<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kerem Usluer, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<atom:link href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/author/kerem-usluer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<description>Gücümüz Birliğimizden Gelir</description>
	<lastBuildDate>Thu, 30 Jul 2026 11:13:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/wp-content/uploads/2025/10/cropped-BDS-Logo-For-Print-CMYK-32x32.png</url>
	<title>Kerem Usluer, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">248468133</site>	<item>
		<title>Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/duzene-can-simidi-temel-vatandaslik-geliri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri CHP’deki butlan kararının hemen sonrasında yeni bir parti seçeneği tartışılmaya başlanmıştı. Gidişat her durumda yeni bir partinin kuruluşunu tek çözüm olarak dayatıyordu. Yalnızca mücadelenin süresi ve yeni partinin ne zaman hayata geçeceği konusunda olasılıklar tartışılırken yeni parti “YENİ PARTİ” ismi ile siyasi hayata girdi. Girişi, hızlı isim ve logo [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/duzene-can-simidi-temel-vatandaslik-geliri/">Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP’deki butlan kararının hemen sonrasında yeni bir parti seçeneği tartışılmaya başlanmıştı. Gidişat her durumda yeni bir partinin kuruluşunu tek çözüm olarak dayatıyordu. Yalnızca mücadelenin süresi ve yeni partinin ne zaman hayata geçeceği konusunda olasılıklar tartışılırken yeni parti “YENİ PARTİ” ismi ile siyasi hayata girdi. Girişi, hızlı isim ve logo tartışması ile oldu. Topluma nasıl çözümler öneriyor, ne farklı olacak gibi temel tartışmalardan önce isim ve logo konusunda bir ter atıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeni Partinin Programında Ekonomi ve Sosyal Politikalar</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara düzeni değiştireceğiz diye sunulan programın girişinde toplumdaki eşitsizlik ve adaletsizliğe dikkat çekilip “kara düzen”e son verileceği sürekli tekrarlanırken ilerleyen bölümlerde yeni düzen bir “Türkiye İttifakı” ile tarif ediliyor. Parti kurulmadan önce partinin, siyasi yelpazenin merkezinde “dört eğilimin” yeni temsilcisi olacağı söyleniyordu, en azından programda bu söylentilerin karşılıksız kalmadığı görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Bu ittifakta işçi de çiftçi de esnaf da sanayici de vardır. Gençler, kadınlar, öğrenciler, emekliler, kamu çalışanları, işsizler, engelliler, girişimciler, bilim insanları ve sanatçılar vardır. Bütün etnik kökenlerden, bütün inançlardan ve yaşam biçimlerinden yurttaşlar vardır. Solcular, sağcılar, yurtseverler, demokratlar, milliyetçiler, muhafazakârlar, özgürlükçüler vardır.”&nbsp;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii işin ana noktası partinin özellikle ilk başta bahsettiği kara düzene son verilince yerine geçecek düzenin ekonomide nasıl şekilleneceği. Burada da tüm aktörler değişmeden yer alıyor. <em>“Partimiz, kamunun stratejik öncü gücünü, özel sektörün dinamizmini, örgütlü emeğin üretkenliğini, bilimsel ve yenilikçi bilgi birikimi ile toplumsal katılımı bir araya getiren yeni bir ekonomi anlayışını savunur. Bu anlayış halkın yararına ve kamucu temellere dayanır.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında ilk başta bahsedilen eşitsizlikler konusunda tespitler çözüm noktasında beklenildiği gibi yalpalıyor, yeni ekonomi anlayışında üretim ilişkilerinin dönüştürülmesine dair hiçbir iz bulunamıyor. Kamunun daha girişken ve öncü olması sermaye ile dinamik bir iş birliğini tarif ediyor sadece.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyal politikalar ile ilgili bölümün girişinde ise şu yazıyor:<em> “Sosyal politika devletin vatandaşlara lütfu değildir, vatandaşların temel haklarının teslim edilmesidir. Sosyal destekler, siyasi aidiyet ilişkilerinden, keyfilikten ve geçici yardımlardan arındırılarak kurumsal, şeffaf ve kalıcı hale getirilecektir. Sosyal yardım ihtiyacı azaltılacak, ihtiyacı olanlar için sosyal yardımlar artırılacaktır.” </em>Ve burada bu yazının asıl amacına geliyoruz, geçmişi on yılları bulunan temel vatandaşlık gelirine.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Her vatandaşın insanca yaşam koşullarını güvence altına alacak temel vatandaşlık geliri uygulanacaktır.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Temel Vatandaşlık Geliri Maddesi ve İlk Ortaya Çıkışı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Vatandaşlık Geliri kavramıyla Londra Üniversitesi’ne bağlı&nbsp;<em>Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu</em>’nda (SOAS) Endüstriyel İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Guy Standing’in “Yeni Tehlikeli Sınıf: Prekarya” kitabı ile tanışmıştım. Kitap güvenceli iş bulamayan, esnek, ucuz ve ağır çalışma koşullarına mecbur kalmış özellikle gençler, göçmenler, kadınlar ve yaşlıları proletaryadan kopararak yeni bir sınıf tanımı “prekarya” altında topluyordu. Kitap boyunca bu koşulları örnekler ile anlatan Standing her vatandaşa Koşulsuz Temel Gelir sağlanan bir çözümü sunuyor ve bu çözümle güvencesizlik korkusunun sonlanacağını ve bir pazarlık gücüne kavuşacağını savunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Temel Vatandaşlık Tartışmaları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapitalizmin sonuçlarından yoksulluk için emekçilerin mücadelesi, yüzyılları bulan sosyal politikaların kapılarını açmıştır. 1789 Fransız devrimi ile eşitsizlikler üzerinden gündeme giren sosyal politikalar, sözleşmeler, çeşitli sigorta güvenceleri ve Keynesyen politikalar ile kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda zaman zaman gelişmiş, sıkıştığı anda da ilk vazgeçilen politika olmuştur. Ancak kapitalizmin “süreklileşen” krizi dünya da olduğu gibi Türkiye’de de bu çözümün tartışılmasını yeniden sağladı. Birkaç yıldır gündeme gelen bu tartışma AKP iktidarının da radarına girdi, en azından medyaya yansıyan bilgiler bu yöndeydi. Bir partinin programına girmesi yeni olabilir ama düzenin ortaklaştığı bir gündem olduğu ortada.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Temel Vatandaşlık Geliri Kapitalizmin Can Simidi Mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmiş yılların neoliberal politikasının emekçi sınıflar üzerinde yarattığı tahribat, temel vatandaşlık geliriyle bu tahribatını azaltarak yıkıcı neoliberal politikasının bir süre daha nefes almasını sağlamaktan başka bir amaç taşımıyor aslında. Temel Vatandaşlık Geliri kriz bir takım sosyal politikalardan vazgeçilmesini mecbur kıldığından yerine konacak bir çözümdür. Kamunun göreceli olarak destek sağladığı sağlık, eğitim gibi alanlardan tüm bu desteği çekerek veya yok sayılacak kadar küçülterek emekçileri tamamen piyasa düzeninin insafına bırakacaktır. Devlet kaynak olarak vergilerden yararlanacak, bu kaynak harcamalar ile sermayeye aktarılacaktır. Diğer kaynak da emekçiden alınan primlerin toplandığı fonların yağmalanması ve dağıtılması olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Vatandaşlık Geliri kapitalizmin krizi, krizin sonucu derinleşen yoksulluğu yönetebilmesinin araçlarından biridir. Sadaka kültürünün devamıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu öneri “kara düzenin” daha da kararmasından başka bir sonuç getirmeyecektir. Bizim ihtiyacımız bölüşümdeki eşitsizliğin üzerine giderek üretim süreçlerini dönüştürmektir.