<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evrim Saldıran, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<atom:link href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/author/evrim-saldiran/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<description>Gücümüz Birliğimizden Gelir</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 17:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/wp-content/uploads/2025/10/cropped-BDS-Logo-For-Print-CMYK-32x32.png</url>
	<title>Evrim Saldıran, Author at Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</title>
	<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">248468133</site>	<item>
		<title>Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emperyalizme-ve-natoya-karsi-mucadeleyi-yukseltelim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Saldıran]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 17:09:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca önemli başlıklardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun nedenlerinden biri bölgemizin ve Türkiye’nin emperyalizmin yönelimlerinden doğrudan etkilenen bir yapıda olması. Diğeri ise, sermaye düzeninin emperyalizmle ilişkisi ve temsilcisi AKP’nin emperyalizmin işbirlikçisi konumunda olması. Siyasal alandan, ekonomiye, bölgesel gelişmelerden, kültürel alana kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emperyalizme-ve-natoya-karsi-mucadeleyi-yukseltelim/">Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p>Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca önemli başlıklardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun nedenlerinden biri bölgemizin ve Türkiye’nin emperyalizmin yönelimlerinden doğrudan etkilenen bir yapıda olması. Diğeri ise, sermaye düzeninin emperyalizmle ilişkisi ve temsilcisi AKP’nin emperyalizmin işbirlikçisi konumunda olması.</p>



<p>Siyasal alandan, ekonomiye, bölgesel gelişmelerden, kültürel alana kadar emperyalizmin önemsizleştirilemeyecek bir etkisi olduğu ifade edilmek durumunda. Dolayısıyla yoksullaşma, geleceksizlik, gericilik, işsizlik gibi sorunların en önemli kaynağını emperyalizm ve ona eklemlenmiş sermaye düzeni olgusu olduğu başa yazılmak zorunda.</p>



<p>ABD emperyalizmi Türkiye’de, sermaye düzeninin ve işbirlikçi iktidarların bekçiliğini her zaman üstlendi. Sosyalist hareketin, sınıf mücadelesinin geliştiği dönemlerde düzenin sıkışma yaşadığı ve yeni bir düzen arayışının güçlendiği evrelerde yeri geldiğinde paramiliter yapılarıyla yeri geldiğinde ise sermaye iktidarlarına sunduğu destek ve açtığı alanla emperyalizm büyük bir rol oynadı.</p>



<p>12 Eylül Amerikancı faşist darbesinin ardından Türkiye’nin içine sokulduğu süreç AKP iktidarıyla somutlandı. AKP, emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) eşbaşkanı olmakla övündü, Türkiye laikliğin kâğıt üzerinde kaldığı, kamuya ait işletmelerin sermayeye peşkeş çekildiği, gerici örgütlenmelerin toplumu ve devlet organlarını ele geçirmeye çalıştığı, işçi sınıfının ve sosyalist hareketin baskılandığı, Anayasa’nın işlevsizleştiği, Meclisin tasdik kurumuna dönüştüğü bir noktaya sürüklendi. Sermaye sınıfı zenginleşti, tarikatlar holdingleşti, emekçiler ise yoksullaşmaya ve artık bugün açlık sınırının altında ücrete mahkûm edildi.</p>



<p>Tüm bu tablo eşit, özgür ve yaşanılabilir bir ülke kavgası açısından emperyalizme karşı mücadelenin de önemini açığa çıkarmaktadır. Türkiye’de yaşanan gelişmeleri emperyalizm ve sermaye olgularından bağımsız ele alan her tutum o veya bu şekilde eksiklik ve hatalı bir “mücadele hattı” ortaya çıkartmaktadır.</p>



<p>Bir diğer boyut ise emperyalizmin saldırganlaştığı şu anki evresinde dünya halklarına, işçi sınıfına ve bölgemize yönelik adımlarının ve haydutluğunun karşısında durulmasının bir zorunluluk olduğudur.</p>



<p>Emperyalist-kapitalist sistemin çelişkileri ve sıkışmaları uzun bir süredir bölgesel bir dizi savaşı, siyasi cinayetleri, işbirlikçi yapılar eliyle süren işgal hamlelerini, ekonomik ambargo ve ticaret savaşlarını beraberinde getiriyor. Enerji ve enerji nakil hatları, doğal kaynaklar üzerinde süren mücadele ve emperyalizmin yeni pazar alanları, sermayeye sunulacak yeni sömürü alanları yaratma zorunluğunu bu durumun temelini oluşturuyor.</p>



