Her Şey Emeğin Olacak!
1 Mayıs’ta Alanlara!
Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu koşullar bugün emekçilerin yaşamını kuşatırken; yoksulluk, işsizlik, ekonomik kriz ve adaletsizliğin de ardı arkası gelmiyor.
2026-2028 yılları arasında hayata geçirilecek olan Orta Vadeli Program (OVP) dayatması bu dönemde de emekçiler için kemer sıkmak anlamına gelecek. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne katılım zorunlu olacak, ortalama ücret üzerinden kesinti yapılacak. İşsizlik fonunun kaynağı finansman için patronlara aktarılacak. Kısmi zamanlı, proje bazlı çalışmaların kapısı açılacak ve o kapıdan güvencesiz çalışma girecek. Bir yanda tam gün çalışanların çalışma süresi arttırılırken, diğer yanda esnek çalışma adı altında kadınlar, gençler, göçmenler yarım gün yarım zaman çalışma dayatması ile karşı karşıya kalacak. Çocukların MESEM kapsamında istihdama dahil edilmesinin yolu da sonuna kadar açılacak.
Ülkemizde işsizlik Şubat 2026 rakamlarına göre yüzde 8.5 seviyesinde iken; hayat pahalılığı ve içinden çıkılamayan yoksullaşma ile birlikte emekçilerin gıdaya, sağlığa, eğitime ulaşımı neredeyse imkansız hâle gelmiş durumda.
Dünyanın ve bölgemizin yaşadığı siyasi krizlerle, 2026 yılının ilk çeyreğinde askeri müdahaleler, tehditler ve savaş emperyalizm, NATO ve ABD eliyle şekillendirildi. Uzun yıllardır ambargoya maruz kalan Küba’ya tehditler, Venezuela’ya haydutça müdahale ve sonrasında İran’a ve Lübnan’a karşı yürütülen savaş… ABD emperyalizminin adımları dünya halklarını, ülkelerin varlığını ve kaynaklarını açıkça tehdit ederken, yüzlerce insanın ölümüyle devam eden savaş, sivilleri hedef almaktan geri kalmamıştır. Sömürü düzeninin yaşadığı kriz, savaşları, yoksullaşmayı, geleceksizliği derinleştirirken krizin faturasını ise emekçiler ödemek zorunda bırakılıyor.
Tüm bu sömürü-kriz-tehdit-savaş denklemini yaşayan ülkemiz ve bölgemiz için tek çıkış yolu haydut ABD’ye; işbirlikçi AKP’ye; gerici tarikatlara karşı mücadele bayrağını yükseltmekten geçmektedir. Emeğiyle, alın teriyle yaşamını sürdüren emekçilerin, gençlerin, kadınların, Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’ta sözünü söylemesi ve eşitlikçi bir düzenin mücadelesini yükseltmesi büyük bir önem taşımaktadır.
İşçilerin birliği ve dayanışması patronları, sermayeyi, AKP’yi korkutan en büyük güçtür. Gücümüzün işçi sınıfının onurlu tarihinden, grevlerinden, direnişlerinden ve mücadelesinden geldiğini çok iyi biliyoruz.
AKP düzeninin bize reva gördüğü yaşamı elimizin tersiyle itmenin; birliği ve dayanışmayı en güçlü şekilde göstermenin zamanı artık geldi. Patronların sözüne karşı işçilerin sözü; AKP’nin yalanlarına karşı emekçilerin gerçekleri; sömürüye karşı dayanışma; gericiliğe karşı aydınlık Türkiye; onların düzenine karşı işçilerin birliği demek için 1 Mayıs’ta kendi sözümüzü söylüyoruz: Haramilerin saltanatına karşı eşit, özgür, bağımsız ve aydınlık bir Türkiye; emekçilerin birliğiyle kurulacaktır.
Birlik ve Dayanışma Hareketi İstanbul Taksim, İzmir Gündoğdu ve Ankara Tandoğan 1 Mayıs’larında yerini alacaktır.
Yoksulluğa, ekonomik krize, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı işçilerin birliğini yükseltmek için tüm emekçileri birlik ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz: Her şey emeğin olacak!
Birlik ve Dayanışma Hareketi