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/duzene-can-simidi-temel-vatandaslik-geliri/">Düzene Can Simidi: Temel Vatandaşlık Geliri</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zorbalığa, Sömürüye ve Geleceksizliğe Emekçiler Son Verecek!</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/zorbaliga-somuruye-ve-geleceksizlige-emekciler-son-verecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:42:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 11. sayısında yayımlanmıştır. Mevcut iktidar, egemenliğini sürdürmek, sermayenin yolunu sonuna kadar açmak için gerekli ve uzun zamandır planlandığı açık olan, toplumsal hareketleri ve siyaseti dizayn etmeye dair adımları hayata geçirmeye devam ediyor. Bunlardan en önemlisi de mutlak butlan davası oldu. Bu olağanüstü gelişme ile birlikte Türkiye’nin politik gündemi de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/zorbaliga-somuruye-ve-geleceksizlige-emekciler-son-verecek/">Zorbalığa, Sömürüye ve Geleceksizliğe Emekçiler Son Verecek!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 11. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut iktidar, egemenliğini sürdürmek, sermayenin yolunu sonuna kadar açmak için gerekli ve uzun zamandır planlandığı açık olan, toplumsal hareketleri ve siyaseti dizayn etmeye dair adımları hayata geçirmeye devam ediyor. Bunlardan en önemlisi de mutlak butlan davası oldu. Bu olağanüstü gelişme ile birlikte Türkiye’nin politik gündemi de kilitlendi. Elbette iktidar için bu, önemli bir adım ve bunun toplum ve siyasetteki yansımaları uzun süre devam edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler; işçiler ve emekçiler ise bu gündemi biriken öfkemizle izliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tepkimizi, öfkemizi akıtabilecek ve onu bir sele dönüştürecek günlerden ise uzak değiliz. Dip dalgası gibiyiz, bu dalganın da nedenleri işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik ve tünelin ucundaki ışığa uzak olduğumuzu düşünmek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enflasyon bizi gıda, kira ve ulaşım ile vuruyor. Merkez Bankasının yeniden düzenlediği oranlar bile yaşamın içindeki artışlardan çok uzak. Asgari ücretin 28 bin lira olduğu ülkede, yoksulluk sınırı 109 bin açlık sınırı ise 36 bin. 33 bin lira aslında brüt ücret ama bundan bile vergi alınıyor, birçok temel ihtiyaç maddesinden alınan dolaylı vergiler hariç. Bizden aldıklarını da kepçe ile sermayeye servis ediyorlar. Meşhur bakan Mehmet Şimşek yükü hiçbir zaman biz ücretlilere yüklemeyeceğini söylüyordu ama asgari kurumlar vergisini % 9’a düşürerek, kaynağı belirsiz paranın sisteme sokulmasına ceza muafiyeti getirerek, finans merkezinde 20 yıl boyunca 0 ( sıfır ) vergi ile tüm yükü alıp bize nasıl yüklediğinin ispatı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grevleri yasaklayan, direnen ve mücadele eden işçiye baskı uygulayan, hapseden, iş cinayetleri, çocuk yaştaki çocukları MESEM denen garabet ile sömürülmesine olanak sağlayan, madencilik ile doğayı talan eden, sermayeye peşkeş çeken bir iktidardan başka bir şey beklenemezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınıf mücadelesi, grevler, direnişler, eylemler ise bu dip dalgasının ipuçlarını bize gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağımsız Maden İş’in öncülüğündeki Doruk Madencilik direnişi kazanımla bitti. Birikmiş ücretler, kıdem/ihbar tazminatları ve toplu sözleşme alacaklarının ödeneceği, ücretsiz izin dayatmasına son verileceği duyurulsa da patronlar henüz sözlerini yerine getirmedi. Eğer bu durum devam ederse Bağımsız Maden İş yeniden eylem kararı aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemli bir grev haberi, Gebze ve Şekerpınar’dan geldi. Lastik-İş sendikasında örgütlü Procter &amp;Gamble (P&amp;G) fabrikasında 12 Mayıs’ta greve başlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ege Serbest Bölgesi’nde Safe Spice Gıda’da Tekgıda-İş üyesi işçiler, sözleşme masasında uzlaşma çıkmaması üzerine 8 Mayıs’ta greve başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Egetaş Kömür İşletmesi Madeninde Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) üyesi madenciler, iki yıldır ödenmeyen maaş farkları ve işçi sağlığı/güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle 13 Mayıs’ta iş bırakarak direnişe geçti.<br>İtalyan Lisesindeki grev 100 günü aştı. Tez-Koop-İş üyesi öğretmenler, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlere karşı başlattıkları grevin 100. gününde okul önünden İtalya Konsolosluğuna yürüdüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">HH Tekstil’de ve Gezer Tekstil fabrikasında sendikal baskıların son bulması için eylemler yapıldı.Tazminatları ve gasp edilen maaşları için mücadele eden Barta Tekstil işçileri de eylemlerini patronun evinin önüne kadar taşıdılar. Egetaş Kömür İşletmesi işçileri, eksik yatırılan ücretler, verilmediği belirtilen kömür hakları ve iş güvenliği eksiklikleri nedeniyle eylem başlattılar. Tokat’taki Şık Makas işçilerinin alacakları için başlattıkları direniş 250. güne doğru ilerliyor. İflas nedeni ile işsiz kalan İlke Isın Cam işçileri eylemleri ile alacaklarını talep ettiler. İBB iştiraki Ağaç AŞ’de güvenlik soruşturması bahanesiyle işten çıkarılan işçilerin direnişi ilk ayını doldurmak üzere. Toplu Sözleşme görüşmeleri tıkanan Sumitomo işçileri 2 Haziran’da greve çıkma kararının ardından patronlar acele ile sözleşmeyi imzaladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buraya sığmayan nice eylem ve direnişler var. İşçi sınıfına yönelen bu saldırıya karşı örgütlü işçiler direniyor. Bizim bu saldırıda cepheyi büyütmemiz için ilk adımımız örgütlenmek olmalı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik Dayanışma Hareketi tüm işçileri örgütlenmeye çağırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dip dalgasını güçlü şekilde yalnızca örgütlü sınıf mücadelesi yüzeye çıkartır.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/zorbaliga-somuruye-ve-geleceksizlige-emekciler-son-verecek/">Zorbalığa, Sömürüye ve Geleceksizliğe Emekçiler Son Verecek!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5220</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Nasıl Bir Eğitim Nasıl Bir Toplum</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/nasil-bir-egitim-nasil-bir-toplum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 10:56:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 10. sayısında yayımlanmıştır. Okullarda artan şiddet olaylarına ve can güvenliği sorununa karşı eğitimciler birçok ilde eylem düzenlediler. Son yılların en kapsamlı eyleminde on binlerce öğretmen derslere girmedi, yürüyüşlere katıldı. Öğrenciler de okulu boykot ettiler. Öğretmenler okula gelmeyenlerin yoklamalarda yok sayılmayacağını söyleyerek, şiddetin hedefindekiler olarak dayanışma gösterdiler. Öğretmenler çeşitli illerde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/nasil-bir-egitim-nasil-bir-toplum/">Nasıl Bir Eğitim Nasıl Bir Toplum</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 10. