<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mert Yıldırım, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<atom:link href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/author/mert-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<description>Gücümüz Birliğimizden Gelir</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Oct 2025 13:14:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/wp-content/uploads/2025/10/cropped-BDS-Logo-For-Print-CMYK-32x32.png</url>
	<title>Mert Yıldırım, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">248468133</site>	<item>
		<title>Cumhuriyet: Kutlama Değil, Yeniden Kuruluş</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cumhuriyet-kutlama-degil-yeniden-kurulus/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cumhuriyet-kutlama-degil-yeniden-kurulus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2025 13:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=4465</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün Cumhuriyet’in 102. yılına girdik. 1923 Cumhuriyet’i köhnemiş, geri Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ve emperyalistlerin Anadolu üzerindeki paylaşım planlarına karşı ileri bir atılımdı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda toprak mülkiyeti ve siyasi iktidar padişahın elindeydi. Yine padişahın nezdinde temsil edilen hilafetle birlikte toplum, ümmet kimliğinde yan yana geliyordu. Bu bilimsel düşünceyi boğan, toplumu köle olarak gören anlayıştı. Padişah aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cumhuriyet-kutlama-degil-yeniden-kurulus/">Cumhuriyet: Kutlama Değil, Yeniden Kuruluş</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün Cumhuriyet’in 102. yılına girdik. 1923 Cumhuriyet’i köhnemiş, geri Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ve emperyalistlerin Anadolu üzerindeki paylaşım planlarına karşı ileri bir atılımdı. Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda toprak mülkiyeti ve siyasi iktidar padişahın elindeydi. Yine padişahın nezdinde temsil edilen hilafetle birlikte toplum, ümmet kimliğinde yan yana geliyordu. Bu bilimsel düşünceyi boğan, toplumu köle olarak gören anlayıştı. Padişah aynı zamanda halife olduğu için, devlet de şeriat devleti olduğu için, devlete ve padişaha karşı çıkmak veya eleştirmek de kâfirlik olarak değerlendiriliyordu. Kapitülasyonlar ve padişahın vergileri yüzünden, halk açlıkla boğuşuyordu. Bu anlayış sadece bize özgü değil, bütün dini monarşiyle yönetilen ülkelerde düzen böyleydi. Diğer ülkelerin halkları da verdikleri mücadeleyle devrimler yaptılar. Özellikle Fransız Devrimi, 1848 Devrimleri ve Ekim Devrimi akıldan, emekten yana bir toplumun kurulabileceğine dair insanlığa yön gösterdi. Ülkemiz de bu devrimlerden etkilendi ve 1923 Cumhuriyet’i bu koşullarda ortaya çıktı. Her ne kadar 6 yıl öncesinde komşusunda işçi sınıfının iktidarına dayanan Ekim Devrimi yaşanmış olsa da, Cumhuriyet burjuva karakterle doğdu ve kapitalist yolu seçti.</p>



<p>Cumhuriyet tarihsel açıdan ilerlemeye tekabül etse bile, kapitalist yolu seçmesi kendisini sürekli daha gerici bir pozisyona itti. Kendi kazanımlarını sürekli törpüleyen bir hale büründü. İşgale ve emperyalist paylaşıma karşı ortaya çıkan Cumhuriyet, kuruluş yıllarının ardından işgalciler ve emperyalistlerle işbirliği yaptı. Kapitalist yolu seçerek milli burjuva sınıfını yaratan Cumhuriyet, bütün ilerici yanlarını yitirdi. En sonunda karşı devrimcileri iktidara taşıdı ve 23 yıldır iktidarda olan AKP,&nbsp; Cumhuriyet’e duyduğu sonsuz kin ve nefretiyle elde kalan son kazanımları da yok etti. Bugün 1923 yılında kurulan Cumhuriyet’e dair elimizde hiçbir şey kalmadı. Karşı devrimci AKP, sermaye sınıfıyla birlikte 1923 Cumhuriyeti’ni yok edip yerine 2. Cumhuriyet dediğimiz garabet, emek ve işçi düşmanı, ümmetçi bir sistem getirdi. Osmanlı gibi tek adamcı, ümmetçi, emekçileri boğan bu sistemin Cumhuriyet ile hiçbir alakası yoktur. Bugün 102. Yılı kutlanan Cumhuriyet aslında ölmüş ve bir mücadeleye dönüşmüştür.</p>



