Ana SayfaBirlik ve Dayanışma GazetesiCumhuriyet, Laiklik, Kadınlar

Cumhuriyet, Laiklik, Kadınlar

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 3. sayısında yayımlanmıştır.

Nüfus sayımında bile yurttaş olarak sayılmayan Osmanlı kadınlarının kanunen erkeklerle eşitliği, boşanma hakkı, eğitim alma hakkı, toplumsal hayatta erkeklerle aynı ortamda bulunabilmeleri, çalışabilmeleri, kılık kıyafet özgürlükleri yoktu. Tüm dini monarşiyle yönetilen ülkelerdeki gibi, Osmanlı’da da kadınlar için hak ve özgürlükten bahsedemiyoruz. Kadınlar kısmen eğitim ve çalışma olanağına ancak II. Meşrutiyet döneminde kavuşmuştu. Ülkemiz Osmanlı’nın yıkılıp saltanat ve hilafetin kaldırılmasıyla birlikte hem monarşiden hem de dini yönetimden kurtulmuş, Cumhuriyet Devrimi ile beraber modernleşmeyle adım adım tanışmıştı. 1923 Cumhuriyet devrimi ardından Öğretim Birliği, Kılık Kıyafet ve Seçim Kanunu’ndaki değişikliklerle birlikte kadınların eğitim hakkı, çarşaftan ve örtüden kurtulma özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı sırasıyla yasalaştı.

Ülkemizde de gerçekleşen burjuva devrimi, aydınlanma ve ilericilik karakterini ortaya koymasıyla, tarihsel olarak eşitlik ve özgürlük mücadelesi açısından bir referans ve başlangıç noktasıdır. Bu aydınlanmacı karakterin hakkını vermekle birlikte, burjuvazinin iktidarda olduğu tüm liberal kapitalist sistemlerin, aydınlanma- eşitlik- özgürlük- haklar başlıklarında ileri veya geri konum alabileceklerini de eklememiz gerekiyor. Çünkü burjuva devrimleri yasaları ve düzenlemeleriyle bir ileri noktayı ifade edebilirken; aynı zamanda eşitsizlik sorununu sınıfsal anlamda kökten çözmediği için, dinci iktidarlar eliyle çok daha geri bir noktada da konumlanabilir. İlericilik, aydınlanma, kadın haklarında kazanımlar kapitalist sistemlerde mutlak ve süreklilik içinde değerlendirilemez. Nitekim emperyalist projelerle laikliğin, eşitliğin ve özgürlüğün nasıl tahribat ve saldırıya uğradığını şu örneklerle görebiliyoruz: ABD’nin Yeşil Kuşak projesi, sosyalist Sovyetler Birliği’nin Ortadoğu’daki komşusu olan ülkeler tarafından dinci gericilikle kuşatılması misyonunu üstlendi. Radikal İslamcı gruplar ABD tarafından finansal olarak desteklendi, büyütüldü ve El- Kaide, Müslüman Kardeşler (İhvan) gibi örgütler yaygınlaştırıldı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte ülkesini pazar haline getirecek iktidarlara ihtiyaç duyan ABD, Yeşil Kuşak projesine ılımlı İslam aşısı yaptı.


Ülkemizde de 1950’lerden itibaren iktidara gelen sağcı, liberal hükümetler tarafından uygulanan laiklik karşıtı, Cumhuriyet’in aydınlanmacı kimliğine karşı gerici ve liberal politikalar, tüm bu İslami hareketlerin emperyalist bir proje olarak desteklenmesinden gücünü aldı. Özellikle 2002 yılında iktidara gelen Yeşil Kuşak ve ılımlı İslam projesinin ürünü olan AKP iktidarı tarafından, kadınların eşitlik ve özgürlüğüne tam 23 yıldır adım adım saldırıldı. Bu saldırılar her gün vites arttırıyor. AKP emperyalist projenin olmazsa olmazıydı ve misyonunu hakkıyla yerine getiriyor: Emekçi halkın iş ve güvenceli çalışma hakları bir bir ellerinden alınıyor, ülkemizde ekonomik krizin yükü emekçilerin omuzlarına yükleniyor, kadınların “aile içindeki rolü” pekiştirilerek kadın birey ve yurttaştan ziyade anne, eş konumuyla değerlendiriliyor. Tarikat ve cemaatler en çok kadınların özgürlüklerine göz dikerken, AKP iktidarı bakanlıkları tarikatlar arasında adeta bölüştürüyor. Kadınların eşit ücretle çalışma, doğum izni, güvenceli çalışma, ücretsiz kreş, kürtaj hakkı gibi en temel yaşamsal haklarına göz diken cemaatler ve AKP, göz göre göre kadınların hayatını felakete sürüklüyor.

Özellikle yoksul ve emekçi kadınlar için yaşam cemaat ve iktidar eliyle kuşatılıyor. Kadınlar ülkemizde kendini gerçekleştirmek, istediğini giyebilmek, kürtaj olabilmek, çalışabilmek, eğitim alabilmek şöyle dursun; öldürülmeden yaşamak için mücadele ediyor. Emekçi kadınların eşitlik ve laiklik dışında güvencesi yoktur. Korunaklı yaşama, güvenlikli işyerine, özel jetlere, lüks konutlara sahip olmayan emekçi kadınların tacize, şiddete, tecavüze, mobinge, baskı ve sömürüye karşı elinde yalnızca eşitlik ve laiklik mücadelesi bayrağı vardır. Öyleyse laiklik en çok da emekçi kadınlar için yaşamsal. Emekçi kadınlar mücadelenin en ön safında, laiklik kavgasında ülkemizi bu felaketten kurtaracak.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...