Ana SayfaBirlik ve Dayanışma GazetesiKadınlar, Karanlığa Karşı Birlik ve Dayanışma’ya

Kadınlar, Karanlığa Karşı Birlik ve Dayanışma’ya

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 1. sayısında yayımlanmıştır.

Yazıya başlarken birkaç veri paylaşalım. “Veriler” öldürülen kadınlara ait. Sonlarına doğru yaklaştığımız 2025 yılının ilk altı ayında erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı 136; 145 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Geçtiğimiz yıllarda da kadın cinayetlerini incelediğimizde oranlar bize şunu söylüyor: Türkiye’de kadın cinayetleri ‘olağan’ bir hâl aldı. Kadınlar en çok ‘en yakınları’ tarafından öldürülüyor. Aile fertlerinden ‘namus cinayetleri’; sevgili-eşten ‘aşk cinayetleri’… Tüm bunlar ülkemizdeki iktidardan, ekonomik kriz ve derin yoksulluktan, tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerinden, eğitimde gericileşmeden bağımsız değil. Bir önceki cümlede tırnak işareti ile belirttiğimiz namus ve aşk cinayetleri ifadeleri elbette bizlere ait değil. Bizzat siyasi iktidar, kimi zaman bize nasıl giyineceğimiz, kimi zaman da nerede ve saat kaçta bulunabileceğimiz; çalışıp çalışmayacağımız ve kaç çocuk doğurmamızın daha doğru olduğu yönünde telkinler ve had bildirmelerle kendi kadın düşmanı politikalarının tezahürü olarak bir dil üretmiş oldu. “Kız mıdır kadın mıdır bilemem” diyen zamanın başbakanı ve şimdi cumhurbaşkanı, bugün de aynı zihniyetle kadınların bekaretini milyonlar önünde tartışmaya açabildi. Bugün gelinen kadın cinayetlerindeki artış, ana akım medyanın kadın düşmanı dili ve nihayet 2025-2026 “Aile Yılı” projesi de birer tesadüf değil.

Aile yılı projesi kapsamında okul müfredatında kimi değişikliklere gidilecek, etkinliklerin içeriği ise aileyi vurgulayan, önemini anlatan şekilde yeniden planlanacak, öğretmenleri ve velileri de dahil ederek bu proje tüm topluma bahşedilecek. Aile özellikle gericiliğin örgütlü olduğu toplumlarda hem sermaye hem de iktidarlar tarafından kullanışlı bir yapı olma niteliğini koruyor. Kadın aile yapısını korumak adına ev içi emeğin tüm yükünü ücretsiz şekilde omuzlayacak; ev yaşamına ve çocuk bakımına mahkûm olacak, böylece aile kurumunun devamlılığı sağlanacak. Sermaye açısından ise kadın istihdam açısından ucuz iş gücü olarak görülüyor; çalıştığı takdirde esnek çalışma, güvencesiz ve sigortasız çalışma gibi dayatmalara maruz kalıyor. Kadının sosyal hayatından, kendini birey olarak hissedebilmesinden, kadının yeteneklerinden, isteklerinden ve hedeflerinden bu noktada bahsedemiyoruz. Aile ile kuşatılan kadın evin erkeğine el mahkûm boyun eğerken makbul kadın sayılabilir. Özgürlüklerini talep eden kadın siyasi iktidarın da onayıyla cinayeti, şiddeti, tacizi ve sömürüyü hak etmiş demektir.

AKP’nin dilinden düşürmediği ‘Aile Yılı’ ve kadınların eşitliği ve özgürlüğü birbirinin tam tersi zeminde duruyor. Doğurganlığı, anneliği yücelten ve teşvik eden bu politikalar, kadınların özgürlüğüne, ekonomik bağımsızlığına, güvenliğine açıkça kurgulanan yeni bir tehdit olarak karşımızda. Kadınların öldürülmediği bir ülke, kadınların eşit yurttaş olduğu bir ülkedir. Kadınların taciz ve şiddet mağduru olmadığı bir ülke, gericiliğin, tarikat ve cemaatlerin sonunun geldiği bir ülkedir. Kadınların yaşamına sahip çıkmak için sermayesiyle, iktidarıyla, projeleriyle bizi kuşatan bu karanlığa karşı emekçi kadınların birliğini ve dayanışmasını büyütelim.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...