<p>Tarihsel koşullar gereği bugün artık 1923 yılında kurulan Cumhuriyet’e geri dönüş mümkün değildir. Yaşadığımız 2. Cumhuriyet ise yıkılmalıdır. O halde yeni bir Cumhuriyet kurmamız gerekmektedir. Cumhuriyet tekrar ayağa kaldırılacaktır. Fakat bu sefer emekçilerin elinde yükselecek Cumhuriyet; emekten, halktan ve akıldan yana olacaktır. O yüzden tabutuna çivi çakılan Cumhuriyet’i kutlamayalım, yeniden ve emekten yana tekrar kuralım. Sosyalist Cumhuriyet için mücadeleye ve örgütlenmeye&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cumhuriyet-kutlama-degil-yeniden-kurulus/">Cumhuriyet: Kutlama Değil, Yeniden Kuruluş</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cumhuriyet-kutlama-degil-yeniden-kurulus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4465</post-id>	</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;nin Meşruiyet Krizi</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/akpnin-mesruiyet-krizi/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/akpnin-mesruiyet-krizi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 13:05:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Perspektif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=4282</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasal rejimlerin meşruiyeti olgusu yüzyıllar boyunca filozofların, siyaset bilimcilerin ve düşünürlerin merakla incelediği konulardan biri olmuştur. Yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkide, yöneten nasıl yöneten olarak kalabildiği ve yönetilenin ise nasıl yönetenin yönetmesini kabul ettiği ana tartışma başlıklarından biridir. Tarih boyunca toplumları ve rejimleri incelediğimizde rıza-zor ilişkisi, hukuki meşruiyet, liderin karizması, toplumun geleneksel dayanakları gibi birçok [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/akpnin-mesruiyet-krizi/">AKP&#8217;nin Meşruiyet Krizi</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Siyasal rejimlerin meşruiyeti olgusu yüzyıllar boyunca filozofların, siyaset bilimcilerin ve düşünürlerin merakla incelediği konulardan biri olmuştur. Yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkide, yöneten nasıl yöneten olarak kalabildiği ve yönetilenin ise nasıl yönetenin yönetmesini kabul ettiği ana tartışma başlıklarından biridir. Tarih boyunca toplumları ve rejimleri incelediğimizde rıza-zor ilişkisi, hukuki meşruiyet, liderin karizması, toplumun geleneksel dayanakları gibi birçok başlık karşımıza çıkar.</p>



<p>Meşruiyet kavramının kendisinin, normatif açıdan incelenmesine baktığımızdaysa eğer Antik Yunan’a gidersek erdemi, bilgeliği, ortak iyiliği ve filozof kralları görürüz. Bu, Antik Yunan’da Platon, Aristo gibi düşünürler tarafından öne sürülen meşruiyetin esas olarak neye dayandığını işaret eder. Daha ilerleyen dönemlerde düzenin ve güvenliğin sağlanmasına rastlarız. Kimisi ise meşruiyeti haklar temelinde kurar veya genel irade kavramıyla ilişkilendirebilir.</p>



<p>Bunların hepsini kendi başlarına doğru kabul etsek veya ideal olan ‘evet, bu’ desek bile en nihayetinde geçmişten günümüze kadar süren yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkiyi, meşruiyetin kaynağını açıklamaktan yoksun kalmaktadır. Çünkü yöneten ve yönetilen arasında meşruiyeti sürekli ve devamlı bir şekilde sağlayacak bir kaynak yoktur. Meşruiyet burada yalnızca yöneten ve yönetilenler arasında sınıfsal çelişkileri gizlemek için var olan bir perdedir. Bu bakımdan meşruiyet dediğimiz şey ise doğal olarak gelen bir şey değil, aslında üretilen ve devletin, egemen sınıfın çıkarlarını, toplumun genel çıkarları olarak göstermesine dayanmaktadır. Ve medya, din, eğitim gibi bütün enstrümanlar aslında birer fabrika gibi bu ideolojik kabulü yani meşruiyeti üretir.</p>



