Ana SayfaBirlik ve Dayanışma HareketiHaklarımız ve Geleceğimiz İçin Kadınlar Bir Adım Öne!

Haklarımız ve Geleceğimiz İçin Kadınlar Bir Adım Öne!

Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesi nafaka hakkının gaspına yönelik bir girişim olarak değerlendirilmelidir. Kararın yürürlüğe gireceği 30 Haziran 2027’ye kadar Meclis’in önünde önemli bir düzenleme süreci bulunuyor.

Kadınların istihdama katılımından ücret eşitsizliğine, ücretsiz bakım emeğinden yoksulluğa kadar uzanan sorunlar ortadayken nafaka yalnızca boşanma sonrasında ödenen bir para olarak değerlendirilemez. Yıllarca ev içi emek veren, çocuk ve yaşlı bakımını sırtlanan, çalışma hayatından uzak kalan ya da güvencesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılan kadınlar için boşanma, aynı zamanda ciddi bir ekonomik belirsizlik anlamına geliyor. Nafaka hakkı bu koşullar içinde değerlendirilmek durumundadır. Yoksulluk nafakası, boşanmanın ardından yoksulluğa düşecek tarafın yaşamını sürdürebilmesini amaçlayan bir hukuki güvencedir.

Üstelik mevcut hukukta nafakanın her durumda ömür boyu devam etmesi gibi bir düzenleme bulunmuyor. Yoksulluğun ortadan kalkması, yeniden evlenme gibi koşullarda nafakanın sona ermesine ilişkin hükümler hukukta mevcut.

“Türkiye’de aile yapısını korumak, düşen doğurganlık hızına karşı nüfus dinamizmini sürdürmek ve toplumsal refahı artırmak” söylemleriyle Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu ilan edildi. AKP iktidarı bir yandan resmi belgelerinde kadınların istihdamını artırmaktan, bakım hizmetlerine erişimin geliştirilmesinden ve kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesinden bahsederken diğer yandan kadını aile içinde ve toplumsal alanda güçsüz bırakan, sömürü, gericilik ve şiddet sarmalına iten kararları hayata geçiriyor.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin üzerinden (20 Mart 2021) yıllar geçti. O tarihten bugüne kadınların şiddetten korunması, ekonomik bağımsızlığı ve eşitliği konusunda olumlu hiçbir gelişme olmadı. Bugün “Ailem Güvende” adı altında yürütülen politikalar ile güvenliğin ne anlama geldiğini iyi düşünmek gerekiyor. Kadın için güvenli bir aile; ekonomik bağımlılık nedeniyle terk edilemeyen bir ev, şiddet karşısında susmak zorunda kalınan bir ilişki ya da boşanma halinde yoksulluk korkusuyla sürdürülen bir evlilik olmamalıdır.

Yoksulluk da bir güvensizlik alanıdır. İşsizlik, güvencesiz çalışma, barınma sorunu, bakım yükü ve ekonomik bağımlılık da hayatlarımızı belirleyen gerçek tehditlerdir.

Bu nedenle nafaka hakkını tartışırken kadınların neden nafakaya ihtiyaç duyabildiğini de konuşmak zorundayız. Kadınların güvenceli istihdama erişimini artıran, eşit işe eşit ücret ilkesini hayata geçiren, kamusal bakım hizmetlerini yaygınlaştıran, çocuk bakımını kadınların bireysel sorumluluğu olmaktan çıkaran ve kadınların şiddete maruz kalmadan güvenli bir yaşam sürdürebilmelerini sağlayan bir düzen gereklidir.

AKP’nin kadınları gericilik, sömürü ve şiddet kıskacına almasına, nafaka hakkını gasp etmesine karşı mücadeleyi yükseltmek zorundayız.

İnsanca yaşayabileceğimiz, sokaklarında özgürce dolaşabileceğimiz bir ülke için kadınlar bir adım öne!

Son Eklenenler

Zorbalığa Geçit Vermeyeceğiz!

Halkın Haber Alma Hakkı Engellenemez! Bugün Halk TV’ye yönelik gerçekleştirilen şafak baskını, kanala kayyum atanması...

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı Unutmadık, Hesap Soracağız!

10 Ekim 2015’te emek, barış ve demokrasi için meydanları dolduran yurttaşları hedef alan katliamın...

Birlik ve Dayanışma Gazetesi 16. Sayısı İle Alanlarda!

Birlik ve Dayanışma Gazetesi 16. sayısı ile alanlarda! Birlik ve Dayanışma Hareketi’nin, iki haftalık halk...

Yemen Nire?

Erdoğan Şen 1950 senesinde Türkiye’nin NATO’ya üye olabilmesi için Adnan Menderes, Meclis’in onayını almadan binlerce...