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Okullarda artan şiddet olaylarına ve can güvenliği sorununa karşı eğitimciler birçok ilde eylem düzenlediler. Son yılların en kapsamlı eyleminde on binlerce öğretmen derslere girmedi, yürüyüşlere katıldı. Öğrenciler de okulu boykot ettiler. Öğretmenler okula gelmeyenlerin yoklamalarda yok sayılmayacağını söyleyerek, şiddetin hedefindekiler olarak dayanışma gösterdiler. Öğretmenler çeşitli illerde yaptıkları eylemlerin açıklamalarında özetle, şu noktalara değindiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bizler sınıflarımızda eşitliği, kardeşliği ve bilimin aydınlığını anlatmaya çalışırken; dışarıdaki mevcut sistem şiddeti meşrulaştıran, silahlanmayı kolaylaştıran ve sınıfsal uçurumları derinleştiren bir çarkı döndürmeye devam ediyor. Bu saldırıları “münferit cinnet vakaları” olarak görmek, buz dağının altındaki toplumsal çürümeyi görmezden gelmektir. Gençlerin eline kitap yerine silahın bu kadar kolay geçebildiği bir düzende, okulların etrafına örülen yüksek duvarlar bizleri korumaya yetmeyecektir. Bugün, sadece can güvenliğimiz için değil; insanın insana kıymadığı, emeğin ve yaşamın kutsal sayıldığı bir toplum düzeni için sınıflardan çıktık. Okullarımızın kışla ya da hapishaneye dönüşmesini değil; şiddetin kökünün kazındığı gerçek birer eğitim yuvası olmasını savunmaya devam edeceğiz”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şiddeti disiplin sorununa indirgeyen, bireysel bir ahlak sorunu olarak gören anlayışın, düzenin toplumsal ilişkiler üzerindeki etkilerini görmemesi, bu yaşananlarda sorumluluklarının görülmesi açısından oldukça önemlidir. Eğitim, öğrenciler için yoksulluğun, rekabetin, yabancılaşmanın zorbalığa dönüştüğü alanlarda hapsolmuştur. Öğrenciler geleceksizlik ile baş başadır. Öğretmenler üzerinde idari baskı, düşük ücret, bunun yanında yetersiz binalar, kalabalık sınıflar, temizlik malzemeleri alamayacak kadar düşük bütçeler sorunların ne kadar devasa olduğunu göstermesi açısından önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşananlar bir güvenlik meselesinden çok daha fazladır. Bugün her yıl küçülen eğitim bütçesini özel güvenliğe, X_Ray cihazlarına ayırmak mıdır çözüm ? Bugün üniversitelere tüm bu önlemlere rağmen giren palalı faşistleri görmüyor muyuz ?<br>Peki, çözüm dizi veya oyunları yasaklamak mıdır? Tüm bunların son saldırılar ile direkt bağlantısı nasıl sağlanmaktadır? Evet diziler ideolojik olarak düzenin en önemli araçlarından biridir. Sürekli bireysel kurtuluşun empoze edilmek istenmesi ile birlikte en önemli kitle iletişim araçlarından televizyonda, bireylere şiddet, saldırganlık içeren içerikleri ile birlikte suçlu davranış biçimlerinin sunulması ,suç işleme davranışlarında etkili olmaktadır. Veya silah şirketleri ile yapılan lisans anlaşması bile oyun şirketlerinin , dağıtımcılarının sorgulanması için yeterlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">15-29 yaş arası ne eğitimde, ne işte kendine yer bulamayanların ülkesi Türkiye. İşsizlik, yoksulluk, umutsuzluk, geleceksizlik hayatının hemen her alanına çeşitli şekillerde kendini gösteriyorken; bu düzenin yarattığı tahribatı görmezden gelerek dizileri oyunları suçlu ilan etmek yalnızca güvenlik sorununa indirmek suçun gerçek kaynaklarını örtmek değil midir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyalist deneyimler bu eğitimin mümkün olduğunu göstermiştir. Bugün yalnızca yasaklayarak, okullara güvenlik barikatı yığarak bu olayların sonunu getirmeyecektir. İhtiyacımız olan Dayanışmayı, kolektif üretimi teşvik eden; sınıfsal farklılıkların yaşanmayacağı bir şiddeti besleyen ekonomik ve sosyal farklıkların olmadığı eğitim sistemidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/nasil-bir-egitim-nasil-bir-toplum/">Nasıl Bir Eğitim Nasıl Bir Toplum</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5194</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sınıfın Gündemi</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sinifin-gundemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 10:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 9. sayısında yayımlanmıştır. 2026’nın dördüncü ayını, derinleşen yoksullukla ve büyüyen işsizlikle karşılıyoruz. DİSK-AR İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporuna göre AB üyesi ülke ortalamasında geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 12,2 iken Türkiye’de yüzde 29,7. Bu oran kadınlarda ise yüzde 39,1. Gıda enflasyonunda yüzde 31.69 ile üçüncüyüz, hemen üstümüzde ikinci sırada [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sinifin-gundemi/">Sınıfın Gündemi</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 9. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">2026’nın dördüncü ayını, derinleşen yoksullukla ve büyüyen işsizlikle karşılıyoruz. DİSK-AR İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporuna göre AB üyesi ülke ortalamasında geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 12,2 iken Türkiye’de yüzde 29,7. Bu oran kadınlarda ise yüzde 39,1. Gıda enflasyonunda yüzde 31.69 ile üçüncüyüz, hemen üstümüzde ikinci sırada ABD emperyalizminin saldırısı sonucu savaşta olan İran var. Ve bu savaş sırasında kapanan Hürmüz Boğazının ekonomiye etkilerini henüz hissetmedik. Savaşın etkileri en çok özellikle lojistik ve enerji sektörünü vuracak, en fazla da gıdayı etkileyecek. Doğrudan ve dolaylı vergiler ile emekçilerin sürekli cebinden alan hükümet, patronların talebi ile kripto varlıklardan vergi alınmasını erteleyerek yasa tasarısından çıkardı. Ücretlere artış yapılırken 2026’da petrol varilinin ortalama 65 dolar olması öngörülüyordu. Kısaca bu öngörü de çökmeye mahkûmdu ama beklenenden erken çöktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşçiler Mahkeme Salonlarında</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dilovası Ravive Kozmetik’te yaşanan patlama sonucu 7 işçi yaşamını yitirmişti. Bu katliamın mahkemesi geçtiğimiz günlerde başladı. Mahkemede işçiler sürekli elektrik arızası yaşandığını şalterlerin attığını, sağlıksız bir ortamda çalıştıklarını resmi kurumların bu süreçlerde denetime gelmediklerini, iş tanımının net olmadığını, mutfakçı diye alınan işçilerin üretimin tüm aşamalarında çalıştırıldığını, sigorta yapılmayan işçiler olduğunu, yemeklerin paletler üzerinde yendiğini, çalışanlar arasında çocukların da olduğunu söylediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Patron Ali Osman Akat ise önce aileleri basın açıklaması yapmaları nedeni ile suçladı. Konkordato ilan ettiğini “asıl” mağdurun kendisi olduğunu, binlerce iş kazası olmasına rağmen patronların yargılanmadığını, bu yüzden neden mahkemede olduğunu anlamadığını söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir-Tek Sendikası başkanı Mehmet Türkmen, Sırma Halı önünde işçilerle yaptığı dayanışma konuşması nedeni ile tutuklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soma maden katliamına ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada ise istinaf mahkemesi, zaman aşımı nedeniyle davaların düşmesine karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adöksan’da sudan gerekçelerle işten atılan kadın işçiler işe iade davasını kazandılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İş Cinayetleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son 15 günde, Uşak’ta Mehmet Can Aydoğan beton pompasının altında kalarak, Antep’te Bünyamin Beşe Gıda Fabrikasında yükleme yaparken, Kemal Kekeç döner makineye sıkışarak, Çankırı’da inşaat işçisi Ejder Yıldırım 3. kattan düşerek, Aydın’da maden şantiyesinde TIR kadın işçi Bahar Durmaz’a çarpması sonucu, Darıca’da bakım sırasında elektriğe kapılan Nami Yaylak, Kütahya’da pres makinesine sıkışan Murat