Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 11. sayısında yayımlanmıştır.
Mevcut iktidar, egemenliğini sürdürmek, sermayenin yolunu sonuna kadar açmak için gerekli ve uzun zamandır planlandığı açık olan, toplumsal hareketleri ve siyaseti dizayn etmeye dair adımları hayata geçirmeye devam ediyor. Bunlardan en önemlisi de mutlak butlan davası oldu. Bu olağanüstü gelişme ile birlikte Türkiye’nin politik gündemi de kilitlendi. Elbette iktidar için bu, önemli bir adım ve bunun toplum ve siyasetteki yansımaları uzun süre devam edecek.
Bizler; işçiler ve emekçiler ise bu gündemi biriken öfkemizle izliyoruz.
Tepkimizi, öfkemizi akıtabilecek ve onu bir sele dönüştürecek günlerden ise uzak değiliz. Dip dalgası gibiyiz, bu dalganın da nedenleri işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik ve tünelin ucundaki ışığa uzak olduğumuzu düşünmek.
Enflasyon bizi gıda, kira ve ulaşım ile vuruyor. Merkez Bankasının yeniden düzenlediği oranlar bile yaşamın içindeki artışlardan çok uzak. Asgari ücretin 28 bin lira olduğu ülkede, yoksulluk sınırı 109 bin açlık sınırı ise 36 bin. 33 bin lira aslında brüt ücret ama bundan bile vergi alınıyor, birçok temel ihtiyaç maddesinden alınan dolaylı vergiler hariç. Bizden aldıklarını da kepçe ile sermayeye servis ediyorlar. Meşhur bakan Mehmet Şimşek yükü hiçbir zaman biz ücretlilere yüklemeyeceğini söylüyordu ama asgari kurumlar vergisini % 9’a düşürerek, kaynağı belirsiz paranın sisteme sokulmasına ceza muafiyeti getirerek, finans merkezinde 20 yıl boyunca 0 ( sıfır ) vergi ile tüm yükü alıp bize nasıl yüklediğinin ispatı.
Grevleri yasaklayan, direnen ve mücadele eden işçiye baskı uygulayan, hapseden, iş cinayetleri, çocuk yaştaki çocukları MESEM denen garabet ile sömürülmesine olanak sağlayan, madencilik ile doğayı talan eden, sermayeye peşkeş çeken bir iktidardan başka bir şey beklenemezdi.
Sınıf mücadelesi, grevler, direnişler, eylemler ise bu dip dalgasının ipuçlarını bize gösteriyor.
Bağımsız Maden İş’in öncülüğündeki Doruk Madencilik direnişi kazanımla bitti. Birikmiş ücretler, kıdem/ihbar tazminatları ve toplu sözleşme alacaklarının ödeneceği, ücretsiz izin dayatmasına son verileceği duyurulsa da patronlar henüz sözlerini yerine getirmedi. Eğer bu durum devam ederse Bağımsız Maden İş yeniden eylem kararı aldı.
Önemli bir grev haberi, Gebze ve Şekerpınar’dan geldi. Lastik-İş sendikasında örgütlü Procter &Gamble (P&G) fabrikasında 12 Mayıs’ta greve başlandı.
Ege Serbest Bölgesi’nde Safe Spice Gıda’da Tekgıda-İş üyesi işçiler, sözleşme masasında uzlaşma çıkmaması üzerine 8 Mayıs’ta greve başladılar.
Egetaş Kömür İşletmesi Madeninde Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) üyesi madenciler, iki yıldır ödenmeyen maaş farkları ve işçi sağlığı/güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle 13 Mayıs’ta iş bırakarak direnişe geçti.
İtalyan Lisesindeki grev 100 günü aştı. Tez-Koop-İş üyesi öğretmenler, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlere karşı başlattıkları grevin 100. gününde okul önünden İtalya Konsolosluğuna yürüdüler.
HH Tekstil’de ve Gezer Tekstil fabrikasında sendikal baskıların son bulması için eylemler yapıldı.Tazminatları ve gasp edilen maaşları için mücadele eden Barta Tekstil işçileri de eylemlerini patronun evinin önüne kadar taşıdılar. Egetaş Kömür İşletmesi işçileri, eksik yatırılan ücretler, verilmediği belirtilen kömür hakları ve iş güvenliği eksiklikleri nedeniyle eylem başlattılar. Tokat’taki Şık Makas işçilerinin alacakları için başlattıkları direniş 250. güne doğru ilerliyor. İflas nedeni ile işsiz kalan İlke Isın Cam işçileri eylemleri ile alacaklarını talep ettiler. İBB iştiraki Ağaç AŞ’de güvenlik soruşturması bahanesiyle işten çıkarılan işçilerin direnişi ilk ayını doldurmak üzere. Toplu Sözleşme görüşmeleri tıkanan Sumitomo işçileri 2 Haziran’da greve çıkma kararının ardından patronlar acele ile sözleşmeyi imzaladılar.
Buraya sığmayan nice eylem ve direnişler var. İşçi sınıfına yönelen bu saldırıya karşı örgütlü işçiler direniyor. Bizim bu saldırıda cepheyi büyütmemiz için ilk adımımız örgütlenmek olmalı.
Birlik Dayanışma Hareketi tüm işçileri örgütlenmeye çağırıyor.
Bu dip dalgasını güçlü şekilde yalnızca örgütlü sınıf mücadelesi yüzeye çıkartır.