<p>Yöneten kimi zaman hukuka, seçimlere dayanabilir ve milli irade söylemi üzerinden rıza üretebilir. Kimi zaman din, ahlak, kimlik üzerinden siyaset yapıp ümmetçilik yapabilir. Kimi zaman ise icraatlarından bahsedip, eskiyi karşısına alarak refah ve istikrar üzerinden rıza üretilebilir. Fakat bunların hepsi egemen sınıfların, var olan sınıfsal çelişkileri gizlemek için kullandığı birer paravandırlar. Egemen sınıflar yalnızca üretim araçlarına değil aynı zamanda meşruiyet araçlarına da sahiptirler ve kontrol ederler. Yani şunu demek yerinde olacaktır: Meşruiyet halkın kendi rızasından değil fakat egemen sınıfların iktidarını korumasından doğar.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong>AKP’nin Hamleleri</strong></p>



<p>Egemen sınıfın 23 yıllık temsilcisi Tayyip Erdoğan ve AKP ise bu süre boyunca egemen sınıf lehine rıza üretmek ve meşruiyet kazanmak için birçok iş yaptı. Eğitim sistemini komple değiştirdi. Dini-muhafazakâr bir kuşak yetiştirme politikası eğitim sisteminin ana omurgasını oluşturdu. 4+4+4 eğitim politikası, okullarda başörtü serbestliği, memleketin her yerine imam hatip okulları açılması ve zorla öğrencilerin bu okullara yönlendirilmesi, devlet yurtlarını işlevsizleştirerek öğrencileri cemaat ve tarikat yurtlarına mecbur bırakmak. Dindar ve kindar bir neslin yeni yaratılan rejimin önemli unsurlarından biri olacak olması ve meşruiyet alanını buradan hatırı sayılır ölçüde genişletecek olması AKP için kritik başlıklardan biriydi. Yine burayla bağlı olarak Diyanet’in bütçesi astronomik boyutlarda arttırıldı. Tarikatlar, cemaatler ve Diyanet aracılığıyla din, kamusal hayatın tam merkezine oturtuldu. Toplum ümmet teması altında buluşturulmaya çalışılırken, rejimin ve iktidarın meşruiyetinin kendisi tanrısal ve ilahi bir temele oturtuldu. Toplumun sisteme olan öfkesi ise bir şekilde AKP tarafından sürekli bastırıldı. Bu bazen ‘Elitler bize karşı’ söylemiyle öfke, Eski Türkiye’ye yöneltilerek yapıldı. Bazen yerli ve milli duruş diyerek öfkeyi kendisine karşı olan herkese yöneltilerek yapıldı, bazen ise zor kullanılarak yapıldı.</p>



<p>Fakat en nihayetinde 23 yıllık AKP ve Tayyip Erdoğan iktidarında meşruiyet duvarlarının aşındığını görebiliyoruz. Belirli noktalarda AKP iktidarı yara alıp yıpranmış olsa da bir şekilde iktidarını korumaya devam edebildi. Haziran Direnişi, 15 Temmuz darbe girişimi, ekonomik krizler, 2024 yerel seçimleri gibi. 23 yılın sonuna geldiğimizde şunu görüyoruz ki AKP hâlâ meşruluk arayışında. 23 yıllık AKP iktidarı hâlâ toplumun çoğunluğu tarafından meşru görülmüyor ve bu yeni rejime rıza gösterilmiyor. Ve medya, din, kültür, spor veya aklınıza ne gelirse, hiçbir araç AKP’yi şu an meşru bir hale getiremiyor. Getiremediği içinki tutuklamalar yapılıyor, sansürler uygulanıyor, rejim sopasını gösteriyor. Ve daha ötesi rıza üretmek için çare olarak ABD aranıyor.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong>Meşruiyet Kaynağı ABD</strong></p>



