Ana SayfaMercekEMEKLİLİK VE YOKSULLUK

EMEKLİLİK VE YOKSULLUK

“Ankara Ulus’taki ucuz otellerin hemen hepsi yaşlı emeklilerle dolu. Odaların günlüğü 200 ila 400 lira arasında, aylık 6 bin lira ödeyen de var, 12 bin lira ödeyen de… 6 bin lira ödeyenlerin odalarında tuvalet ve banyo yok… Bir otel köşesinde yalnız başlarına yaşıyorlar. Çoğunun maaşı en düşüğünden 16 bin 881 lira, başka çareleri yok. Ne ev var, ne çoluk çocuk onlara bakacak. En az 25 yıl çalışıp çabalamışlar ve karşılığı bu olmuş, bir otel köşesi…” 1

12 Aralık günü haftalık Oksijen gazetesinde Mine Şenocaklı’nın yazısının girişindeki spot paragraf bu. Kuşkusuz başarılı bir gazetecilik örneği. Benzer örnekleri sola dair yazan gazetelerde görüyoruz özellikle sınıfın; düşük ücret, işten çıkarma, eylem/ grev haberleri sırasında yapılan röportajlarda… Bu yazıda ise yoksullukla birlikte toplum tarafından görülmez hale gelinen emeklilerin, yaşamlarına dair bazı bölümler çok iyi detaylandırılmış.

Bugün herhangi bir AVM’nin yemek katına gittiğiniz zaman masalarda oturan yaşlı insanları görürsünüz. Soğuk havalarda parkta oturmak yerine bu alanlar artık daha elverişli. Yapılan sohbetlerde benzer yoksulluk ve çaresizlik hikâyelerini de dinleyebiliyorsunuz. Okuduğumuz ve dinlediklerimiz rahatsız ediyor ve işte çaresizliğin bir başka şekli sizi de bu anlarda yakalıyor. Çaresizlik, bugünkü durumun uzun yıllardır uygulanan  ekonomik politik uygulamaların sonucu olduğunu bilmeniz. Ve bir anda değiştirebileceğiniz ve dönüştürebileceğiniz bir durum değil.

Alıntıyı yaptığımız gazetenin başka bir köşe yazısında günün ekonomik verileri ile yeni yıl asgari ücret artışının en az % 40 olması isteniyor. ” Asgari ücrette yüksek artışın istihdam kaybına yol açacağı sadece bir şayiadır. Enflasyona ek olarak milli gelir artışı da asgari ücrete eklenmelidir. Bu yılki artış en az yüzde 40 olmalıdır” 2. Bu ve benzer artış oran önerileri günün siyasetini karşıya almadan üretilen düzen içi çözümlerden fazlası değil. Bugün emeklilerin barınma, doğru beslenme, sağlık giderlerinin karşılanması zorunluluk, aslında bu noktadan başlamalı talepler. Çünkü önerilen artış oranlarının “insanca” bir yaşamı sağlaması mümkün değil.  Bu önerilerin muhatabı iktidarın ise bakışı daha evvel yine bu sayfada işlenmişti ve o yazıdaki alıntı iktidarın durumunu netleştiriyor. “SGK Başkanı Raci Kaya, vergi paketinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerine açıklamalarda bulundu. Türkiye’de sağlık sistemi ve refahın artmasıyla ölüm yaşının Avrupa Birliği (AB) düzeyine yaklaştığını belirten Kaya, “SGK’ya ödenen primlerin ortalama süresi 20 yıl. Almanya’da bu süre 45 yıl. AB ortalaması 40 yıl. Eskiden ‘mezarda emeklilik’ deniyordu çünkü 50-55 yaşta ölüyorduk. Bugün 78 yıl ortalamaya gelmişiz”3        

Bir süredir okuyor ve yazıyoruz, çocukların erken yaşlarda ucuz işgücü olarak iş yaşamına sürülmesini onların güvenlik olmadan çalıştırılmasını, iş cinayet ve kazalarında onları kaybettiğimizi. Ne çocuklarımızı ne yaşlılarımızı koruyabiliyor ne de onlara hak ettikleri yaşamı toplumsal sorumluluk anlamında sağlayabiliyoruz. Çünkü bugünkü toplumsal düzen bu sorumluluğu hayırseverlik ile yürütmeye çalışıyor, sınırlara geldiğinde de o sorumluluk görünmez oluyor.

Bugün önerilen artış oranları kabul edilse bir ferahlık yaratacak elbette, bir kazanım da olacak ancak düzenin daha doğrusu patronların/ sermayenin egemenliği bu artışları bir vadede eritecek, çünkü kapitalizm sömürü demektir, kapitalizm çok kâr demektir, kapitalizm bir grup asalak burjuvanın bizi soyması, bizim üzerimizden servetlerine servet katması demektir.

Emekliler için barınma, doğru ve yeterli beslenme, sağlık ile ilgili olanakların sağlanması zorunluluk olmalıdır. Bunun için kaynak vardır, yeter ki ürettiklerimizi bir grup asalağa teslim etmeyelim.


  1. https://gazeteoksijen.com/yazarlar/mine-senocakli/emeklilerin-evi-artik-ucuz-otel-odalari-259273 ↩︎
  2. https://gazeteoksijen.com/yazarlar/ugur-gurses/kuralli-asgari-ucret-mumkun-259293 ↩︎
  3. https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/mezarda-emeklilik/ ↩︎

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...