoksa kadınların, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde hangi sınıfın temsilcisi olduğunu, hangi siyasi ve toplumsal safta durduğunu da hesaba katmak zorunda mıyız? Ülkemizde her geçen gün meşruluğunu bir kez daha ortaya koyan kadın mücadelesi, kadınların bir kimlik etrafındaki birlikteliklerini, yine kimlik dolayımlı ortak deneyimlerini değil; başta emek, laiklik ve özgürlük taleplerini ve bu taleplerin tam karşısında duran siyasi güçlerle hesaplaşmayı içerir. Bu nedenle kadın mücadelesi ve dayanışması, siyasi konumlanışları, temsil edilen siyasal hattı askıya alan sınırsız bir uzlaşma alanı olarak düşünülemez. Bu başlık, AKP milletvekili Özlem Zengin’in Ankara’da geçtiğimiz gün yapılan “Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” başlıklı konferansa konuşmacı olarak davet edilmiş olmasıyla gündeme yeniden girdi.

Kadın mücadelesi meşruluğunu tepeden tırnağa siyasi kavga başlığı olmasından alıyor. Her yıl yüzlercesi öldürülen- binlercesi şiddet ve tecavüz mağduru olan kadınlardan; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde haklarını yükseltmek için iktidarın gözaltı ve baskılarıyla karşılaşan kadınlardan; iktidar temsilcilerinin pişkinlikle dile getirdikleri makbul-namuslu kadın tanımlarından; kadın cinayetlerinin cezasızlığından; tarikat ve cemaat karanlığında yitirilen kız çocuklarından, hem sefalet koşullarında çalışıp hem de çocuğunu kreşe gönderecek para bile bulamayan annelerden… Kadınların eşitlik ve özgürlük kavgası meşruluğunu işte buralardan alıyor. Tüm bu kavga başlıklarının doğrudan muhatabı olan sermaye ve iktidarla kurulan ilişki, kadın mücadelemize bakışın da zorunlu belirleyenidir. Bu ilişki bir karşı karşıya geliş değil yan yana gelişin kapısını aralamaksa, mücadelemizin siyasetsizleştirilmesi anlamını taşır. Kadın cinayetlerinin üzerini örten, çocuk istismarını meşrulaştıran, kız çocuklarına tarikat yurtlarını reva gören, sömürüyü ve eşitsizliği derinleştiren, her fırsatta kadınlara ahlak ve namus talimatları veren AKP temsilcisi Özlem Zengin’den emekçi ve yoksul kadınların dinleyeceği değil alacağı bir şey var: geleceğimiz.

Yazımızın bu kısmında iki gelişmeyi söylememiz gerekiyor. Birincisi, AKP’li Özlem Zengin, konferans programında LGBTİ+ başlığının olduğunu gördükten sonra “Partimizin politikası belli, bu bizim muhalefet ettiğimiz bir konu” diyerek katılımdan vazgeçtiğini Pervin Buldan’a ilettiğini açıkladı. Geçtiğimiz aylarda ‘Ailem Güvende’ operasyonlarıyla çok sayıda kurum ve kişi gözaltı-tutuklama sürecinden geçerken, operasyonun aileyi güvende tutmak değil, eşcinselliği ‘yasaklamak’ olduğu apaçık ortadaydı. Kadın ve cinsel yönelimler başlığında nefretini perdeleme ihtiyacı duymayan AKP, Adalet Bakanlığı’nı da devreye koyarak bir saldırı daha gerçekleştirmişti. Bu hatırlatmayla birlikte kendisini tebrik etmek gerek. Belli ki Özlem Zengin nerede olmaması gerektiğini çok iyi biliyor. Kadın hakları, LGBTİ+ hakları, eşitlik, özgürlük gibi başlıkların izdüşümü AKP ile uzlaşmaz bir çelişki içindedir ve gerçekten iktidar temsilcisinin de orada yeri yoktur.