<p>Venezuela’da gerçekleşen haydutluk, Suriye’de HTŞ eliyle yürütülmeye çalışılan yeniden inşa süreci, Israil’in Ortadoğu’da güvenliğinin sağlanması ve bölgede emperyalizmin ana aktörü olarak işlev görmesi arzusu, Trump’un Grönland ısrarı, NATO’nun Rusya’yı sınırlandırmak açısından attığı ve savaşla sonuçlanan Ukrayna hamlesi bu gerilimin ve sıkışmaların çıktıları olarak görülmelidir.</p>



<p>Tüm bu tablo, emperyalizmin saldırganlığın insanlığı sürüklediği karanlığa, açlığa, yoksullaşmaya ve sömürüye işaret etmektedir.</p>



<p>Bu noktalarıyla ele alındığında gerek Türkiye’de sermaye düzenine karşı yürütülecek mücadelede, gerek Ortadoğu halklarıyla yapılacak enternasyonal dayanışmada gerek de emperyalizmin kıskaca almaya çalıştığı bağımsızlıkçı ülkeler ve halkların mücadelesine verilecek destekte emperyalizme ve onun savaş örgütü NATO’ya karşı kurulacak set büyük bir öneme sahiptir. Bu mücadele, aynı zamanda sermayeye, gericiliğe ve sermaye düzeninin temsilcisi AKP iktidarına karşı da önemli bir bariyer oluşturacaktır.</p>



<p>Bu mücadelenin ise işyerlerinde, fabrikalarda, plazalarda, üniversitelerde, liselerde, emekçilerin, kadınların, gençlerin bulunduğu her alanda görünür kılınması ayrı bir önem taşıyacaktır. NATO’nun bir terör örgütü olduğu her alanda yüksek sesle söylenmeli, ABD üslerinin varlığı tüm topluma sorgulatılmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/emperyalizme-ve-natoya-karsi-mucadeleyi-yukseltelim/">Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5073</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çözüm “Trump Barışı”nda Değil,Emekçilerin İktidar Mücadelesindedir</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cozum-trump-barisinda-degilemekcilerin-iktidar-mucadelesindedir/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cozum-trump-barisinda-degilemekcilerin-iktidar-mucadelesindedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Saldıran]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 13:46:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 6. sayısında yayımlanmıştır. Ortadoğu’da emperyalist dizayn projesinin ilerlediği bir evreden geçiyoruz. Sistemin çok kutuplu yapısından kaynaklanan gerilim, sıkışma ve çatışma olgularının yoğunlaştığı bölgelerden biri olarak değerlendirilebilecek Ortadoğu; Arap Baharı, Suriye’ye yönelik emperyalist saldırganlık süreci, İsrail’in bölgedeki hakimiyetinin siyasi, askeri, ekonomik, ideolojik olarak güçlendirilmesi, Gazze katliamı, HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cozum-trump-barisinda-degilemekcilerin-iktidar-mucadelesindedir/">Çözüm “Trump Barışı”nda Değil,Emekçilerin İktidar Mücadelesindedir</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 6. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p>Ortadoğu’da emperyalist dizayn projesinin ilerlediği bir evreden geçiyoruz. Sistemin çok kutuplu yapısından kaynaklanan gerilim, sıkışma ve çatışma olgularının yoğunlaştığı bölgelerden biri olarak değerlendirilebilecek Ortadoğu; Arap Baharı, Suriye’ye yönelik emperyalist saldırganlık süreci, İsrail’in bölgedeki hakimiyetinin siyasi, askeri, ekonomik, ideolojik olarak güçlendirilmesi, Gazze katliamı, HTŞ’nin Şam’da yönetimi ele geçirmesiyle birlikte Suriye’nin çözülüşü gibi olgularla yeni bir emperyalist dizayn evresine geçmiş durumda.</p>



<p>Emperyalist yayılmacılık ve saldırganlığın yoğunlaştığı tek alan ya da cephe şüphesiz Ortadoğu değil. NATO konsepti olarak değerlendirilebilecek ve Rusya, Çin, İran’ın zayıflatılmasını, etkisiz kılınmasını hedefleyen yaklaşım , bir dizi bölgede farklı biçim ve içerikte gerilim, sıkışma, çatışma ve savaş olgularını da besliyor ve derinleştiriyor.</p>



<p>Uzun yıllardır gelişen bu durumun ise artık somutlanma evresinde olduğumuz ifade edilebilir. “Trump barışı ya da doktrini” olarak ifade edilen bu yaklaşım Filistin’de, Ukrayna-Rusya ekseninde, Azerbaycan-Ermenistan geriliminde ve bugün Suriye’nin yeniden inşasıyla birlikte Türkiye’de yürütülmeye çalışılan “çözüm süreci”nde somutlanmaya çalışılıyor.</p>



