103. yıl önce emperyalist işgale karşı bağımsızlık savaşı verilerek kurulan Cumhuriyet, bu toprakların en ilerici tarihsel dönüşümlerinden biridir. Laikliği ve bağımsızlığı temel alan bu tarihsel atılım, halkın kulluktan yurttaşlığa geçişinin önünü açtı.
Ancak Cumhuriyet, sermaye sınıfının egemenliği altında halkçı ve kamucu karakterini koruyamadı. Sermayenin kâr hırsı, emperyalizmle kurulan bağımlılık ilişkileri ve gericilikle yapılan iş birlikleri, Cumhuriyet’in aydınlanmacı ve bağımsızlıkçı kazanımlarını aşındırdı. Bugün karşı karşıya olduğumuz düzen, bu tarihsel tasfiyenin sonucudur.
AKP iktidarı, çeyrek asra yaklaşan iktidarı boyunca bu süreci derinleştirdi. Kamusal varlıklar sermayeye devredildi; laiklik fiili olarak tasfiye edildi, tarikat ve cemaatlerin etkisi büyüdü. Yargı ve kolluk gücünün siyasal baskı aracı olarak kullanılması, halkın demokratik haklarını ve seçme-seçilme özgürlüğünü hedef aldı. Emekçiler yoksulluğa, gençler geleceksizliğe, kadınlar şiddete mahkûm edildi.
Ülkemizin geleceği, Yeni Osmanlıcı bu düzenin karanlığına teslim edilemez. Cumhuriyet’in kazanımlarını savunmak, onları sermayenin çıkarlarına terk etmeyen; bağımsızlığı, laikliği, kamuculuğu ve eşitliği savunan bir mücadeleyi gerektiriyor.
Bize patronların değil emekçilerin söz sahibi olduğu; üretenlerin yönettiği, temel kamusal hizmetlerin herkes için güvence altına alındığı, emperyalizme bağımlılığın sona erdiği bir Cumhuriyet gerek, bize Sosyalist Cumhuriyet gerek!
29 Ekim’de, bağımsızlık, laiklik ve aydınlanma bayrağını yukarı taşıyalım. Yeni Osmanlıcı karanlığa, sömürüye ve gericiliğe karşı emekçilerin örgütlü gücünü, birlik ve dayanışmasını büyütelim!
Birlik ve Dayanışma Hareketi


