Ana SayfaMercekAsıl Engel Düzen

Asıl Engel Düzen

“İzmir’in Gaziemir ilçesinde doğuştan engelli kızı Feride Sayılır’ı (30) pompalı tüfekle vurarak öldüren kanser hastası Hüseyin Sayılır (63), aynı silahla intihar etti. Psikolojik sorunları olan ve yaklaşık 3 yıl önce eşinden boşanan Hüseyin Sayılır’a bir süre önce kolon kanseri teşhisi konulduğu öğrenildi. Ölenlerin yakınları ise Hüseyin Sayılır’ın kendisine bir şey olması halinde engelli kızına kimin bakacağına yönelik endişe taşıdığını söyledi.”

Geçtiğimiz ay böyle bir haber düştü önümüze. Elbette “yürek burktu” ve unutuldu. Unutulmasa ne olacak? Felaketlere yetişilemiyor; her gün her yerden bir acı haber geliyor. Bu ne ilk ne de sonuncusu. Felaket büyük olursa gündem oluyor, onun da unutulma süresi biraz daha uzuyor, o kadar.

Tüm bu felaketler kader değil, kontrolsüz yönetimin sonucu da değil; aslında bilinçli bir tercihin sonucu. Evlerimiz sağlam değil; barınmak için güvenlikten ziyade kiraya ve evin işe olan yakınlığına bakıyoruz. Güvenilir ve sağlıklı beslenmek yerine ucuz olanı tercih etmek zorunda kalıyor, bu yüzden gıda endüstrisinin kimyasal ürünlerini tüketiyoruz. Yere düşene kadar hastalık umurumuzda olmuyor, çünkü nitelikli sağlık hizmeti artık bir lüks. Güvenlik ayrı bir sorun, çeteler normalleşti. Bu satırların sonu gelmez…

Ve evet; engelli çocuğu olan bir anne babanın en büyük korkusu da “Benden sonra çocuğuma ne olacak?” endişesidir.

Bugün Dünya Engelliler Günü. Bugün sponsorlar toplantılar düzenleyecek, engelli yaşamını bir “pazar” olarak görenler etkinlikler yapacak, bizler ise kaldırımdaki sarı çizgilerin anlamını anımsayacağız. Otoparkta engelli yerine park edenleri ayıplayacağız belki ama bir noktada şunu sormamız gerekecek: Bu kadar engelli nerede?

Bu kadar engelli toplumun dışında, evlerine hapsolmuş durumda. Çünkü nitelikli eğitim verilmiyor. Farklı engel grupları aynı sınıflarda toplanarak eğitimciler çaresizlik içinde bırakılıyor. Kaynaştırma eğitiminin engelli bireyleri toplumla bir araya getirmeyi amaçladığı fark edilmeden, onlar eğitim dışına itilmeye çalışılıyor. İş yerlerinde engelli çalıştırmak zorunlu olduğunda, maaşı verilip “Sen kendini yorma, gelme” deniliyor. Çalışamayacak durumda olanlara ise belli şartları yerine getirmeleri kaydıyla asgari ücretin yarısı reva görülüyor. Kısacası engelliler yok sayılıyor, sosyal dışlanma yaşıyor.

Oysa engelli olmak bir yük değildir. Onlara topluma faydalı olacakları olanaklar sunulmalı, toplumla sosyal ilişki kurmaları sağlanmalı. Bunun bir yardım değil, bir hak olduğu bilincine sahip bir siyasetin üretilmesi tek çaremiz.

Evet, yaşadığımız toplumu dönüştürmemiz gerekiyor. Gerekiyor ki kaldırımdaki sarı işaretlerin bir anlamı olsun ve hiç kimse, engelli çocuğunu geride bıraktığında onun yalnız kalmayacağı bir düzenin varlığından şüphe etmesin.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...