<p>Savaş döneminin yerini “anlaşmalar ve barış” sürecine bıraktığını ifade etmiyoruz. Özünde, çok kutupluluğun sıkışma ve gerilim başlıklarından kaynaklı gelişen savaş ve çatışma dönemi artık yerini mevcut durumun yasallaştırılmasına, hukuksal zeminde tanımlanmasına bırakıyor. Bu durumun yeni gerilim başlıklarını beraberinde getireceği şimdiden görünüyor.</p>



<p>Suriye’de oluşan yeni tablo ve yine bu zemin üzerinden gelişen “çözüm süreci” de bu içerikten bağımsız gelişmiyor. Bugün “çözüm süreci”ne dair genel algı AKP iktidarının iç siyasette yaşadığı sıkışmayı aşma arayışı olarak kodlansa da içinden geçtiğimiz sürecin bunun ötesinde bir anlam taşıdığı açığa çıkmış durumda. Suriye ve Türkiye zemininde ilerleyen süreç tıpkı diğer örneklerde olduğu gibi bir “Trump barışı” olarak değerlendirilmek durumunda.</p>



<p>Emperyalizmin yönelimlerinden biri İran’ı kuşatmak ve Ortadoğu’da İsrail’in etkisini artırmaktı. Ortadoğu geldiği nokta itibariyle bu projeye yakınlaşmış durumda. Bugün Suriye’deki dinamikler değerlendirildiğinde emperyalizm karşıtı, bağımsızlıkçı bir yaklaşımın gelişemeyeceği açığa çıkmış durumda.</p>



<p>Bu tablonun emperyalist-kapitalist sistemin çok kutuplu yapısına nasıl etkide bulunacağı bir tartışma konusu olmakla birlikte bugün Ortadoğu’da yaşayan emekçiler için gündeme alınması ve mücadele edilmesi gereken bir olgu olarak değerlendirilmek durumunda.<br>Emperyalizmin, İsrail’in, AKP ve HTŞ’nin Türkiye’yi de içine alan biçimde Ortadoğu’da ideolojik, siyasi, ekonomik ve askeri açıdan etkisini artırmasının Türk, Kürt, ve Arap halkları başta olmak üzere Ortadoğu halklarının çıkarına olmadığı vurgulanmak durumunda. Bu durumun “sosyalizmin son kalesi Rojava’yı korumak” üzerinden değerlendirilmesi, Türkiye’de demokratik ortamın geliştirilmesi, Kürt sorununun çözülmesi, barış ve kardeşlik ortamının yaratılması noktalarıyla ele alınması büyük bir yanılgı halini almış vaziyette.</p>



<p>Sermaye düzeni, emperyalizm ve gericilik üçlüsü bir bütün olarak karşıya alınmadığı sürece eşitlik, özgürlük, bağımsızlık ve kardeşliğin gelişeceği zeminin yaratılamayacağı başa yazılarak yol alınmalıdır. Bugün Türkiye’de düzen muhalefetinin sahte umutlarına kapılmamak da, AKP-MHP’nin “yeni-Osmanlıcı” yönelimlerine meşruiyet katmamak da bu bütünlüklü yaklaşımdan geçmektedir.</p>



<p>Türkiye’de emekçilerin eşitliğe, özgürlüğe, insanca yaşama, ve kardeşliğe duyduğu özlem küçümsenmemelidir. Halklar arasında düşmanlığı körükleyen emperyalizm ve NATO’dur. İşçi sınıfına açlık sınırının altında ücreti reva gören sermaye düzeni ve onun temsilcisi AKP iktidarıdır. Toplumun her yanını saran ve teslim almaya çalışan, kadınları toplumsal hayattan soyutlamayı hedefleyen, gençliğin aklını esir almaya çabalayan gericiliktir. Tüm bunların ortak noktası ise sömürü düzeninin ilerlemesi, sistemin işlemesidir.</p>



<p>Bir diğer yanılgı ise “demokratik ortamın ve katılımın geliştirilmesi” ile birlikte Türkiye’deki sorunların çözüleceğine dair değerlendirmelerdir. Bugün yaşadığımız yoksullaşmanın ve artan sömürünün, eğitimin, sağlığın, ulaşımın piyasanın insafına bırakılmasının, geleceksizliğin, hukuksuzluk ve adaletsizliklerin basit bir yönetim sorunu olmadığı, sermaye düzeninin çıktıları olduğu ve bu düzen içerisinde çözülemeyeceği gerçeği emekçilerin yürüteceği mücadele açısından da önem taşımaktadır.</p>



