AKP’yi Halk Götürecek

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 3. sayısında yayımlanmıştır.

2002 yılında iktidara gelen AKP, Türkiye’ye “demokratikleşme”, “özgürlük” ve “refah” vaat etmişti. Ancak yirmi üç yıldır bu vaatlerin yerini baskı, yoksulluk ve gericilik aldı. Bugün ülke, sermayenin ve tarikatların çıkarı üzerine kurulmuş bir istibdat düzeninin pençesindedir.

AKP’nin yarattığı “Yeni Türkiye Yüzyılı”, aslında eski sömürü düzeninin daha baskıcı, daha piyasacı, daha dinci ve işbirlikçi biçimde yeniden inşasından başka bir şey değildir.

AKP’nin ilk yılları, liberallerin “demokratikleşme öyküsü” olarak sunduğu bir dönemdi. Avrupa Birliği reformları, askeri vesayetin geriletilmesi, “açılım” politikaları gibi başlıklarla halka bir umut hikâyesi satıldı.

Oysa bu ‘açılım” yılları, emperyalizmin bölgesel planlarıyla uyumlu biçimde ülkenin yeniden yapılandırılması sürecinin ilk aşamasıydı.

“Çözüm süreci” olarak adlandırılan dönem de, halkların eşitliği ve barışı için değil; iktidarın kendi meşruiyetini tahkim etmek, ülkeyi savaş ve sömürü politikalarına entegre etmek için kullanıldı.

Bugün “açılım” adıyla yeniden sahneye konan politikanın da bu çizgiden farkı yoktur. Halkın taleplerinin değil, düzenin ihtiyaçlarının ürünüdür.

AKP’nin 23 yılı, sadece iktisadi bir yıkım değil;aynı zamanda siyasal bir kuşatma dönemidir. Seçme ve seçilme hakkı dâhil en temel demokratik haklar budanmış, halkın iradesiyle kazanılan belediyelere kayyum atamaları olağanlaştırılmıştır. Bugün artık seçimler, halkın geleceğini belirleme aracı olmaktan çıkmış, sermaye içi iktidar kavgasının vitrini hâline gelmiştir. Her seçim dönemi, halkın umutlarının yeniden pazara sürüldüğü bir “demokratikleşme masalı”na dönüşüyor. Oysa gerçekte, sandığın ötesinde hiçbir alanda halkın iradesi tanınmamaktadır.

İktidar, kendi bekasını sürdürmek için “yerli ve milli” söylemiyle emperyalist politikalara eklemlenmiş, NATO’nun taşeronu olmayı sürdürmüştür. Dış politikada savaş, içeride yoksulluk… Bu ikili çizgi, sermayenin çıkarına işleyen bir sömürü düzeninin doğal sonucudur.

AKP’nin yürüttüğü ekonomi politikası, üretimden kopuk, sıcak para ve inşaat rantına dayalı bir modelin ülkeyi iflas noktasına getirmiştir. Bu ekonomik modelin sonucu ekonomiyi krize sokmuş, krizin yükü Şimşek politikalarıyla emekçi halkın sırtına yüklenmiştir.

Bu rejimin ayakta kalmasının en önemli dayanağı, örgütsüzleştirilmiş bir toplumdur. İşçi sınıfının sendikal örgütlülüğü dağıtılmış, emekçiler bireysel çaresizliğe mahkûm edilmiştir. Üniversiteler susturulmuş, kadınlar eve hapsedilmek istenmiş, gençler umutsuzluk ve göç arasında sıkıştırılmıştır. Bu tabloda “helalleşme” ve “normalleşme “gibi kavramlar, geçmişteki suçların üzerini örten, düzenin devamını meşrulaştıran bir ideolojik silah olarak kullanılmaktadır.
Bugün ülke, bir “seçim demokrasisi” illüzyonu ile yönetilmektedir. AKP kazanamadığı seçimleri iptal etmekte sandıkta yenemeyeceği adayları hapsetmekte. Sandık, bir kurtuluş değil, bir oyalama aracına dönüşmüştür. Her seçim sonrası değişmeyen şey sermaye egemenliğinin, tarikat düzeninin, sömürünün sürmesidir. Oysa tarih göstermiştir ki hiçbir sömürü düzeni sandıkla yıkılmamıştır. Her büyük değişim, örgütlü halkın sokakta, işyerinde, meydanlarda kurduğu güçle mümkün olmuştur.

AKP’yi de bu halk götürecektir!

Ama bu, yalnızca seçim günü değil, her gün, her yerde, örgütlü bir mücadeleyi büyüterek olacaktır. Emekçiler, kadınlar, gençler ve tüm emekçi güçler bir araya gelerek bu düzeni değiştirebilir. Fabrikalarda direnen işçiler, mahallelerinde dayanışmayı büyütenler, üniversitelerde barikatı yıkan gençler.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, yeni bir örgütlü bir halk hareketidir. Emek mücadelesiyle, laiklik ve özgürlük talepleriyle birleşmiş bir sınıf hareketi, bu çürümüş düzeni sarsacak tek güçtür.

Ülkenin geleceği ne düzen siyasetinde ne sandıkta, halkın birlik ve dayanışmasındadır.

Gücümüz Birliğimizden Gelir!

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...