<p>Bundan bir süre önce ABD&#8217;nin Ankara büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Tayyip Erdoğan’ın meşruiyete ihtiyacı olduğunu açıkça itiraf etti. Bu meşruiyeti vereceklerini ve Türkiye’de çok büyük değişimler olacağını iddia etti. Hemen ardından Tayyip Erdoğan, Trump ile görüşmeyi başardı ve anlaşmanın sonuçları ortaya çıktı: Heybeliada Okulu, F-35 uçakları, Gazze, Halk Bankası davası ve en ilgi çekeni Rus doğalgazı yerine ABD doğalgazının alınması. Zaten anlaşılan o ki anlaşma sağlanmış, sağlanmış ki meclis açılışındaki tabloyu gördük. Babacan, Davutoğlu, Erbakan, DEM Parti, MHP, İYİ Parti, BBP&#8230; Hepsi Erdoğan’ın elini sıkmak, sohbet etmek için küçük bir çocuk gibi yarışma halindeydi.</p>



<p>Düzen muhalefeti, ABD tarafından meşruiyeti şu anlık garanti altına alınmış Tayyip Erdoğan’ın gözüne girmek için sıraya girmişti. Meşruiyet krizi, ABD ile görüşmeler, düzen muhalefetinin Tayyip Erdoğan’ın yanında bitmesi aslında AKP için bir süredir ajandasında bulunan yeni anayasa tartışmaları için bir güzergâh sunuyor.</p>



<p>Sermaye ve AKP’ye mevcut anayasa dar ve uyumsuz gelmekte. Türkiye’de bir rejim değişikliği yaşandı fakat kapsamlı bir anayasa değişikliği henüz yaşanmadı. Bu uyumsuzluk yani rejimin yönetilmesi ve nasıl yönetileceğine dair kaideler arasındaki uyumsuzluk, AKP’nin memleketi kaidesiz bir şekilde yönetmesine yol açtı. Mevcut anayasa aslında ilga edilmiş durumda. Bu rejim için çok ciddi bir tehdit haline dönüşmüş durumda, çünkü var olan krizleri derinleştiren ve yeni çelişkiler yaratan, sürekli daha çok bir düğüm haline dönüşen bir yumak yaratıyor. Ayrıca yıllar süren AKP iktidarındaki ‘kazanımların’ bir şekilde teminat altına almak gerekiyor.</p>



<p>Yeni anayasa devlet ve sermaye için de çok büyük bir öneme oturuyor. Bölgesine daha çok yayılmaya ve müdahale etmeye çalışan bir Türkiye için yeni bir anayasa şart gibi duruyor. Düzen muhalefetinin büyük bölümünü yeni anayasa tartışmaları ile yanına almak isteyecek olan AKP ve Tayyip Erdoğan meşruiyet tartışmasına kendi tarafından en net cevabı bu şekilde verecek gibi duruyor. Cephe tekrar mobilize edilmeye, taban da tekrar konsolide edilmeye çalışılacak. AKP artık halka seslenerek rıza üretmek yerine, emperyalist aktörler, sermaye ve düzen içi güçler yardımıyla rıza üretiyor.</p>



<div style="height:30px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<p><strong>Sonuç</strong></p>



<p>Tarihsel olarak baktığımızda her meşruiyet krizi, meşruiyetin aynı rejim tarafından sağlanmasıyla bitmemiştir. Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin meşruiyetini kaybetmesi ile birlikte dinsel hâkimiyetin çöküşüne ve aklın yükselişine tanıklık ettik. Kral 1. Charles’ın parlamentoyu karşısına alması ile meşruiyeti tamamen kaybetmesine ve idam edilmesine yol açtı. Bu, İngiltere’de parlamentonun kalıcı hale gelmesini sağlayacaktı. Yoksulluk, aristokrasiye sağlanan yüksek ayrıcalıklar Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi Kral 16. Louis’i idama kadar götürdü ve meşruiyet Tanrı’dan halka geçti. 19 ve 20. yüzyıllarda çok uluslu imparatorluklar yıkıldı ve artık meşru olmayan kutsal hanedanlar, egemenliklerini halka devretmek durumunda kaldılar. Egemen sınıfların meşruiyeti kaybı, sınıfsal çelişkileri daha görünür kılmaktadır.</p>



