Kafkaslar tarih boyunca ticari ve askeri açıdan önemli bir geçiş güzergâhı olarak işlev görmüştür. Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişim noktasında yer alan bu bölgede birçok savaş meydana gelmiştir. 2023 yılında Azerbaycan ile Ermenistan arasında vuku bulan Karabağ Savaşı bunun en güncel örneği olarak gösterilebilir.
8 Ağustos 2025 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bir barış antlaşması imzalaması ilk bakışta Kafkas halkları için olumlu bir adım olarak görülebilir. Henüz iki yıl önce kanlı bir savaşa girmiş iki ülkenin barışması kadar iyi bir haber olabilir mi? Ne yazık ki gerçekler bunun düşünüldüğü kadar pembe bir tablonun sonucunda olmadığını gösteriyor.
Kendini birçok açıdan Roma İmparatorluğu’nun modern ardılı olarak gören ABD, Pax Romana yani Roma Barışına atfen İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı ardından kurmaya başladığı küresel hegemonyayı Pax Americana diye nitelendirdi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) varlığı sayesinde ortaya çıkan iki kutuplu dünyada ABD istediği kadar rahat hareket edemiyordu.
Kafkaslarda Pax Americana
Ancak SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte rakipsiz kalan tek süper güç ABD, dünyanın dört bir köşesinde gerçekleştirdiği işgaller, darbeler, katliamlar ve ambargolarla birlikte halklara kan kusturmaya devam etti: Afganistan, Irak, Panama, Libya, Somali, Haiti, Suriye…
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Beyaz Saray’da bahsi geçen antlaşmayı imzaladı. Trump’ın “bitmeyen savaşlardan biri” olarak nitelendirdiği Azerbaycan–Ermenistan geriliminin azaltılmasında böylece önemli bir adım atılmış oldu. Ancak bu barış ne pahasına sağlandı?
Antlaşmanın en kritik maddesi “TRIPP”, yani Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu. Barış ve refah kelimelerinin bir ABD başkanının adıyla yan yana gelmesi trajikomik olsa da, bu yol Kafkasya açısından büyük önem taşıyor. Azerbaycan, Ermenistan, Nahçıvan ve Türkiye’yi birbirine bağlayan bu hat, yani Zengezur Koridoru, 99 yıllığına ABD’li şirketlere kiralandı. Koridor boyunca ABD’liler demiryolu, otoyol ve boru hatlarının inşası ve işletmesini yürütecek.
Zengezur Koridoru öyle bir jeopolitik öneme sahip ki burayı ele geçirerek ABD tek taşla birkaç kuş vurmuş sayılabilir. İran’ın kuzeyinde, Rusya’nın güneyinde yer alan bu bölgedeki ABD varlığı özellikle İran’ı daha savunmasız hale getirebilir. Ayrıca Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’nin güzergâhlarından biri de aynı yerden geçiyor. Böylece ABD, Zengezur Koridoru üzerinden Çin’in küresel ticaret ağını bir noktadan daha sıkıştırma imkânı elde etti.
Sonuç
ABD’nin denetiminde imzalanan her antlaşma bir tür savaş antlaşmasıdır. Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışı getireceği iddia edilen bu antlaşma ise Kafkas halkları açısından gelecekteki savaşların işaretidir.
Süper güç ABD’ye boyun eğmeyen her ülke Yankee’lerin hedef tahtasındadır. ABD’nin Kafkaslarda artan varlığı bölgedeki tüm ülkeler için ciddi bir tehlikelidir. Görünen o ki, Washington Ukrayna’da uyguladığı senaryonun benzerini bu kez Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’da sahnelemeye hazırlanıyor. ABD’nin yeni cepheler açmak için savaşa süreceği yeni piyonlara ihtiyacı var.
Kafkaslara gerçek barış ABD’nin kana doymayan emperyalist-kapitalist çıkarlarıyla değil, geçmişte olduğu gibi sosyalistlerin kurduğu eşitlikçi sosyalist düzenle gelecektir. Bölgede kalıcı huzurun tek garantisi bir zamanlar Sovyetlerin kurduğu gibi sosyalizm olacaktır.