Kaya, Lüleburgaz’da demirci dükkanında patlama sonucu Kerem Şengün, Mardin’de bakım için direğe tırmanan Arif Değirmencioğlu elektrik akımına kapılarak, İnegöl’de Mikail Aktaş gazdan zehirlenerek yaşamını yitirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Kepez’de serada çalışan Suriyeli tarım işçilerinin kaldığı konteynerde çıkan yangın sonucu 7 aylık hamile Leyle Elali (27), Muna Ahmed (9), Fatma Ahmed (8), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5) ile Mahmud Ahmed (4) yaşamını kaybetti. Tarım işçileri kayıt dışı, güvencesiz, sağlıksız ortamlarda, ağır iş yükü altında çalışıyorlar. Altyapı sorunları ile birlikte çocuklar bu süreçte eğitimden uzak kalıyorlar. Ve yalnızca Antalya’da mevsimlik tarım işçisi sayısı 100 bin civarında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Barınma koşullarını sağlıklı hale getirecek, işçi sağlığı önlemlerinin tam olarak alınacağı, iş güvencesinin sağlanacağı yaşam için, örgütlü mücadeleden başka yol yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylemler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Petlas, Sırma Halı, enflasyon altındaki ücret artışları için, Arnavutköy’de ödenmeyen ücretleri için Şenpres, Urfa’da Mercan İplik ve aynı gerekçe ile Benim Hikayem dizi işçileri, fişleme, kötü yemek koşulları ve düşük ücretler için Bekaert işçileri, Dardanel’de işten atılan işçiler verilemeyen tazminatlarını eylemleri sonucu tazminatları almaya hak kazandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmelerde anlaşma sağlanamayan Gübretaş Altın Madeni’nde 17 Mart’ta greve çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik ve Dayanışma Hareketi olarak tüm grev ve eylemleri selamlıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/sinifin-gundemi/">Sınıfın Gündemi</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5191</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Evsiz ve Bir Ölüm</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/bir-evsiz-ve-bir-olum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 17:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan korunmak için tamirhane önündeki otomobile giren evsiz bir kişi hayatını kaybeti. Araçta henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. İtfaiyenin müdahalesi sonrası otomobilde cansız beden bulundu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.” Soruşturma sanırım şöyle olacak: Tamirhanenin önünde o aracın ne işi vardı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/bir-evsiz-ve-bir-olum/">Bir Evsiz ve Bir Ölüm</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan korunmak için tamirhane önündeki otomobile giren evsiz bir kişi hayatını kaybeti. Araçta henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. İtfaiyenin müdahalesi sonrası otomobilde cansız beden bulundu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soruşturma sanırım şöyle olacak: Tamirhanenin önünde o aracın ne işi vardı, o araca nasıl girildi vb. Bir insanın neden evsiz kaldığı, neden tamirhane önündeki bir araca girmek zorunda kaldığı soruşturulmayacak. Zaten evsizlik ve dışarıda bulabildiği yerlere sığınmak bu düzenin vaka-ı adiyesi, yani normali. Bu düzen derken bahsettiğimiz ise kapitalizm.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen yıl kapitalizmin göbeğinde, yalnızca Avrupa’da 500’e yakın evsiz, sert kış şartlarında hayatını kaybetti. Zaten soğuklar değil midir eşitsizliği görünür kılan? Avrupa derken örneğin Fransa’da 300 bin kişi evsiz. Paris ve çevresinde 20 bin kişi sokaklarda yaşıyor. Yalnızca Paris değil Berlin, Milano gibi şehirlerde de evsizlik ciddi sorun. Ve çözüm evsizleri donmamaları için spor salonları gibi yerlerde bir süre barındırmak. Bizde de evsizlik var ve bizde de propagandası yapılan bir konu, evsizleri böyle yerlerde bir gece misafir etmek.<br>Geçtiğimiz Aralık ayının sonunda önümüze düşen şu haberde olduğu gibi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İstanbul Valisi Davut Gül aşırı soğuk hava nedeniyle kentteki evsiz vatandaşları uygun tesislerde misafir ettiklerini bildirdi. Vali Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, “Kıymetli İstanbullu hemşehrilerimiz lütfen dikkat. Şu anda İstanbul’da hava sıcaklığı 4 dereceye düştü. Hafta sonu daha da düşmesi bekleniyor. İstanbul Valiliği olarak bimekan insanlarımızı yılın 365 günü sokakta bırakmıyor, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın destekleriyle uygun tesislerde misafir ediyoruz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uygunluk varsa “bimekan” insanlarımız misafir ediliyor, çünkü o çok bilinen alıntıda söylendiği gibi düzen “yardım edilmiş yoksullar istiyor”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evsizlerin donarak ölmesini engellemek yönetenler için bir başarı öyküsü olabilir; oysa evsizliğe, evsizliğe neden olan koşullara, evsizlikle birlikte açlığa, yoksulluğa karşı mücadele ise bizim derdimiz. Biz çünkü “ o yoksulluğu kaldırmak istiyoruz”.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/bir-evsiz-ve-bir-olum/">Bir Evsiz ve Bir Ölüm</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5076</post-id>	</item>
		<item>
		<title>MESS’in Dayatmalarına Karşı Direniş!</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/messin-dayatmalarina-karsi-direnis/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/messin-dayatmalarina-karsi-direnis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 6. sayısında yayımlanmıştır. Metal sektöründe devam etmekte olan toplu sözleşme görüşmeleri sendikalı yaklaşık 150 bin işçiden daha fazlasını ilgilendiriyor. Buradan çıkacak artış oranı tüm sektör için belirleyici olacak. Geçtiğimiz döneme baktığımızda metal sektöründe üretim artışı yaşandı, ciro artışları enflasyonun üzerine çıktı. Bu artışı sağlayan teknolojik yatırımlar değil, işçilerin daha [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/messin-dayatmalarina-karsi-direnis/">MESS’in Dayatmalarına Karşı Direniş!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 6. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Metal sektöründe devam etmekte olan toplu sözleşme görüşmeleri sendikalı yaklaşık 150 bin işçiden daha fazlasını ilgilendiriyor. Buradan çıkacak artış oranı tüm sektör için belirleyici olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz döneme baktığımızda metal sektöründe üretim artışı yaşandı, ciro artışları enflasyonun üzerine çıktı. Bu artışı sağlayan teknolojik yatırımlar değil, işçilerin daha uzun saatler çalışması oldu. Türk Metal Sendikası ise tüm bunlara gözünü kapayarak sözleşme öncesinde işçiler arasında piyasaların durgun ve patronların zorda olduğu görüşünü yaydı. İşçilerin karşı çıkmasına rağmen % 38 artış önerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MESS toplu sözleşme masasına bu yıl da sefalet ücreti dayatması ile geldi. % 10’luk artış oranı ile başlayan görüşmeler sonuçlanmadı ve uyuşmazlığa gidildi. Bu durumun ardından 60 günlük yasal arabuluculuk görüşmeleri başladı. Sözleşmenin işçi tarafında Türk Metal ve Birleşik Metal İş bulunuyor. Türk Metal her TİS sürecinde olduğu gibi yine patron sendikası MESS ile birlikte hareket ediyor. Süreci uzatarak bir bıktırma taktiği izliyorlar. Tabii masada yalnızca ücretler yok; çalışma koşulları, yan haklar ve iş güvencesi de önemli maddeler. Geçtiğimiz yıl metal işçilerinin yaşadığı ekonomik tablonun özeti ise aşağıda:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan aralık ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporunda metal iş kolunda MESS üyesi iş yerlerindeki ortalama ücrete denk gelen “brüt 3 asgari ücret” (78 bin 17 TL) düzeyinde gelir elde eden işçilerin kayıplarını çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Metal işçisi düzeyindeki bir çalışanın ücreti, Mayıs 2025 itibarıyla yüzde 27’lik vergi dilimine girmesi nedeniyle yüksek kesintilere maruz kaldı. Kasım 2025’te bu düzeydeki brüt ücretten yapılan vergi ve prim kesintisi 25 bin 582 TL’ye ulaşırken, aynı ayda enflasyon kaynaklı erime ise 15 bin 594 TL oldu. Böylece metal işçisi statüsündeki bir çalışanın sadece Kasım ayındaki toplam kaybı 41 bin 176 TL olarak gerçekleşti. Yılın 11 aylık dönemi toplu olarak incelendiğinde ise bu ücret grubundaki bir işçinin enflasyon ve kesintiler nedeniyle yaşadığı toplam kayıp 360 bin 873 TL gibi rekor bir seviyeye çıktı. Sonuç olarak, bu ücret düzeyindeki gelirin yüzde 42.1’i vergi, kesinti ve enflasyon yoluyla işçinin elinden alındı.”