Ana SayfaBirlik ve Dayanışma GazetesiEğitim Değil, Ucuz İş Gücü: MESEM

Eğitim Değil, Ucuz İş Gücü: MESEM

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 5. sayısında yayımlanmıştır.

Ekonomik ve bölüşüm krizinin sonuçlarından biri olan yoksulluğun sonucu, kötü şartlarda yetişen ve yaşayan, temel gereksinimlerden yoksun çocukların iş yaşamına özellikle ağır ve emek yoğunluğu yüksek sektörlere çok erken yaşlarda katılmasıdır.Ülkenin ekonomik ve eğitim politikaları ne yazık ki bu şekilde yapılandırılmıştır. Çocuklar için başka bir seçenek yaratamayan ve hatta sermaye için bunu teşvik eden devlet, bunu meşru hale getirmek zorunda olduğundan dolayı bir proje ile ortaya çıkmış ve buna da Mesleki Eğitim (MESEM) ismini vermiştir.

Mesleki Eğitim

Toplumsal üretime katkıda bulunacak nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi bu iş gücünün bilinçli ve kolektif kullanımı, toplum için faydalıdır. Tabii bu bir eğitim sürecidir teknik beceri gelişimi kadar. Bu eğitim çocukların akademik, pedagojik ve toplumsal bilinç olarak ilerlemesini de sağlamalıdır. Üretimin sürecinin bütününü kavrayacak eğitim ile de kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşmanın da önüne geçilebilir.

Bu eğitimin kimin için verildiği bu noktada önemlidir.

Bilginin gelişimi, aktarılması sanayi toplumu ile birlikte hız kazandı. Meslek eğitimi de üretim tarzının değişmesi ile usta-çırak ilişkisinden daha hızlı, daha ucuz bir üretim hedefleyen bir yapıya dönüştü. Bu süreçte insanın iş yerinde bir makinanın parçası haline gelmesi ile mevcut iş gücü niteliğinden başka nitelikli elemanlara ihtiyaç duyuldu.

Cumhuriyet ile birlikte meslek eğitiminde günün koşullarına ve gereksinimlere göre meslek okulları açıldı. Erkek, Kız Sanat okulları ile birlikte Ticaret okulları vardı. Bunun yanında yıllar içinde Tapu Kadastro, Hastabakıcılık, Hemşirelik, Balıkçılık, İnşaat Ustalığı, Ziraat, Matbaacılık, Laborant, Otelcilik, Meteoroloji, Aşçılık gibi meslek özellerinde okullar açıldı.
Piyasaya tam teslimiyetine ise 1980 yılından sonra başladı. O yıllarda yazın 21 günlük olan staj 1987 ile önce yarı dönem staja sonra ise 2 gün okul 3 gün staja dönüştü. Hedef ise toplum faydasından daha çok sermayenin ucuz iş gücü sağlaması idi. O yıllarda meslek liseli olarak akademik eğitimin, pedagojik gelişimin dikkate alınmadığı ve ayrıca mesleki eğitimin yetersiz olduğu yaşama değil üretim sürecindeki ucuz emeğe hazırlandığımız bir eğitim dönemi geçirdik. Staj dönemi okuldaki meslek seçiminden bağımsız ağır işlerin yüklenilmesi ile geçiyordu. O ve daha sonraki yıllarda okuduğu bölüme ait bir işte kendini bulan öğrenci sayısı da çok azdır.

2014 yılında liseler kapatılıp Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri altında toplandı. 2016 yılında ise Mesleki Eğitim adı altında 4 gün işyerinde 1 günlük okulda eğitim olan ve 4 yıl süren bunun sonucunda lise diplomasına dönüşen bir proje başlatıldı.

Bir Dönüşüm MESEM

Mayıs 2019’da Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Anadolu Ajansı’na şunları söylemişti.

“Bakan Selçuk, mesleki ve teknik eğitimin doğası gereği sektörle yakın iş birliği gerektirdiğinin altını çizerek, bu konuya sistematik yaklaştıklarını vurguladı. Geleceğin güçlü Türkiye’si için nitelikli teknik elemanlar yetiştirmek üzere tüm hazırlıkları tamamladıklarına dikkati çeken Selçuk, “Bakanlık olarak meslek liselerindeki tüm alanlarda iş dünyası ile iş birliği yaptık. Meslek liselerinde 53 alanda iş dünyası ile imzalanmış 128 protokol yürütüyoruz. Sektörle birlikte planlanan eğitimleri almış meslek lisesi öğrencilerimize istihdamda öncelik tanınacak. Dolayısıyla bu yıl tercih yapacak öğrencilerimize mesleki ve teknik eğitimi bir alternatif olarak düşünmelerini tavsiye ediyorum.”

Açıklamadaki sektörle iş birliği okuldaki eğitimin sermayeye teslim edilmesi, sistematik yaklaşım ucuz iş gücü sağlamaktan başka bir anlam taşımıyor. Sermaye bir katkısı olmadan bu iş gücü havuzundan yararlanmasının ilanı bu. Ve en tehlikelisi ise çocuk işçiliğin meşruiyet kazanması.

Bakan, meslek ve teknik eğitimin öğrenciler için iyi bir tercih olduğunu söylerken, öğrenciler içinse durum zayıf bir akademik eğitim, temel eğitimde eksiklik, erken yaşta eğitimden koparılarak iş yaşamının olumsuz yanları ile tanışması ve gelecek için mesleki beceri kazanılması yerine düşük ücretli işlere mecbur kalmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Bunun yanında daha ciddi ve güncel sorun ise iş sağlığı, güvenliğinin yetersizliği, denetimin yapılmaması amacın öğrenim değil üretim olmasıdır.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin verilerine göre 2024 yılında 9 çocuk işçinin iş cinayetinde yaşamını kaybettiği bir projedir MESEM.

Bu proje burjuvazinin kârını korumak ve arttırmak ile ilgili. Çocuklarımızı geleceksizlikten kurtarmaktan başka seçeneğimiz yok. Elbette çocukları iş yaşamına iten ekonomik politikaları değiştirmek zorundayız. Ama ondan önce de bu projenin sonlandırılması için de mücadele etmeliyiz. Yalnızca kaza ve cinayet olduğunda kadrajımıza girmemeli; yaşamı kavramış, donanımlı, toplumsal fayda sağlayacak emeğine yabancılaşmamış çocuklar, gençler ile geleceğimizi kurmalıyız.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...