Ankara Birlik ve Dayanışma Hareketi – Melisa Celep
Ankara Barosu öncülüğünde salı günü Sıhhiye Adliyesi önünde düzenlenen Savunma Nöbeti eylemi ile beraber avukatlar; haksız yere tutuklanan meslektaşları, savunmanın bağımsızlığı ve insan onuruna yakışır bir düzen için tüm yurttaşları mücadeleye çağırmaktadır.
Avukatlar; Anayasa Mahkemesi kararına rağmen tutuklu bulunan Av. Şerafettin Can Atalay’ın, müvekkilini en iyi şekilde savunmak gibi avukatlık mesleğinin temel sorumluluklarından olan bir suçlama ile tutuklanan ve tecrit edilen Av. Mehmet Pehlivan’ın, haksız ve hukuksuz yere yıllarca içeride tutulan, bir gece ansızın tahliye edilip ertesi gün tekrar tutuklanan Av. Selçuk Kozağaçlı’nın ve daha ismi sayılamayacak birçok avukatın tahliye edilmelerini talep ediyorlar ve bunun için direniyorlar.
Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu açıklamalarında “Bugün verdiğimiz mücadele yalnızca avukatların meslek hakkı mücadelesi değil bu toplumun her bir ferdinin onuru, özgürlüğü ve geleceği için verilen bir mücadeledir. Savunma yurttaşın devlete karşı ilk güvenlik hattıdır.” sözleriyle eylemin yalnızca tutuklu avukatların tahliyesine yönelik olmadığını; avukatların, yurttaşın iktidar karşısında savunulması için vazgeçilmez bir unsur olduğunu, avukatlara yönelik müdahalenin yalnızca tutuklanan, bastırılmaya, sindirilmeye çalışılan avukatların haklarının ihlali değil tüm yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin iktidar karşısında savunulması hakkının gasbına yönelik olduğunu vurgulamıştır.
Savunma hakkına yönelik müdahalenin; özellikle emekçinin hakkını savunan, patron örgütlerine boyun eğmeyen, güçlüye karşı çıkan, emekçi halkın her daim yanında olan halkın avukatlarına yönelmesi bir tesadüf değildir. Günümüz hukuk sistemlerinin sermayeyi savunmak ve sömürüye meşru zemin oluşturmak için kurgulandığından şüphe edilmemelidir. Bu hukuk düzeninde emekçilerin mücadelelerin sonucu olarak kazanılmış bazı hakları mevcuttur. Bu haklar gökten inmemiştir. Bu hakların her birinde emekçi mücadelesinin tarihi gizlidir. İşçilerin, emekçilerin örgütlülüğü zayıflar zayıflamaz iktidar ve sermaye örgütü bu haklara saldırmaya ve onları budamaya koşturmaktadır. Bu düzenin hukuk sisteminin, emekçiden yana en ufak kazanıma dahi tahammülü yoktur. Biz bu saldırıyı; turizm sektörü işçilerinin hafta tatili izinlerinin dahi budanmasında, çocuklarımızın sermayeye peşkeş çekilmesi için zorunlu eğitimin kısaltılmak istenmesinde, kıdem tazminatı hakkının kaldırılmaya çalışılmasında, genel sağlık sigortası priminin yurttaşa yüklenmesiyle temel sağlık hakkından dahi mahrum bırakılmaya çalışılmamızda görüyoruz.
Savunma Nöbetinde örgütlü bir kötülük karşısında örgütlü bir mücadele örmenin, güçlü olanın değil haklı olanın kazandığı bir düzen kurmanın elzemliği bir kere daha vurgulanmıştır. Haklı olduğumuzu biliyoruz, peki gücümüzü nerde arayacağız?
Gücümüz birliğimizdedir. Emeğimizin sömürülmemesi, patron örgütlerinin ve emperyalizmin ülkemizde istediği gibi at koşturamaması, savunmanın ve yargının bağımsızlığı için yapmamız gereken bir araya gelmek ve mücadele etmektir.