<p>AKP’nin bugün meşruiyeti ABD tarafından sağlanmaya çalışılsa da, gençler, kadınlar ve emekçiler nezdinde sağlanamaz. Hem bu iktidar, hem de bu düzen meşruluğunu kaybetmiştir. Emekçilerin bu düzenle kaybedecekleri daha fazla vakitleri olamaz.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/akpnin-mesruiyet-krizi/">AKP&#8217;nin Meşruiyet Krizi</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/akpnin-mesruiyet-krizi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4282</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sayılarla Sermaye ve Emekçiler</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sayilarla-sermaye-ve-emekciler/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sayilarla-sermaye-ve-emekciler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mert Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 15:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Perspektif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=3986</guid>

					<description><![CDATA[<p>2025 yılının sonlarına doğru geliyoruz. Her sene olduğu gibi devlet kurumları büyümeye, işsizliğe, enflasyona ve birçok ekonomik parametreye dair verilerini açıklıyor. Bankalar ve finans kuruluşları istatistiklerini paylaşıyor, geleceğe dair beklentilerini ve “temennilerini” dile getiriyor. En nihayetinde bu kurumları ve ekonomistleri dinlediğimizde mesele matematik ve sayılar. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyümüştü. Yılın 2. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sayilarla-sermaye-ve-emekciler/">Sayılarla Sermaye ve Emekçiler</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>2025 yılının sonlarına doğru geliyoruz. Her sene olduğu gibi devlet kurumları büyümeye, işsizliğe, enflasyona ve birçok ekonomik parametreye dair verilerini açıklıyor. Bankalar ve finans kuruluşları istatistiklerini paylaşıyor, geleceğe dair beklentilerini ve “temennilerini” dile getiriyor. En nihayetinde bu kurumları ve ekonomistleri dinlediğimizde mesele matematik ve sayılar. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyümüştü. Yılın 2. çeyreğinde ise yüzde 4,8 büyüdü. İşsizliğin yüzde 8 ile düşüş eğiliminde olduğunu görebiliyoruz. Enflasyon ise yüzde 32.95 olarak açıklanarak, geçen yılın aynı zamanına göre ciddi bir fark olduğu ortada. Zira 2024 Ağustos raporunda yüzde 51.97 idi. Devlet kurumları ve finans kuruluşlarına göre ekonomi iyiye gidiyor. Peki gerçekten öyle mi? Bizler de bu kuruluşlar gibi ekonominin iyiye gittiğini hissediyor muyuz? Bizim için de işsizlik düşüyor mu veya ekonomimiz büyüyor mu? Yani ortaya konulan bu sayılar biz emekçiler için aynı anlamı ifade ediyor mu?</p>



<p>Sayıları biraz da bizim perspektifimizden okuduğumuzda bazı çıplak gerçekleri görebiliyoruz. Örneğin toplumun en zengin yüzde 10’u, ülkemizin yüzde 68’lik servetini elinde tutuyor. Buna karşılık toplumun en altındaki yüzde 50’lik kısım ise ülke servetinin yalnızca yüzde 2,6’sını elinde tutuyor. Üretilen değerin ezici çoğunluğuna toplumun çok küçük bir azınlığı tarafından el konulmakta. Yüzde 10’luk bir kesim muazzam bir refah içerisinde yaşarken, geri kalan kesim ise her geçen gün daha da yoksullaşıyor. Çok değerli ekonomistlerimizin ve kurumlarımızın bu sayıları çok gördüğünü maalesef söyleyemeyiz.</p>