<br>(Evrensel/Andaç Aydın Arıduru )</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Metal İş Sendikası bu dayatmalara karşı aralık ayının sonunda vardiya başına 1’er saatlik iş durdurma eylemleri yapıldı. Sendika Genel Başkanı Özkan Atar “MESS’in yüzde 10 zam dayatmasına karşı başlatılan iş durdurma eylemlerinin planlı ve kararlı bir mücadele hattının parçası olduğunu, 8 Aralık’ta MESS ile uyuşmazlık tutulmasının ardından Merkez Toplu Sözleşme Komisyonunu toplayarak üretimden gelen gücün kullanılması yönünde karar aldıklarını hatırlattı. 18 Aralık’ta sözleşme kapsamındaki tüm fabrikalarda birer saatlik iş durdurma eylemi yapıldığını belirten Atar, 21 Aralık’ta Gebze’de gerçekleştirilen mitingin de işçiler açısından önemli bir moral ve dayanışma yarattığını söyledi.“<br>Bugün ülkenin % 63’ü asgari ücret sınırında bir gelir elde ediyor. Sendikalı çalışanlar ise en az 3’te 1 oranında daha fazla gelir elde ediyorlar. Bu örgütlü mücadelenin bir sonucu. MESS kendisiyle iş birliği yapacak sendikalarla TİS sürecine katılmak istiyor. Eylemler, direnişler ise patronları korkutuyor; bu yüzden yasaklar ve baskılarla sonuç almaya çalışıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün sınıfın hafızasında mücadeleyle kazanılan haklar var. Ama kuşaklar zamanla değişiyor; bu yüzden genç işçilere bu hafıza aktarılmalı. Bu da ancak alanda ve direnerek olur.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/messin-dayatmalarina-karsi-direnis/">MESS’in Dayatmalarına Karşı Direniş!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/messin-dayatmalarina-karsi-direnis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5027</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eğitim Değil, Ucuz İş Gücü: MESEM</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/egitim-degil-ucuz-is-gucu-mesem/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/egitim-degil-ucuz-is-gucu-mesem/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 14:12:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır. Ekonomik ve bölüşüm krizinin sonuçlarından biri olan yoksulluğun sonucu, kötü şartlarda yetişen ve yaşayan, temel gereksinimlerden yoksun çocukların iş yaşamına özellikle ağır ve emek yoğunluğu yüksek sektörlere çok erken yaşlarda katılmasıdır.Ülkenin ekonomik ve eğitim politikaları ne yazık ki bu şekilde yapılandırılmıştır. Çocuklar için başka bir seçenek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/egitim-degil-ucuz-is-gucu-mesem/">Eğitim Değil, Ucuz İş Gücü: MESEM</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomik ve bölüşüm krizinin sonuçlarından biri olan yoksulluğun sonucu, kötü şartlarda yetişen ve yaşayan, temel gereksinimlerden yoksun çocukların iş yaşamına özellikle ağır ve emek yoğunluğu yüksek sektörlere çok erken yaşlarda katılmasıdır.Ülkenin ekonomik ve eğitim politikaları ne yazık ki bu şekilde yapılandırılmıştır. Çocuklar için başka bir seçenek yaratamayan ve hatta sermaye için bunu teşvik eden devlet, bunu meşru hale getirmek zorunda olduğundan dolayı bir proje ile ortaya çıkmış ve buna da Mesleki Eğitim (MESEM) ismini vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mesleki Eğitim</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumsal üretime katkıda bulunacak nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi bu iş gücünün bilinçli ve kolektif kullanımı, toplum için faydalıdır. Tabii bu bir eğitim sürecidir teknik beceri gelişimi kadar. Bu eğitim çocukların akademik, pedagojik ve toplumsal bilinç olarak ilerlemesini de sağlamalıdır. Üretimin sürecinin bütününü kavrayacak eğitim ile de kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşmanın da önüne geçilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu eğitimin kimin için verildiği bu noktada önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilginin gelişimi, aktarılması sanayi toplumu ile birlikte hız kazandı. Meslek eğitimi de üretim tarzının değişmesi ile usta-çırak ilişkisinden daha hızlı, daha ucuz bir üretim hedefleyen bir yapıya dönüştü. Bu süreçte insanın iş yerinde bir makinanın parçası haline gelmesi ile mevcut iş gücü niteliğinden başka nitelikli elemanlara ihtiyaç duyuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet ile birlikte meslek eğitiminde günün koşullarına ve gereksinimlere göre meslek okulları açıldı. Erkek, Kız Sanat okulları ile birlikte Ticaret okulları vardı. Bunun yanında yıllar içinde Tapu Kadastro, Hastabakıcılık, Hemşirelik, Balıkçılık, İnşaat Ustalığı, Ziraat, Matbaacılık, Laborant, Otelcilik, Meteoroloji, Aşçılık gibi meslek özellerinde okullar açıldı.<br>Piyasaya tam teslimiyetine ise 1980 yılından sonra başladı. O yıllarda yazın 21 günlük olan staj 1987 ile önce yarı dönem staja sonra ise 2 gün okul 3 gün staja dönüştü. Hedef ise toplum faydasından daha çok sermayenin ucuz iş gücü sağlaması idi. O yıllarda meslek liseli olarak akademik eğitimin, pedagojik gelişimin dikkate alınmadığı ve ayrıca mesleki eğitimin yetersiz olduğu yaşama değil üretim sürecindeki ucuz emeğe hazırlandığımız bir eğitim dönemi geçirdik. Staj dönemi okuldaki meslek seçiminden bağımsız ağır işlerin yüklenilmesi ile geçiyordu. O ve daha sonraki yıllarda okuduğu bölüme ait bir işte kendini bulan öğrenci sayısı da çok azdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2014 yılında liseler kapatılıp Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri altında toplandı. 2016 yılında ise Mesleki Eğitim adı altında 4 gün işyerinde 1 günlük okulda eğitim olan ve 4 yıl süren bunun sonucunda lise diplomasına dönüşen bir proje başlatıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Dönüşüm MESEM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mayıs 2019’da Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Anadolu Ajansı’na şunları söylemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bakan Selçuk, mesleki ve teknik eğitimin doğası gereği sektörle yakın iş birliği gerektirdiğinin altını çizerek, bu konuya sistematik yaklaştıklarını vurguladı. Geleceğin güçlü Türkiye’si için nitelikli teknik elemanlar yetiştirmek üzere tüm hazırlıkları tamamladıklarına dikkati çeken Selçuk, “Bakanlık olarak meslek liselerindeki tüm alanlarda iş dünyası ile iş birliği yaptık. Meslek liselerinde 53 alanda iş dünyası ile imzalanmış 128 protokol yürütüyoruz. Sektörle birlikte planlanan eğitimleri almış meslek lisesi öğrencilerimize istihdamda öncelik tanınacak. Dolayısıyla bu yıl tercih yapacak öğrencilerimize mesleki ve teknik eğitimi bir alternatif olarak düşünmelerini tavsiye ediyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklamadaki sektörle iş birliği okuldaki eğitimin sermayeye teslim edilmesi, sistematik yaklaşım ucuz iş gücü sağlamaktan başka bir anlam taşımıyor. Sermaye bir katkısı olmadan bu iş gücü havuzundan yararlanmasının ilanı bu. Ve en tehlikelisi ise çocuk işçiliğin meşruiyet kazanması.