Emperyalizm kavramını o kadar çok kullanıyoruz ki –haklı olarak- bir noktadan sonra sanki önemsizleşiyor. Bu kavramın neleri içerdiğini, toplumlara nasıl yansıdığını, sonuçları ile yaşadığımızda, bu kavram bir cellat gibi çoktan yaşamımızın merkezine yerleşmiş oluyor. Ekonominiz, doğal kaynaklarınız, emeğiniz ile emperyalizmin boyunduruğu altına giriyorsunuz.
Teslim olmuş ekonominiz hammaddeyi kendi çıkarlarına kullanamaz; enerji kaynaklarınız, madenler, tarım üzerinde hakkınız kısıtlanır; üretiminiz düşer, gümrük duvarlarının tüm şartları aleyhinize işler; ulaşım alanları bile bu kaynak transferi için tasarlanır; son noktada ise çöken ekonominiz uluslararası finans kuruluşlarının insafına kalır.
Bu yeni bir durum değildir, Lenin emperyalizmi, kapitalizmin tahrif edilmiş bir politikası veya geçici bir dış politika tercihi değil; kapitalizmin gelişiminde ulaştığı kaçınılmaz bir ekonomik aşama olduğunu “Emperyalizm Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” kitabında maddeler halinde açıklamıştır.
KAYBEDİLEN SURİYE
Dün olduğu gibi bugün de tüm bölgesel savaş, çekişmelerin ardında bu emperyalist planların devrede olduğunu görüyoruz. Çin ile girilen ekonomik savaş, sıcak İran gündemi, Güney Amerika müdahalesi, Afrika’nın kaynaklarını bitmek bilmeyen bir hırsla sömürme, iklim şartlarının değişmesi ile Kuzey Kutbu gündemi, Avrupa desteğinde Ukrayna’nın saldırganlığı gibi bir çok başlık sayabiliriz.
ABD bölgedeki hâkimiyeti yeniden sağlamak için Suriye savaşına başladığında yıl 2011’di. IŞİD’in etkinleşmesi, kimyasal madde kullanma gerekçesi ile savaşa meşruluk kazandırma çabası, Türkiye’nin sınırdan içeri girmesi, Halep’te çatışmalar ve direnen Suriye’nin 2024 yılında birkaç gün içinde teslimi. Hayatını kaybeden yüzbinler, çöken altyapı, yurdundan ayrılmak zorunda kalan milyonlar… Ülke önce ABD’nin terör listesinde bulunan cihatçı örgüt HTŞ’ye teslim edildi. Örgüt devletleşme aşamasında ABD’nin desteğini alırken, bugün SDG de bu sürece kendini feshederek katkıda bulundu.
KAÇINILMAZ SONUÇ: EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN EN VAHŞİ HALİ
Bugün emperyalist müdahalenin sonucu üretim sürecindeki emek, sömürünün en vahşi sonuçlarını yaşamakta. Ekonominin ve Suriye lirasının çökmesi, ücretlerin şiddetli düşüşü, sendikal hakların olmaması, uzun çalışma saatlerine mahkûm, sosyal güvenceden yoksun emekçileri “hayatta kalma” mücadelesine mecbur bırakıyor. Bunun en önemli kanıtlarından biri alttaki haberde özetleniyor aslında.
“Türkiye’de asgari ücretin 585 ABD Doları’na, Suriye’de ise yaklaşık 115 ABD Doları’na karşılık geldiği aktarılırken, sigorta primi ve vergi gibi bazı kalemlerde de Suriye’deki maliyetlerin daha düşük olduğu ifade ediliyor. Bu durum, özellikle emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin Suriye’ye yönelik yatırım ilgisini artıran faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.” ( 1 )
Haberin tamamını okuduğunuzda ucuz iş gücünün sermaye için büyük şans olduğunun iştahla aktarıldığını görüyorsunuz.
“Özellikle düşük iş gücü maliyetleri, Türkiye’ye coğrafi yakınlık ve bölgedeki yeniden yapılanma ihtiyacı, şirketlerin yatırım kararlarında öne çıkan unsurlar arasında bulunuyor.
LC Waikiki’nin El Rai’deki fabrikası, bu dönüşümün perakende ve tekstil sektöründeki en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkarken, Türkiye’den yeni şirketlerin de Suriye’deki yatırım fırsatlarını değerlendirmesi bekleniyor.”
Marx şöyle der; “Sermaye, düşen kâr oranlarını dengelemek , emeğin maliyetini düşürmek için, işçiyi daha uzun süre, daha yoğun ve daha az ücretle çalıştırarak artı-değer oranı arttırmaya çalışır.” Asya, Afrika, Güney Amerika gibi şimdi yeni ucuz iş gücünün gözdesi ABD’nin yıktığı Suriye oldu. Ve anlaşılan bölgeye yakın olan Türkiye sermayesi bundan sonuna kadar yararlanacaktır.
Bizim ne işimiz var Suriye’de sorusunun yanıtı ise bugün oluşan tabloda açıkça yer almaktadır. Türkiye sermayesinin enerji kaynaklarından faydalanmak, yeni pazar ihtiyacını karşılamaktan belki de daha önemli olan, ucuz iş gücüdür. Ve bunun Türkiye’deki yansıması ücretlerin aşağıya doğru daha da baskılanmasını sağlayacaktır, Türkiye ve Suriyeli işçiler açlıkla mücadele ederken sermaye servetine servet katacaktır.
( 1 ) https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/turkiye-sermayesi-ucuz-isgucu-icin-suriye-ye-yoneldi-yillar-sonra-gelen-baris-somuruye-engel-olamadi-2532412