<p>2025’in 2. çeyreğinde Koç Holding 7,7 milyar TL kâr açıkladı. Sabancı Holding 1,8 milyar TL kâr açıkladı. Doğan Holding 21,8 milyar TL kar açıkladı. Daha böyle birçok şirket mevcut. Peki ödedikleri vergiler ne kadar? Mesela Koç Holding üzerinden örnek verelim. Koç Holding’in en önemli gelir kalemlerinden birisi TÜPRAŞ. Geçen yılın tamamına baktığımızda TÜPRAŞ yıllık cirosunun yüzde 1’ini bile vergi olarak ödememiş. Bu durum neredeyse bütün hepsi için geçerli. Milyonlarca dolarlık cirolar yapan şirketler, cirolarına oranla neredeyse yüzde 0’a yakın vergi ödüyorlar. Onlar için sayılar bu şekilde. Emekçiler için ise sayılar çok daha farklı bir boyutta. Temmuz ayı ile birlikte bir haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı 86.036 TL. Bu sayı bir hanenin yoksulluk sınırının altına düşmemesi için belirlenen sayı. Yani gıda, kira, faturalar, eğitim, ulaşım vs gibi temel ihtiyaçların karşılanması için gereken miktar bu kadar. Bunun yanında asgari ücret ise 22.104 TL. DİSK-AR’ın araştırmasına göre ise emekçilerin yüzde 69,3’ü asgari ücretin yüzde 50 fazlası ve altına çalışıyor. Asgari ücrete çalışanların oranı ise yüzde 33.9. Sayılar bizim taraftan bakıldığında hiç iç açıcı gelmiyor.</p>



<p>Emekçiler için reel ücret kayıpları ise can alıcı boyutta. Yine DİSK-AR raporuna göre işçi ücretlerinin yüzde 40’ı enflasyon, kesinti ve vergilere gitmiş durumda. Asgari ücretli bir çalışan Ocak 2025’ten bu yana 55 bin 130 TL birikimli kayıp yaşadı. Asgari ücretlinin 2 aylık çalışması vergi ve enflasyona gitti. Emekçilerin reel ücretleri erirken, sermaye tarafı ise tam tersine güçleniyor.<br><br>Ay sonunu getiremeyen emekçiler mecburi bir şekilde borçlanıyor. Bireysel kredi veya kredi kartı borcu bulunan kişi sayısı 42,4 milyona ulaştı. 2025’in ilk yarısında bireysel kredi kartı veya kredisini ödeyemeyenlerin sayısı 1 milyon 201 bin 388. Buna karşın BIST 100’de banka sektöründeki şirketlere baktığımızda, zarar açıklayan şirket oranı 0. Evet, zarar açıklayan şirket yok. Ağustos 2025 itibariyle gıda enflasyonu yüzde 33 olurken, BIST 100’de gıda sektöründe zarar açıklayan şirket yok. Kiralarda yıllık artış oranı yüzde 74’ü geçmiş durumdayken, BIST 100’de gayrimenkul sektöründe zarar açıklayan şirket yok.</p>



<p>Emekçiler reel ücret kaybı yaşıyor yani çalıştığı halde daha az alabiliyor. Sermaye ise reel kâr artışı yaşıyor yani daha çok büyüyor. Bugün yaşadığımız durum bir bölüşüm şoku. Pandemi dönemi ile zirvesine ulaşan ve hala sert bir şekilde devam eden bir bölüşüm şoku yaşıyoruz. Bunun sonucu olarak gelir ve servet eşitsizliği büyüyor, emekçiler ve sermaye arasındaki  makas açılıyor. Emekçiler için sonucu ay sonunu borçla getirmek, porsiyonlarını azaltmak, yoksullaşmak olurken; sermaye içinse gökdelenlerini arttırmak, offshore hesaplarını büyütmek, yurt dışında yeni yatırımlar yapmak oluyor. Yani onlar zenginleştikçe biz yoksullaşıyoruz. Ekonomik kriz mi? Evet, var ama biz emekçiler için var. Sayılar öyle söylüyor. Ama sermaye için ortada herhangi bir kriz yok. Yine sayılar öyle söylüyor.</p>



<p>O zaman sorun bireyin çalışkan veya tembel olması, zeki olması veya olmaması, yabancı dil öğrenip öğrenmemesi değil. Sorun emekçiyi sömüren bu düzenin kendisi. Bu düzen milyonlarca emekçiyi sömürerek ayakta durabiliyor. O halde diyeceğiz ki yoksulluk kader değil, bu düzeni değiştirmemiz lazım. Örgütlenerek, dayanışarak, birleşerek bu düzeni değiştireceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sayilarla-sermaye-ve-emekciler/">Sayılarla Sermaye ve Emekçiler</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sayilarla-sermaye-ve-emekciler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3986</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