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakan, meslek ve teknik eğitimin öğrenciler için iyi bir tercih olduğunu söylerken, öğrenciler içinse durum zayıf bir akademik eğitim, temel eğitimde eksiklik, erken yaşta eğitimden koparılarak iş yaşamının olumsuz yanları ile tanışması ve gelecek için mesleki beceri kazanılması yerine düşük ücretli işlere mecbur kalmaktan başka bir anlam taşımıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanında daha ciddi ve güncel sorun ise iş sağlığı, güvenliğinin yetersizliği, denetimin yapılmaması amacın öğrenim değil üretim olmasıdır.<br>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2024 yılında 9 çocuk işçinin iş cinayetinde yaşamını kaybettiği bir projedir MESEM.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu proje burjuvazinin kârını korumak ve arttırmak ile ilgili. Çocuklarımızı geleceksizlikten kurtarmaktan başka seçeneğimiz yok. Elbette çocukları iş yaşamına iten ekonomik politikaları değiştirmek zorundayız. Ama ondan önce de bu projenin sonlandırılması için de mücadele etmeliyiz. Yalnızca kaza ve cinayet olduğunda kadrajımıza girmemeli; yaşamı kavramış, donanımlı, toplumsal fayda sağlayacak emeğine yabancılaşmamış çocuklar, gençler ile geleceğimizi kurmalıyız.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/egitim-degil-ucuz-is-gucu-mesem/">Eğitim Değil, Ucuz İş Gücü: MESEM</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/egitim-degil-ucuz-is-gucu-mesem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5041</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EMEKLİLİK VE YOKSULLUK</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emeklilik-ve-yoksulluk/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emeklilik-ve-yoksulluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 06:36:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=4945</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ankara Ulus’taki ucuz otellerin hemen hepsi yaşlı emeklilerle dolu. Odaların günlüğü 200 ila 400 lira arasında, aylık 6 bin lira ödeyen de var, 12 bin lira ödeyen de&#8230; 6 bin lira ödeyenlerin odalarında tuvalet ve banyo yok&#8230; Bir otel köşesinde yalnız başlarına yaşıyorlar. Çoğunun maaşı en düşüğünden 16 bin 881 lira, başka çareleri yok. Ne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emeklilik-ve-yoksulluk/">EMEKLİLİK VE YOKSULLUK</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ankara Ulus’taki ucuz otellerin hemen hepsi yaşlı emeklilerle dolu. Odaların günlüğü 200 ila 400 lira arasında, aylık 6 bin lira ödeyen de var, 12 bin lira ödeyen de&#8230; 6 bin lira ödeyenlerin odalarında tuvalet ve banyo yok&#8230; Bir otel köşesinde yalnız başlarına yaşıyorlar. Çoğunun maaşı en düşüğünden 16 bin 881 lira, başka çareleri yok. Ne ev var, ne çoluk çocuk onlara bakacak. En az 25 yıl çalışıp çabalamışlar ve karşılığı bu olmuş, bir otel köşesi&#8230;” </em><sup data-fn="3c06074d-a3ae-4b38-993c-84a3cef9fdcb" class="fn"><a id="3c06074d-a3ae-4b38-993c-84a3cef9fdcb-link" href="#3c06074d-a3ae-4b38-993c-84a3cef9fdcb">1</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Aralık günü haftalık Oksijen gazetesinde Mine Şenocaklı’nın yazısının girişindeki spot paragraf bu. Kuşkusuz başarılı bir gazetecilik örneği. Benzer örnekleri sola dair yazan gazetelerde görüyoruz özellikle sınıfın; düşük ücret, işten çıkarma, eylem/ grev haberleri sırasında yapılan röportajlarda… Bu yazıda ise yoksullukla birlikte toplum tarafından görülmez hale gelinen emeklilerin, yaşamlarına dair bazı bölümler çok iyi detaylandırılmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün herhangi bir AVM’nin yemek katına gittiğiniz zaman masalarda oturan yaşlı insanları görürsünüz. Soğuk havalarda parkta oturmak yerine bu alanlar artık daha elverişli. Yapılan sohbetlerde benzer yoksulluk ve çaresizlik hikâyelerini de dinleyebiliyorsunuz. Okuduğumuz ve dinlediklerimiz rahatsız ediyor ve işte çaresizliğin bir başka şekli sizi de bu anlarda yakalıyor. Çaresizlik, bugünkü durumun uzun yıllardır uygulanan&nbsp; ekonomik politik uygulamaların sonucu olduğunu bilmeniz. Ve bir anda değiştirebileceğiniz ve dönüştürebileceğiniz bir durum değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alıntıyı yaptığımız gazetenin başka bir köşe yazısında günün ekonomik verileri ile yeni yıl asgari ücret artışının en az % 40 olması isteniyor. ”<em> Asgari ücrette yüksek artışın istihdam kaybına yol açacağı sadece bir şayiadır. Enflasyona ek olarak milli gelir artışı da asgari ücrete eklenmelidir. Bu yılki artış en az yüzde 40 olmalıdır” </em><sup data-fn="14ff7eda-bdde-4725-a5e5-4c1071d2e650" class="fn"><a id="14ff7eda-bdde-4725-a5e5-4c1071d2e650-link" href="#14ff7eda-bdde-4725-a5e5-4c1071d2e650">2</a></sup>. Bu ve benzer artış oran önerileri günün siyasetini karşıya almadan üretilen düzen içi çözümlerden fazlası değil. Bugün emeklilerin barınma, doğru beslenme, sağlık giderlerinin karşılanması zorunluluk, aslında bu noktadan başlamalı talepler. Çünkü önerilen artış oranlarının &#8220;insanca&#8221; bir yaşamı sağlaması mümkün değil.  Bu önerilerin muhatabı iktidarın ise bakışı daha evvel yine bu sayfada işlenmişti ve o yazıdaki alıntı iktidarın durumunu netleştiriyor. <em>“SGK Başkanı Raci Kaya, vergi paketinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerine açıklamalarda bulundu. Türkiye’de sağlık sistemi ve refahın artmasıyla ölüm yaşının Avrupa Birliği (AB) düzeyine yaklaştığını belirten Kaya, “SGK’ya ödenen primlerin ortalama süresi 20 yıl. Almanya’da bu süre 45 yıl. AB ortalaması 40 yıl. Eskiden ‘mezarda emeklilik’ deniyordu çünkü 50-55 yaşta ölüyorduk. Bugün 78 yıl ortalamaya gelmişiz”</em><sup data-fn="d3b6b614-99b8-451d-ab3b-34cc49dccf82" class="fn"><a id="d3b6b614-99b8-451d-ab3b-34cc49dccf82-link" href="#d3b6b614-99b8-451d-ab3b-34cc49dccf82">3</a></sup><em>        </em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir süredir okuyor ve yazıyoruz, çocukların erken yaşlarda ucuz işgücü olarak iş yaşamına sürülmesini onların güvenlik olmadan çalıştırılmasını, iş cinayet ve kazalarında onları kaybettiğimizi. Ne çocuklarımızı ne yaşlılarımızı koruyabiliyor ne de onlara hak ettikleri yaşamı toplumsal sorumluluk anlamında sağlayabiliyoruz. Çünkü bugünkü toplumsal düzen bu sorumluluğu hayırseverlik ile yürütmeye çalışıyor, sınırlara geldiğinde de o sorumluluk görünmez oluyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün önerilen artış oranları kabul edilse bir ferahlık yaratacak elbette, bir kazanım da olacak ancak düzenin daha doğrusu patronların/ sermayenin egemenliği bu artışları bir vadede eritecek, çünkü kapitalizm sömürü demektir, kapitalizm çok kâr demektir, kapitalizm bir grup asalak burjuvanın bizi soyması, bizim üzerimizden servetlerine servet katması demektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emekliler için barınma, doğru ve yeterli beslenme, sağlık ile ilgili olanakların sağlanması zorunluluk olmalıdır. Bunun için kaynak vardır, yeter ki ürettiklerimizi bir grup asalağa teslim etmeyelim.