Ana SayfaMercekMezarda Emeklilik

Mezarda Emeklilik

İnsanlığın 12 bin yıl önceki avcı-toplayıcı yaşam modelini günümüzde de devam ettiren Güney Afrika çöllerinde yaşayan Kunglar toplumuyla ile başlayalım.

“Ortalama yetişkinler haftada 12 ilâ 19 saat çalışırlar. Yiyecek aramaya ayrılan bu süreye aşırı diyebilmek çok güçtür! Kızlar yetişkin yaşamına 15 yaş civarında başlayabilirken, erkekler genellikle yetişkinlerin dünyasına en azından 20 yaşına kadar adım atmazlar. İnsanlar 60 yaşına geldiklerinde genellikle ‘emekli’ olmakta ve topluluk tarafından bakılmakta, saygı görmekte ve kalan günlerinde beslenme ihtiyaçları karşılanmaktadır: Yaşlılara deneyimleri ve bilgeliklerinden ötürü büyük değer verilir. Bu nedenle Kung toplumunda çocuklar ve yaşlılar stres ve yükümlülüklerden muaftırlar”1

Avcı toplayıcıya kadar giden emeklilik günümüzde nasıl tanımlanır diye sorduk arama motoruna ve şöyle bir tarif geldi; devlet tarafından tespit edilen sürenin sonunda işten ayrılma ile başlayan, yaşlılık, yeni bir statü ve beraberinde yeni rollerin eşlik ettiği, geçmişte yapılan çalışmaya karşılık gelen, elde edilen zaman dilimidir. Buradaki kritik olan “ devlet tarafından tespit edilen süredir”. Elbette devlet ve iktidar burjuvazide olduğundan bu tespit edilen sürenin belirleyicisi patronlardır; koşulları sürekli ve yeniden düzenleyerek karar vereceklerdir. Bu kararı verirken de işçinin ihtiyaçları elbette düşünmeye gerek yoktur asıl olan sömürünün ve artı değerin sürekli artmasıdır.

Temel ihtiyaçlarımız eğitim, sağlık, barınma, ulaştırma ücretsiz olmalıdır ve elbette gereksinimlerimizi karşılayacak bir ücretle uzun, sağlıklı bir emeklilik hakkımızdır. Biz bu hakkımızı çalışarak kazanıyoruz, bu bir lütuf değildir. Ama düzen bunu bir lütuf gibi göstermekten toplum önünde emeklileri sürekli yıpratmaktan geri kalmıyor. Çünkü ihtiyaç onlar için bellidir bizim kendimize ayırdığımız zamanı daha çok sömürmek ve bizlerin ne zaman ve hangi koşullarda bunu bırakacağımıza kendilerinin karar vermesidir.

Uzun zamandır siyasi iktidar, vergiler ile baskılanan ücretler ile sosyal güvenlik hizmetlerinin daraltılması ile emekliler özelinde saldırıda. İki yakın örnek ile devam edelim.

EYLÜL 2025
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, devletin emeklilere maaşlarının zor ödediğini şu ifadelerle anlattı:”Allah’a binlerce şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz.Avrupa ülkeleri ile Türkiye’deki emeklilik sistemini kıyaslayan Işıkhan, Almanya’da emeklilik için 40 yıl çalışıldığını, 15-20 yıl emekli aylığı alındığını ancak Türkiye’de bu durumun tam tersi olduğunu dile getirdi. Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin tasarruf tedbirlerine gittiğini belirten Işıkhan, tasarrufu sağlamak için sosyal yardımlardan, emekliler ve asgari ücretlilerden kesmek gerektiğini söyledi.”

EKİM 2025
“SGK Başkanı Raci Kaya, vergi paketinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerine açıklamalarda bulundu. Türkiye’de sağlık sistemi ve refahın artmasıyla ölüm yaşının Avrupa Birliği (AB) düzeyine yaklaştığını belirten Kaya, “SGK’ya ödenen primlerin ortalama süresi 20 yıl. Almanya’da bu süre 45 yıl. AB ortalaması 40 yıl. Eskiden ‘mezarda emeklilik’ deniyordu çünkü 50-55 yaşta ölüyorduk. Bugün 78 yıl ortalamaya gelmişiz. EYT ile birlikte 2023 yılından beri emekli sayımız 3 milyon arttı. Benim şu anda sistemi sürdürebilmem için istihdama adam girmesi lazım. Ama 10 yıl içerisinde 10 milyon insan istihdama girecek derken, nüfusumuz yaşlanıyor ve emekli sayımız daha hızlı artıyor. Prim ödeme yıl sayısı ortalama 20 yıl, emekli olma yaşı 48. AB’de emekli olma yaşı 65” diye konuştu.”

Bu açıklamalar sistematik olarak bir süredir yapılmaktadır. Nedeni ise Orta Vadeli Planda yazdığı gibi Tamamlayıcılık Emeklilik Sistemini tepki çekmeden yaşama geçirmektir. Daha önce uygulanmaya çalışılan BES ( Bireysel Emeklilik Sistemi ) istenilen sonucu vermediği için toplumu ikna için şu an ki sistemin yürümediğini, geleceğin tehlikede olduğunu sürekli propaganda etmek gerekmektedir. Ve TES ayrıca patronların yük olarak gördüğü Kıdem tazminatına noktayı koyacaktır.

Raci Kaya aynı komisyon konuşmasında işverenin prim yükünün de yüksek olduğuna değinerek “OECD ülkelerinde ortalama yük yüzde 22, bizde yüzde 22,75. Yüzde 5 destek uygulayınca bu oran 17,5’a düşüyor ama Avrupa ve ABD’de zaten bu düzeyde” olduğunu söylemiş. Evet bizden çalınan emeğimiz, zamanımız hâlâ doyurmuyor patronları. Ölene kadar kölelik şartlarında çalışmalıyız. Emekli olsak dahi verdikleri asgari ücretten daha az para ile ikinci bir işte çalışmalı, ucuz emek sömürüsüne dayanan ekonomik politikalarının devamını sağlamalıyız.

Geleceksizlik ve güvencesizlik bunları sürekli konuşuyoruz ve iktidar tüm politikaları ile bu durumu besliyor. Çünkü sıkıştılar ve tek çareleri işçi sınıfının tüm haklarına el koymak ve/ veya bu hakları küçültmek. Bu bir mücadele. Ama bu mücadeleye başlarken şunu aklımıza kazımamız gerekiyor. Sağlıklı, mutlu ve yeniden kendimizi üretebileceğimiz yaşlarımız bizimdir. Zamanımızı ve emeğimizi kan emicilerden kurtarmamız gerekiyor.

  1. LEAKEY, Richard; Roger Lewin. (1998). Göl İnsanları. Çev. Füsun Baytok ↩︎

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...