<p>Emekçiler tam da bu açıdan düzenin her unsuruna karşı bağışıklık kazanmalı, bugün tüm sorunların üzerinde olan bir sermaye iktidarı sorunu olduğu gerçeğine odaklanmalıdır. Irkçılığın, mezhepçiliğin, emekçileri bölmeye ve etkisiz kılmaya çalışan düşüncelerin de panzehiri burada bulunmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cozum-trump-barisinda-degilemekcilerin-iktidar-mucadelesindedir/">Çözüm “Trump Barışı”nda Değil,Emekçilerin İktidar Mücadelesindedir</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/cozum-trump-barisinda-degilemekcilerin-iktidar-mucadelesindedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5021</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Demokrasi ve Adalet İçin: Örgütlü Toplum, Emekçilerin İktidarı</title>
		<link>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/demokrasi-ve-adalet-icin-orgutlu-toplum-emekcilerin-iktidari/</link>
					<comments>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/demokrasi-ve-adalet-icin-orgutlu-toplum-emekcilerin-iktidari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Evrim Saldıran]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 14:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/?p=5035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır. Kapitalizmin geleceksizliği, anti-demokratik uygulamaları, yarattığı eşitsizlik ve sınırladığı özgürlük yalnızca Türkiye değil, tüm dünya açısından tartışılan bir konu halini almış durumda. Pandemi ile birlikte daha da derinleşen kapitalist sistemin kriz dinamikleri bugün dünyayı büyük bir seçeneksizliğe sürüklüyor. Yoksulluk, işsizlik, geleceksizlikle anılan kapitalist-emperyalist sistem ise çözümü emek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/demokrasi-ve-adalet-icin-orgutlu-toplum-emekcilerin-iktidari/">Demokrasi ve Adalet İçin: Örgütlü Toplum, Emekçilerin İktidarı</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><strong>Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır.</strong></em></p>



<p>Kapitalizmin geleceksizliği, anti-demokratik uygulamaları, yarattığı eşitsizlik ve sınırladığı özgürlük yalnızca Türkiye değil, tüm dünya açısından tartışılan bir konu halini almış durumda. Pandemi ile birlikte daha da derinleşen kapitalist sistemin kriz dinamikleri bugün dünyayı büyük bir seçeneksizliğe sürüklüyor.</p>



<p>Yoksulluk, işsizlik, geleceksizlikle anılan kapitalist-emperyalist sistem ise çözümü emek üzerindeki tahakkümün artırılmasında, enerji ve enerji nakil hatları üzerindeki rekabette, insanlığın ve işçi sınıfının büyük mücadeleler sonucu elde ettiği hakları bir bir törpülemekte, hızlı karar alabilen, hızlı uygulayabilen, baskıcı ve otoriter rejimlerle yol yürümekte arıyor.</p>



<p>Türkiye kapitalizminin başkanlık rejimine yönelimi de bu gerekçelerle değil miydi?</p>



<p>Emekçilerde oluşan tepkileri, gençliğin gelecek arayışını, kadınların özgürlük mücadelesi bastırılmak zorundaydı. Sistemin yarattığı bu sorunların sisteme karşı bütünlüklü bir mücadeleye dönüşmesinin önüne geçilmeliydi. OHAL’le, KHK’lerle, eylem ve grevlerin yasaklanmasıyla ilerleyen bu süreç, anayasanın rafa kalktığı, seçme ve seçilme hakkının tanınmadığı bir düzleme varmış durumda.</p>



<p>Anayasa Mahkemesi kararı alt mahkeme tarafından tanınmıyor fakat “yeni anayasa” tartışılıyor.</p>



<p>Düzen muhalefetinin Cumhurbaşkanı adayı tutuklanıyor, ana muhalefet partisi hedef tahtasına oturtuluyor, muhalif basın kuruluşlarına kayyum atanıyor fakat “demokrasi ve barış” yolunun nasıl açılacağı tartışılıyor.</p>



<p>Sermaye düzeninin bekçiliğini yapan AKP iktidarı yine sermaye düzeninin çıkarları doğrultusunda anayasayı, seçme seçilme hakkını, düşünce özgürlüğünü rafa kaldırıyor, oluşan boşluğa ise yine emperyalistlerin, sermayenin ve gericiliğin programını yerleştiriyor.</p>