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="3c06074d-a3ae-4b38-993c-84a3cef9fdcb"><em> </em><a href="https://gazeteoksijen.com/yazarlar/mine-senocakli/emeklilerin-evi-artik-ucuz-otel-odalari-259273"><em>https://gazeteoksijen.com/yazarlar/mine-senocakli/emeklilerin-evi-artik-ucuz-otel-odalari-259273</em></a> <a href="#3c06074d-a3ae-4b38-993c-84a3cef9fdcb-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="14ff7eda-bdde-4725-a5e5-4c1071d2e650"><a href="https://gazeteoksijen.com/yazarlar/ugur-gurses/kuralli-asgari-ucret-mumkun-259293"><em>https://gazeteoksijen.com/yazarlar/ugur-gurses/kuralli-asgari-ucret-mumkun-259293</em></a> <a href="#14ff7eda-bdde-4725-a5e5-4c1071d2e650-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="d3b6b614-99b8-451d-ab3b-34cc49dccf82"><em><a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/mezarda-emeklilik/">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/mezarda-emeklilik/</a></em> <a href="#d3b6b614-99b8-451d-ab3b-34cc49dccf82-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li></ol>


<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emeklilik-ve-yoksulluk/">EMEKLİLİK VE YOKSULLUK</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emeklilik-ve-yoksulluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4945</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Asıl Engel Düzen</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/asil-engel-duzen/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/asil-engel-duzen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 17:29:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=4895</guid>

					<description><![CDATA[<p>“İzmir&#8217;in Gaziemir ilçesinde doğuştan engelli kızı Feride Sayılır&#8217;ı (30) pompalı tüfekle vurarak öldüren kanser hastası Hüseyin Sayılır (63), aynı silahla intihar etti. Psikolojik sorunları olan ve yaklaşık 3 yıl önce eşinden boşanan Hüseyin Sayılır&#8217;a bir süre önce kolon kanseri teşhisi konulduğu öğrenildi. Ölenlerin yakınları ise Hüseyin Sayılır&#8217;ın kendisine bir şey olması halinde engelli kızına kimin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/asil-engel-duzen/">Asıl Engel Düzen</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“İzmir&#8217;in Gaziemir ilçesinde doğuştan engelli kızı Feride Sayılır&#8217;ı (30) pompalı tüfekle vurarak öldüren kanser hastası Hüseyin Sayılır (63), aynı silahla intihar etti. Psikolojik sorunları olan ve yaklaşık 3 yıl önce eşinden boşanan Hüseyin Sayılır&#8217;a bir süre önce kolon kanseri teşhisi konulduğu öğrenildi. Ölenlerin yakınları ise Hüseyin Sayılır&#8217;ın kendisine bir şey olması halinde engelli kızına kimin bakacağına yönelik endişe taşıdığını söyledi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz ay böyle bir haber düştü önümüze. Elbette “yürek burktu” ve unutuldu. Unutulmasa ne olacak? Felaketlere yetişilemiyor; her gün her yerden bir acı haber geliyor. Bu ne ilk ne de sonuncusu. Felaket büyük olursa gündem oluyor, onun da unutulma süresi biraz daha uzuyor, o kadar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu felaketler kader değil, kontrolsüz yönetimin sonucu da değil; aslında bilinçli bir tercihin sonucu. Evlerimiz sağlam değil; barınmak için güvenlikten ziyade kiraya ve evin işe olan yakınlığına bakıyoruz. Güvenilir ve sağlıklı beslenmek yerine ucuz olanı tercih etmek zorunda kalıyor, bu yüzden gıda endüstrisinin kimyasal ürünlerini tüketiyoruz. Yere düşene kadar hastalık umurumuzda olmuyor, çünkü nitelikli sağlık hizmeti artık bir lüks. Güvenlik ayrı bir sorun, çeteler normalleşti. Bu satırların sonu gelmez&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet; engelli çocuğu olan bir anne babanın en büyük korkusu da “Benden sonra çocuğuma ne olacak?” endişesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün <strong>Dünya Engelliler Günü</strong>. Bugün sponsorlar toplantılar düzenleyecek, engelli yaşamını bir “pazar” olarak görenler etkinlikler yapacak, bizler ise kaldırımdaki sarı çizgilerin anlamını anımsayacağız. Otoparkta engelli yerine park edenleri ayıplayacağız belki ama bir noktada şunu sormamız gerekecek: Bu kadar engelli nerede?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kadar engelli toplumun dışında, evlerine hapsolmuş durumda. Çünkü nitelikli eğitim verilmiyor. Farklı engel grupları aynı sınıflarda toplanarak eğitimciler çaresizlik içinde bırakılıyor. Kaynaştırma eğitiminin engelli bireyleri toplumla bir araya getirmeyi amaçladığı fark edilmeden, onlar eğitim dışına itilmeye çalışılıyor. İş yerlerinde engelli çalıştırmak zorunlu olduğunda, maaşı verilip “Sen kendini yorma, gelme” deniliyor. Çalışamayacak durumda olanlara ise belli şartları yerine getirmeleri kaydıyla asgari ücretin yarısı reva görülüyor. Kısacası engelliler yok sayılıyor, sosyal dışlanma yaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa engelli olmak bir yük değildir. Onlara topluma faydalı olacakları olanaklar sunulmalı, toplumla sosyal ilişki kurmaları sağlanmalı. Bunun bir yardım değil, bir hak olduğu bilincine sahip bir siyasetin üretilmesi tek çaremiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, yaşadığımız toplumu dönüştürmemiz gerekiyor. Gerekiyor ki kaldırımdaki sarı işaretlerin bir anlamı olsun ve hiç kimse, engelli çocuğunu geride bıraktığında onun yalnız kalmayacağı bir düzenin varlığından şüphe etmesin.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/asil-engel-duzen/">Asıl Engel Düzen</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/asil-engel-duzen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4895</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hepsi 16 Yaşında</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/hepsi-16-yasinda/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/hepsi-16-yasinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kerem Usluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 10:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=4432</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 yaş. Eğitimin 10.yılında henüz eğitimin ve geleceğin şekilleneceği bir yaş. Okulda sosyalleşeceği, ergenliğin bir aşamasını arkadaşları ile beraber yaşayacağı bir yaş. Gençliğe koşar adım giderken, çocukluğun paçasından tuttuğu bir yaş. 2 gün önce 16 yaşında çalıştığı tuğla fabrikasında ısınmak için kullanılan tenekeye tiner attı ve yandı. Köyünden yüz kilometrelerce uzağa götürülen bir çocuk. Aç [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/hepsi-16-yasinda/">Hepsi 16 Yaşında</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">16 yaş. Eğitimin 10.yılında henüz eğitimin ve geleceğin şekilleneceği bir yaş. Okulda sosyalleşeceği, ergenliğin bir aşamasını arkadaşları ile beraber yaşayacağı bir yaş. Gençliğe koşar adım giderken, çocukluğun paçasından tuttuğu bir yaş.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2 gün önce</strong> 16 yaşında çalıştığı tuğla fabrikasında ısınmak için kullanılan tenekeye tiner attı ve yandı. Köyünden yüz kilometrelerce uzağa götürülen bir çocuk. Aç kalmamak için çalışmak zorunda seçim şansı yok. Ucuz emek, güvence yok. Bir tuğla fabrikası ve o fabrika her türlü şartta 24 saat çalışıyor. Ve o gece vardiyasında ısınmak için kullandıkları tenekeye tiner döküyor ve yanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TÜİK 2024 verilerine göre&nbsp;<em>“15-17 yaş arası çocukların işgücüne katılım oran %24,9&#8217;dur. 2012&#8217;de bu oran %16,4, 2022&#8217;de ise %18,7 olup çocuk emeğinin sömürülmesinde artış mevcuttur.”