İkincisi ise; Özlem Zengin’in bu kararı sonrasında konferansın çıkış noktalarından birinin iktidar temsilcileriyle yüz yüze gelerek eleştirileri ve soruları doğrudan kendilerine iletmek olduğu açıklanmış ve eklenmiş: “Buradaki kadınların hiçbirinin hak temelli herhangi bir konuda ne tarafta durduğunu kanıtlamak gibi bir borcu yok. Davetin sebebi sadece budur. Bu açıklamayı da yapmamız gerekiyordu, o yüzden sizlerle paylaşmak istedim.” Kadınların geleceğini ve haklarını ilgilendiren meselelerde taraf olmak neden bir yükümlülük olmasın? Örneğin kadınların eşit işte eşit ücret talebi bu konferans konuşmacıları için tartışmaya açık mıdır? Örneğin kadınların geleceği için bir araya gelen konferans konuşmacılarının kadın katillerini koruyan yargıya karşı tutumunu kanıtlama borcu yok mudur? ‘Ahlak, namus, iffet’ kavramlarıyla kadınlara karşı nefretini haykıranların, ülkemiz kadınlarına bir borcu yok mudur? Eğer bizlerin geleceği hakkında söz alacak kişilerin bizlere kadın düşmanlığını temsil etmeme sözü yoksa soralım: Bu konferansın ortak zemini nedir?

Yazımıza son verirken, her ne kadar Özlem Zengin’in biz kadınlara bir taraf olma borcu olmadığı söylense de, biz kendisinin neyin tarafı olduğunu hatırlatmakta fayda gördük. Niyetimiz kişisel hesaplaşma değil zira Özlem’i, temsil ettiği siyasal hattın bir parçası olarak görüyoruz.

2020- TBMM’de yaptığı konuşmada: “Bu ülkede AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu”. Gelen tepkiler üzerine başörtülü kadınların kamusal alanda yaşadıkları ayrımcılıkları kast ettiğini söylüyor.

2020- Bütçe görüşmelerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlılık konu edilirken: “Erkeklere haksızlık yapılmaması gerekiyor”

2021- Cezaevlerinde çıplak arama iddiaları üzerine “Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez”. Çıplak aramayla karşı karşıya kalan kadınlar, bir de üzerine Özlem’in ahlak sorgulamasına tabi oluyorlar. Yine aynı gündeme ilişkin: “Çıplak arama hiç yoktur demiyorum ama bu insan hakları ihlali olduğu anlamına gelmez”.

2024- 2024 yılında İzmir Selçuk’ta, geçimini hurda toplayarak sağlamaya çalışan bir annenin çocukları evde çıkan yangında hayatını kaybetti. Olayın ardından yoksulluk ve sosyal politikalar tartışılırken: “Bütün bu problemlerin olmasının sebebi parasal sebepler mi? Değil, bunun altında başka sebepler var”.




Son Eklenenler

ABD Ara Seçimlerine Giderken: Trump Anomali Mi?

Dünya gündemi, son günlerde farklı ülkelerde gerçekleşen seçim haberleriyle dolu. Brezilya’da faşist Flávio Bolsonaro’ya...

Yeni Osmanlıcı Karanlığa Karşı Emekçilerin Cumhuriyeti!

103. yıl önce emperyalist işgale karşı bağımsızlık savaşı verilerek kurulan Cumhuriyet, bu toprakların en...

Emekçiler Birlik ve Dayanışma Buluşmalarında Yan Yana Geldi!

Birlik ve Dayanışma Hareketi İstanbul ve İzmir’de “Yeni Osmanlıcı Karanlığa Karşı Emekçilerin Cumhuriyeti İçin...

İstibdat Dönemi Özlemi ve Basına Yönelik Sansür

Zorbalık ve baskı ile hükmetmenin, yönetimde kuralsızlığın Arapça kelime karşılığı istibdat. Tarihte daha çok...