<p>Peki, tüm bu tabloda emekçiler ne yapacak?</p>



<p>Bu soru hepimizin kafasını kurcalayan sorulardan belki de en önemlisi.</p>



<p>Yanıtı, bu gidişatın kaynağını doğru tespit ederek oluşturmamız gerekiyor. Tüm bu tablo yalnızca AKP iktidarının karakterinden dolayı mı? Yoksa AKP’nin de temsilcisi olduğu sermaye düzeninin ve kapitalist-emperyalist sistemin kendisi mi bu tablonun asıl sorumlusu?</p>



<p>Bu soruya birinci yanıtı veriyorsak eğer, Türkiye’de haksızlığa, hukuksuzluğa, gericiliğe, sömürüye karşı çıkıyor fakat tüm bunların asıl kaynağını kaçırıyoruz demektir. Başkanlık rejiminin sermaye düzeni ile ilişkisini, bugün yargının bir iktidar sopası haline gelmesinin sermaye düzeninin sıkışmasını aşma noktasında da işlev görmesini, geleceksizliğin, yoksulluğun, işsizliğin sermaye düzeninin karakterine içkin olduğunu atlıyoruz demektir.</p>



<p>Bu soruya birinci yanıtı veriyorsak eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, adil bir düzene ihtiyaç duyuyoruz, bu değerlerle yoğrulmuş bir ülkede yaşamak istiyoruz fakat bu değerleri törpüleyen ve gelişmesine imkân sunmayan sermaye düzenini atlıyoruz demektir.</p>



<p>Atlanabilir, “Önce şu karanlığı dağıtalım, sonra bakarız” denilebilir. Zaten deniliyor da.</p>



<p>Bu yaklaşımın artık geçerliliğini yitirdiğini, AKP’den kurtulmanın sermaye düzenine karşı mücadeleden geçtiğini, eşitlikçi ve özgürlükçü bir ülkenin sermaye, emperyalizm ve gericilik etkisi altında kurulamayacağını kabul etmemiz gerekiyor. Bunun bir tercih olmadığını, memleketin kurtuluşu, insana yaraşır bir yaşam, gelecek, iş, aş için zorunluluk olduğunu görmemiz gerekiyor.</p>



<p>Çünkü bu düzenin iyileştirilebilir bir yanı kalmamıştır. Krizler ve sıkışmalarla ilerleyen sermaye düzeni ayakta kalmak için emek üzerindeki baskıyı artırmayı, kuralsızlık iktidarını meşrulaştırmayı, kendi çıkarını toplumun ve memleketin çıkarı olarak göstermeyi gündemine almış durumda.</p>



<p>Yani demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti, hukukun üstünlüğünü tartışacaksak önce tüm bunlar üzerindeki sermaye egemenliğinin kaldırıldığı ve tüm bu değerlerin sermayenin değil, toplumun çıkarları için uygulandığı, yeniden örgütlendiği bir zemini konuşmak zorundayız.</p>



<p>Bu zemin, emekçilerin iktidarıdır.</p>



<p>Bu zemin eşitsizlik, sömürü, işbirlikçilik, gericilik üzerine inşa edilmiş bu düzenin sonlandırılması ve eşitliğe, bağımsızlığa, laikliğe, kamuculuğa ve örgütlü bir topluma dayanan sosyalizmin kurulmasıdır.</p>



<p>Tüm toplumu baskı yoluyla sindirmeye çalışan, sokakları halka kapatan, grevleri, eylemleri yasaklayan, emekçilerin sendikal örgütlenmesinden bile korkan bu iktidardan “demokratlık” naraları dinlemek istemiyorsak, en temel anayasal hakkımız olan gösteri ve yürüyüş hakkını gasp eden, meclisi tasdik kurumuna indirgeyen, laikliği ayaklar altına alan bu iktidarın “tüm toplumu kucaklayan bir anayasa” yalanına maruz kalmak istemiyorsak sosyalizmin sesini yükseltmek durumundayız.</p>
<p>The post <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/demokrasi-ve-adalet-icin-orgutlu-toplum-emekcilerin-iktidari/">Demokrasi ve Adalet İçin: Örgütlü Toplum, Emekçilerin İktidarı</a> appeared first on <a href="https://birlikdayanismaninsesi.org.tr">Birlik Ve Dayanışma&#039;nın Sesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://birlikdayanismaninsesi.org.tr/demokrasi-ve-adalet-icin-orgutlu-toplum-emekcilerin-iktidari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5035</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