</em><sup data-fn="f28a529e-e2e0-487f-9499-c70c8b582f49" class="fn"><a id="f28a529e-e2e0-487f-9499-c70c8b582f49-link" href="#f28a529e-e2e0-487f-9499-c70c8b582f49">1</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi&#8217;nin Haziran 2025 verilerine göre de<em>&nbsp;“2023 Eylül-2024 Ağustos arasındaki 1 yılda 5&#8217;i mülteci/göçmen olmak üzere 66 çocuk iş kazasında yaşamını yitirmiştir. Son 12.5 yılda en az 770 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiştir.”</em><sup data-fn="a7d50050-f1a6-42c8-a37f-5bf2ed449d71" class="fn"><a id="a7d50050-f1a6-42c8-a37f-5bf2ed449d71-link" href="#a7d50050-f1a6-42c8-a37f-5bf2ed449d71">2</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4 gün önce</strong> 16 yaşında okuldaki mendil kapmaca oyununda kavganın dışarı taşması sonucu bıçakla yaralandı. Bilimden uzak, dinsel eğitimin yaygınlaştığı, tüm yaşam koşullarının sıkıştırdığı, zorbalık ile yaşama tutunacağını düşünen bir çocuk bir oyun yüzünden arkadaşını beş yerinden bıçaklıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Tabip Odası’nın Raporuna göre&nbsp;<em>“Sadece akademik başarının öncelendiği eğitim sistemiyle çocukların gelişimi ketlenmektedir. Kaosa dönüştürülen sınav sistemleriyle, işsizlik ve düşük ücret kırbacının hissettirilmesiyle çocuklar ilkokuldan itibaren yaratıcılık ve gelişimi değil ezberi ve sınav performansını önceleyen bir eğitim sisteminde stres altında eğitim görmektedir. Çocuklara okul dışı gelişim imkanları sağlanmamaktadır. Bir yandan işçi emekçi çocukları fiziksel koşulları yetersizleştirilen, eğitimi niteliksizleştirilen devlet okullarına mahkûm edilirken diğer yandan eğitimde özelleşme ile paralı eğitim yaygınlaşmaktadır.”</em><sup data-fn="b79f6e0c-e73b-4802-91ab-0f451b9c2110" class="fn"><a id="b79f6e0c-e73b-4802-91ab-0f451b9c2110-link" href="#b79f6e0c-e73b-4802-91ab-0f451b9c2110">3</a></sup></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7 gün önce</strong> 16 yaşında karın ağrısı ile hastaneye gitti, ölü doğum yaptı. Ölü doğumdan sonra emniyet güçlerinin anında &nbsp;buldukları biri sayesinde hamile kalan bir çocuk. Bilinen, göz kapatılan ve belki normalleştirilen bir durum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adalet Bakanlığı verilerine göre&nbsp;<em>“Türkiye&#8217;de 2023&#8217;te çocukların, en az 1 çocuğun cinsel istismar mağduru olduğu 66.000&#8217;den fazla dosya açılmıştır. 2015&#8217;ten 2023&#8217;e bu sayının ikiye katlamış olduğu görülmektedir</em>.&nbsp;<em>2022 yılında, 2021 yılına göre %20,5 oranında artarak 601 bin 754 olmuştur. Bu olaylarda çocukların %43,1’i (259 bin 106 çocuk) mağdur olarak, %34,4’ü (206 bin 853 çocuk) suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla) %22,5’i (135 bin 795) bilgisine başvurma vb. diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine gelmiş veya getirilmiştir. 2023 yılında ise 178 bin 834 çocuk suça sürüklenme iddiasıyla güvenlik birimlerine getirilmiştir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>7 gün önce</strong> 16 yaşında motosikletle bir kasaba ateş açtı. Geleceği silahta, geleceği yasa dışı parada bulan, çevresinde çetede olmadığı zaman garipsenecek bir çocuk, bir anlaşmazlığın sonucu olarak kendinden bir yaş küçük biri ile tetikçi oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TÜİK verilerine göre “&nbsp;<em>Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2022 yılında, 2021 yılına göre %20,5 oranında artarak 601 bin 754 olmuştur. Bu olaylarda çocukların %43,1’i (259 bin 106 çocuk) mağdur olarak, %34,4’ü (206 bin 853 çocuk) suça sürüklenme sebebiyle (kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla) %22,5’i (135 bin 795) bilgisine başvurma vb. diğer nedenlerden dolayı güvenlik birimlerine gelmiş veya getirilmiştir. 2023 yılında ise 178 bin 834 çocuk suça sürüklenme iddiasıyla güvenlik birimlerine getirilmiştir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Raporlar rakamları veriyor, haberler ise sonucu gösteriyor. Bu rakamları oluşturan ise kapitalizm. Çocuklarımıza bakamıyoruz, sağlıktan yoksun bırakıyoruz, sağlığı özelleştirdik; beslenme eksik beslenme yanlış. Ucuz olduğu için  piyasanın endüstriyel ürünlerine mahkum çocuklar. Bununla doydukları zaman şanslılar. Bütçede oranı sürekli azalan eğitim ile nitelikten çoktan vazgeçildi. Düşük öğretmen maaşları,  yüksek yıllık ücretler ile her yerde açılan özel okullara teslim olundu. Kız çocukları çalışamıyorsa evlenmek zorunda. Okula gitme zorunluğu yok, evde bir yük haline geliyorlar. Aile çeşitli gelenekler ile maddi olarak başka bir yükü daha azaltıyor. Okuyamıyorsan çalışmak zorunda değilsin artık, aç kalmamak için çalışmak zorundasın. Gerekirse mevsimlik işçi olarak gerekirse güvencesiz, kaçak ağır çalışma koşullarında. Bu koşulları bilincinde yerleştiremiyorsan daha kolayı arıyorsun ve suç dünyası uzakta değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapitalizm her şeyin suçlusu mu? Evet, suçlusu. Yoksulluk onun eseri, açlık onun eseri. Eğitim alan çocuk sayısı azalıyor, çocuk işçilik, istismara uğrayan, suça sürüklenen çocuk sayısı artıyor. Bu rakamlar hangi düzenin sonucu ?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çözüm, evet bu düzeni değiştirmekte. Bu slogana sarılıp içini boşaltabilirsiniz veya bu slogana sarılıp örgütlenip mücadele edersiniz. Bu düzen ürettiği krizleri çözemiyor ve çözemeyecek, onun için değiştirmek kolay ama bu düzen çözemediği krizleri çok iyi saklıyor ve saklayacak da, onu açığa çıkarmak da o derece zor. Zor olanı başarmak da bizim, biz devrimcilerin görevi.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="f28a529e-e2e0-487f-9499-c70c8b582f49"><a href="https://ankahaber.net/haber/detay/tuik_verilerine_gore__gecen_yil_1517_yas_grubundaki_cocuklarin_isgucune_katilma_orani_yuzde_249_233187">https://ankahaber.net/haber/detay/tuik_verilerine_gore__gecen_yil_1517_yas_grubundaki_cocuklarin_isgucune_katilma_orani_yuzde_249_233187</a> <a href="#f28a529e-e2e0-487f-9499-c70c8b582f49-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="a7d50050-f1a6-42c8-a37f-5bf2ed449d71"><a href="https://www.isigmeclisi.org/21305-cocuk-isciligi-ile-mucadeleye-son-on-iki-bucuk-yilda-en-az-770-cocuk">https://www.isigmeclisi.org/21305-cocuk-isciligi-ile-mucadeleye-son-on-iki-bucuk-yilda-en-az-770-cocuk</a> <a href="#a7d50050-f1a6-42c8-a37f-5bf2ed449d71-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li><li id="b79f6e0c-e73b-4802-91ab-0f451b9c2110"><a href="https://istabip.org.tr/8637-istanbul-tabip-odasi-cocuk-haklari-komisyonu-ndan-cocuk-yoksullugu-ve-yoksunlugu-raporu.html">https://istabip.org.tr/8637-istanbul-tabip-odasi-cocuk-haklari-komisyonu-ndan-cocuk-yoksullugu-ve-yoksunlugu-raporu.html</a> <a href="#b79f6e0c-e73b-4802-91ab-0f451b9c2110-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/21a9.png" alt="↩" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />︎</a></li></ol><p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/hepsi-16-yasinda/">Hepsi 16 Yaşında</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/hepsi-16-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4432</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
