Ana SayfaBirlik ve Dayanışma GazetesiLaikliği Tekrar Kazanmalıyız

Laikliği Tekrar Kazanmalıyız

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 9. sayısında yayımlanmıştır.

Bir sorunu çözmek için önce o sorunun varlığının farkında olmak gerekir. “Laikliği tekrar kazanmalıyız” derken, ne yazık ki bugün Türkiye’de laikliğin yalnızca adının kaldığını ve fiilen ortadan kaldırıldığını kabullenmemiz gerekiyor. Ancak bu durum bizi umutsuzluğa sürüklememeli. Tam tersine, laikliği yeniden kazanmak için mücadele etmemiz gerekir. Çünkü Karl Marks’ın dediği gibi, “Tarih sınıf mücadelelerinin tarihidir.” Biz de irademiz ve kararlılığımızla bu mücadelenin tarafıyız.

Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylar, sözünü ettiğimiz mücadelenin şiddetlenerek sürdüğünü gözler önüne seriyor. Bu örnekler, özellikle önümüzdeki günlerde yeniden gündeme gelecek Yeni Anayasa tartışmaları açısından AKP iktidarı için adeta bir zemin yoklaması işlevi görüyor. Yeni hamleler yapmadan önce, mücadelenin taraflarının gücünü ve kararlılığını sınayan adımlar olarak karşımıza çıkıyor.

Eğitimde Laikliğin Sonu: Ramazan Ayı Etkinlikleri

Bilimsel, laik, nitelikli ve eşitlikçi olması gereken eğitim; günümüzde bu özelliklerinin çoğunu kaybederek dogmatik, gerici, niteliksiz ve eşitsiz bir hâl almıştır. Eğitimin bu şekilde niteliksizleşmesi ise birçok sorunu beraberinde getirmektedir.

12 Şubat 2026 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Bakan Yusuf Tekin imzasıyla tüm illere gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” talimatı, ülkemizde eğitimde laikliğin tamamen ayaklar altına alındığını bir kez daha kanıtladı. MEB tarafından okullara gönderilen ve haftalık olarak doldurulması istenen “Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu”nun öğrenciler açısından ayrıştırıcı, rencide edici ve travmatik etkilere yol açacağı kesindir.

Ramazan ayı etkinlikleri bununla da sınırlı değil. Okullardaki zil seslerinin ilahilerle değiştirilmesi ve okul içinde düzenlenen dini etkinlikler, eğitim yuvalarını din yuvalarına dönüştürme çabalarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Laiklik ilkesine aykırı olan bu adımlar, Türkiye’de dinci gericiliğin okullarda kök salmaya çalıştığının göstergesi. Bakan, etkinliklerin “tamamen gönüllü” olduğunu söylese de tablo, çocukların dinci gericiliğin baskısı altında olduğunu gösteriyor. Türkiye’de devlet okullarının bir tür imam hatip okulu haline getirildiğini bir kez daha görüyoruz.

Laikliği Birlikte Savunuyoruz

“Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!” diye başlayan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisi, memleketimizde gericiliğe karşı mücadelenin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. 168 imzacıyla yayımlanan bildiri, internet üzerinden elli bin imzaya ulaştı.

AKP ve Milli Eğitim Bakanlığı ise buna tepkisiz kalmadı. Kimsenin kendisine karşı çıkmamasını, itiraz etmemesini ve boyun eğmesini isteyen iktidar hızla harekete geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, imzacıları “azgın güruh” olarak niteledi. Yusuf Tekin, “Bu bana 28 Şubat’ı hatırlattı” dedi ve suç duyurusunda bulundu. Açılan soruşturma kapsamında imzacıların ifadeleri alınmaya başlandı.

Suç duyurusu ve ifadelerin alınmasıyla da yetinilmedi. İktidar medyası imzacıları karalamaya başladı. İktidar; kurumları, medyası ve yandaşlarıyla bu mücadelede taraf olduğunun farkında. Tüm güçleri ellerinde tuttukları için de pervasız ve cesur davranıyorlar. Karşılarındaki kitlenin ne kadar kalabalık olduğunu biliyorlar ve bu yüzden bir adım bile geri atmadan saldırıların şiddetini arttırıyorlar. Asıl amaçları ise Yeni Anayasa ile laikliği kâğıt üzerinde de kaldırmak.

Laiklik Yeniden

3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla eğitimde laiklik hayat buldu. Ancak emperyalistlerin ve burjuvazinin yıllar süren saldırıları sonucunda bugün gelinen noktada laiklik büyük ölçüde aşındırıldı. Günümüzde laiklik çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde varlığını sürdürüyor; hayatın pek çok alanında gericilik hat safhaya ulaşmış durumda.

Enseyi karartmak yok: Türkiye için hava kadar, su kadar yaşamsal olan laiklik ilkesini yeniden kazanacağız. Öğrencilerimize, gençlerimize en büyük hediyemiz onlara laik, bilimsel, nitelikli ve eşitlikçi bir eğitim sunmak olacak. Türkiye’nin aydınlık geleceğini birlikte bugünden kuracağız.

Son Eklenenler

NATO’nun Karanlık Tarihi

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 11. sayısında yayımlanmıştır. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ya da...

Birlik ve Dayanışma Gazetesi 11. Sayısı ile Alanlarda!

Birlik ve Dayanışma Gazetesi 11. Sayısı ile Alanlarda! On birinci sayımız “NATO'ya GEÇİT YOK! ASKERİNLE,...

AKP Düzeni Dizayn Ederken Devrimci Seçeneği Örgütlemek

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 10. sayısında yayımlanmıştır. Türkiye’de egemen sınıfın, bugün içinden geçtiğimiz...

1 Mayıs’ta İşçi Sınıfı Gücünü Göstermelidir!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 10. sayısında yayımlanmıştır. 1 Mayıs işçi sınıfının Uluslararası Birlik,...