Ana SayfaBirlik ve Dayanışma GazetesiBu Düzen Çocukları Öldürüyor

Bu Düzen Çocukları Öldürüyor

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır.

Türkiye’nin üzerinde iş cinayetleri adında kapkara bir gölge dolaşıyor; bu kez o gölge, çocukların üzerine düşüyor. Urfa’nın Bozova ilçesinde, devlet eliyle “meslek öğrensin” diye bir marangoz atölyesine gönderilen 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’nin işkence edilerek öldürülmesi, yalnızca bir vahşet görüntüsünden ibaret değil. Bu olay sistemli bir sömürü düzeninin, denetimsizliğin ve devlet politikalarıyla büyütülen bir karanlığın dışa vurumu.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verileri, durumun münferit bir olay olmadığını acı bir netlikle yüzümüze çarpıyor. Bugün Türkiye’de yaklaşık 505 bin öğrenci, MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) kapsamında haftanın dört günü işyerlerinde “stajyer” adı altında ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor. 2025 yılı boyunca en az 80’den fazla çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Son iki yılda sadece MESEM kapsamında en az 15 çocuk, farklı liselerde staj adı altında ise en az 7 öğrenci iş cinayetlerinde can verdi.

Muhammed tek değil; bu liste utanç vesikası gibi uzuyor: İstanbul’da kafası sac büküm makinesine sıkışarak can veren 14 yaşındaki Arda Tonbul, Kütahya’da üzerine sunta blokları devrilen 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, inşaattan düşen, elektrik akımına kapılan, pres makinesinde ezilen daha nice çocuk… Bir ülke için bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?

İktidarın “gençlere hem diploma hem gelir sağlayan yerli ve milli model” diye allayıp pulladığı MESEM, aslında çocukların organize sanayi bölgelerine dağıtıldığı, “eti senin kemiği benim” zihniyetiyle ucuz işgücüne dönüştürüldüğü bir tuzaktır. Haftanın 4 günü sanayide, yalnızca 1 günü okulda olan bir sisteme “eğitim” denemez. Bu, eğitimi işçiliğin kılıfı haline getiren bir kölelik modelidir. Üstelik maaş ve sigorta yükünü de devlet üstleniyor. Yani patronlara ölümüne çalıştırabileceği “bedava işçi” yani köleler sağlanıyor.

Muhammed Kendirci’nin ölümü, çocukların işyerlerinde ne kadar korumasız olduğunu bir kez daha gösterdi. Okulda olması gereken bir çocuk, sanayi sitesinin sert, denetimsiz ve çoğu zaman şiddet içeren hiyerarşisinin içine atılıyor. Denetim yok, iş güvenliği uzmanı yok, pedagojik yaklaşım yok. Sadece “üretim” ve “kâr” hırsı var.

Son 12,5 yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu sayı yüzlerce sınıf dolusu öğrenci demek. Her biri, piyasanın acımasız çarkları arasında yok edilen bir yaşam. Muhammed Kendirci, bu çocuklardan sadece biriydi ama eğer bu düzen değişmezse sonuncusu olmayacak…

Hiçbir çocuğun kaderi “çalışırken ölmek” olmamalı. Bir çocuğun yeri torna tezgahının başı, inşaat iskelesinin tepesi veya marangoz atölyesi değildir. Çocuğun yeri okul sırasıdır, parktır, kütüphanedir.
Bunun için:

  • Çocuk işçilik yasaklanmalıdır.
  • MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) uygulaması derhal kaldırılmalıdır.
  • Kamusal ve parasız bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.

Çocuklarımız fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda iş cinayetlerine kurban gitmemeli. Bu kanlı çarkı durdurmak, Muhammed’e ve yitirdiğimiz tüm çocuklara borcumuzdur.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...