Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) her yıl üye ülkelerin eğitim sistemlerine dair raporlar yayımlıyor. Bu raporlar ülkelerin eğitim alanındaki karnesini ortaya koyuyor. OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim 2025 Raporu”na ilişkin değerlendirmesini Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP İstanbul Büyükada İlçe Başkanlığı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle paylaştı:
“OECD, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) gibi kuruluşlar, ülkelerin eğitim-öğretim istatistikleriyle ilgili raporlar hazırlıyorlar. 2002’den önceki raporlarda yerimizden utanıyorduk. Ama şimdi OECD raporlarında Türkiye, dünyada son 20-22 yılda eğitim devrimi yapmış bir ülke olarak tanımlanıyor.”[i]
Eğitim sistemimizde gerçekten Yusuf Tekin’in iddia ettiği gibi bir devrim mi yaşanıyor? Yoksa eğitim sistemimizin gerçekleri tam aksine bambaşka bir tablo mu ortaya koyuyor? Gelin şimdi bunlara biraz daha yakından bakalım.
Rakamlar Ne Söylüyor?
“Bir Bakışta Eğitim 2025 Raporu”na bakıldığında iki nokta dikkat çekiyor. Öncelikle, Türkiye’de okullaşma oranında artış kaydedilse de aynı zamanda işsizlik oranı da yükselmeye devam ediyor. Oysa çalışmada yer alan diğer OECD ülkelerinde, okullaşma oranının artışı işsizlikte azalmayı beraberinde getiriyor. Ülkemizde bunun tam aksinin yaşanması ise olumsuz bazı etkenlerin işin içerisinde olduğunu gösteriyor. [ii]
Okullaşma oranındaki artış sonucunda çok daha fazla öğrenci, yüksek eğitim kurumlarından mezun oluyor. Ancak gençler, eğitim aldıkları alanlardaki nitelikli işlere ulaşamıyor. İşgücü piyasası ise hizmet sektörü ağırlıklı ve ekonomik durgunluk sebebiyle daralmış durumda. Ne yazık ki gençler, mezun oldukları bölümlerle alakasız hizmet sektörü işlerinde çalışmak zorunda kalıyor.
İkinci olarak, Türkiye öğrenci başına yapılan yıllık harcama konusunda son sıralarda yer alıyor. Türkiye’de üniversite öncesi kademelerde öğrenci başına yapılan yıllık harcama 4 bin 32 dolar iken OECD ülkeleri ortalama 13 bin 527 dolar harcıyor. Ülkemiz OECD ortalamasının neredeyse üçte biri kadar yatırım yapıyor. Yükseköğretim kademesinde de yine OECD ortalamasının hemen hemen yarısı kadar yatırım sağlıyoruz.[iii]
Devrim Mi Karşı Devrim Mi?
Bakanın sözünü ettiği eğitimdeki son yirmi yılın “devrimi”, özelleştirme ve gericileşme devrimiyse, bunda sonuna kadar haklı. AKP iktidarı döneminde eğitimde piyasalaşma ve gericileşme alanında gerçekten büyük mesafe kat edildi.
Yoksul ailelerin çocukları ya imam-hatiplere ya da MESEM’lere yönlendirilirken, zengin ailelerin çocukları nitelikli eğitim vadeden özel okullara ve kolejlere gitti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in de kendi çocuğunu Ankara’daki en büyük özel okullardan birinde okuttuğu haberlere konu oldu. [iv]
Parasız, eşit, laik ve bilimsel eğitim Türkiye’deki tüm öğrencilerin en temel hakkıdır. Fakat bu hakkı birlikte mücadele ederek söküp almamız gerekiyor. Bu mücadelede öğretmenler, veliler, öğrenciler hep birlikte rol almalı.
[i] https://www.dha.com.tr/egitim/bakan-tekin-turkiye-oecd-raporlarina-gore-son-22-yilda-egitim-devrimi-yapmis-ulke-olarak-tanimlaniyor-2717859
[ii] https://www.cumhuriyet.com.tr/egitim/bakan-tekin-egitime-ayrilan-payin-oecd-ortalamasini-gectigini-soyledi-gercegin-oyle-olmadigi-ortaya-cikti-2434465
[iii] https://www.pervinkaplan.com/detay/turkiye-meksika-ile-yarisiyor-egitime-en-az-harcama-yapan-iki-ulke/32129
[iv] https://www.birgun.net/haber/bakan-tekinin-cocugu-icin-tercihi-ozel-okul-655201


