Ana SayfaPerspektifNepal’de Kaybedilen Devrim

Nepal’de Kaybedilen Devrim

Nepal’in son 25-30 yılı, feodal monarşiden demokratik cumhuriyete geçiş, Maocu silahlı mücadele, anayasa tartışmaları ve sürekli hükümet değişimleriyle şekillendi. 90’larda Maoist hareket, kırsal feodal yapı, kast sistemi ve egemen aristokrasiye karşı “Halk Savaşı” ilan etti. Fakat bu mücadelenin stratejisi, sosyalist iktidarı tüm devlet aygıtıyla ele geçirip kapitalist ilişkileri kökten yıkmak üzerine değildi; önce burjuva-demokratik kurumları oluşturma, monarşiyi kaldırma ve anayasa yapmak gibi aşamalara dayanıyordu. Bu aşamacı yaklaşım, devrimci iktidar perspektifini zayıflattı.

2005’te Kral Gyanendra’nın parlamentoyu feshedip tek adam rejimine yönelmesi, siyasi gerilimi artırdı. Maoistler, bu krize burjuva demokratik cephe ile ittifaklar kurarak yanıt verdi. Fakat bu hamle, devrimci potansiyeli reformlara sıkıştırdı. 2008’de monarşinin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı önemli bir kazanım olsa da Maoistlerin gerici devlet aygıtını parçalamak yerine onu reforme etmeye çalışması, ciddi sorunlara yol açtı. Halk savaşı resmen sona erdikten bir süre sonra silahlı cepheler tasfiye edildi ve gerillaların orduya entegrasyonu süreci başlatıldı. Bu tasfiye, Maoist hareketin devrimci niteliğini daha da bulanıklaştırır duruma getirdi.

Halkın Hayal Kırıklığı

Nepal’deki reformist ve aşamacı dönüşüm sürecinde yolsuzluklar sistemik bir hal aldı. Üst düzey yetkililer, bakanlar ve yerel yöneticiler, kamu kaynaklarını yanlış kullanma, rüşvet, arazi satışları ve kara para aklama suçlamalarıyla sürekli gündeme geldi. Nepal Komünist Partisi (Maoist merkez) içinde yaşanan “cantonment scam” gibi skandallar, hareketin içindeki çürümüşlüğü gözler önüne serdi. Savaş sonrası asker-milis dönüşüm sürecinde, dağıtılması gereken fonların usulsüz kullanımı, bazı liderlerin ve komutanların fonlardan pay alması, halkın devrimcilere olan güvenini sarstı.

Yolsuzluğun yaygınlığı, sadece etik bir sorun değil; aynı zamanda komünist partilere olan güvensizliği, gençlerin siyaset dışına itilmesini ve protestoların radikalleşmesini beraberinde getirdi. Komünist partilerin iktidarda veya koalisyonda olmalarına rağmen bu sorunları çözememesi, halkın soldan beklentilerini ve umutlarını tüketti.

Gençlik İsyanı ve “Nepo Kids” Olgusu

Eylül 2025’te Nepal hükümetinin sosyal medya platformlarıyla temsilcilik açma konusunda anlaşamayıp erişim yasağı getirmesi, özellikle gençler arasında büyük bir tepkiye neden oldu. Sosyal medya, Nepal gençliği için sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda ifade özgürlüğü ve toplumsal eleştirinin ana mecrası haline gelmişti. Yasak, “#NepoKids” etiketiyle siyasi elitlerin çocuklarının ayrıcalıklı yaşamlarını, lüks tüketimlerini ve halkla kopukluklarını vurgulayan içeriklerle bir patlamaya neden oldu.

Protestolar, kolluk kuvvetleriyle çatışmalara, devlet binalarının ve siyasi liderlerin evlerinin yakılmasına, hatta başbakanın istifasına yol açacak kadar şiddetlendi. Parlamento feshedildi, geçici hükümet atandı. Eski Yargıtay Başkanı Sushila Karki, gençlerin desteği ve Kathmandu Belediye Başkanı’nın etkisiyle Nepal’in ilk kadın başbakanı olarak geçici göreve getirildi. Ancak, bu hareketin arka planında monarşi yanlıları, faşistler ve Hindistan-ABD bağlantılı kurumların olduğuna dair güçlü iddiaların, sürecin “renkli devrim” senaryosuna dönüşme riskini beraberinde getirdi.

Büyük Güçlerin Nepal’deki Hesabı: ABD, Çin ve Hindistan

Nepal’deki son siyasi kriz, sadece iç yolsuzluklar ve sosyal medya yasaklarıyla açıklanmasının gerçekçi olmayacağı açıktır. Bu kriz, aynı zamanda Güney Asya’daki büyük güç dengelerinin bir sonucudur. Başbakan K. P. Sharma Oli’nin Temmuz 2025’te ilk yurt dışı ziyaretini geleneğe bağlı şekilde Hindistan’a değil de Çin’e yapması, diplomatik dengeleri sarsmıştı. Kathmandu’nun Pekin’le imzaladığı Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) taslak anlaşması ve 41 milyon dolarlık mali yardım, Çin’in bölgedeki etkisini artırdı.

ABD ise bu gelişmelere kayıtsız kalmadı. Trump yönetimi döneminde gündeme getirilen 500 milyon dolarlık Milenyum Mücadelesi Sözleşmesi (MCC) enerji ve yol projesi, Nepal’in Çin’e yanaşmasına karşı bir hamle olarak değerlendirildi. ABD için asıl mesele, Çin’in Güney Asya’daki artan gücünü kırmaktı.

Çin tarafı, resmî açıklamalarında “istikrar”, “düzen” ve “Nepal’in iç işlerine karışmama” vurgusu yapsa da, bu temkinli söylemin ardında Kuşak ve Yol’un güvenliği, sınır bölgelerinin kontrolü ve Himalayalar üzerinden yürütülen jeopolitik hesaplar yatıyor. Çin için Kathmandu’nun istikrarı, sadece komşuluk ilişkisi değil, aynı zamanda Hindistan karşısında stratejik bir denge unsurudur.

Bu protestoların arkasında ABD emperyalizminin etkisinin olması ise tahmin etmesi güç bir analiz olmasa gerek. Öte yandan gençlerin sokaklarda devlet binalarını ateşe vermesini ve parlamentoyu kuşatmasını “dışarıdan organize edilen klasik bir senaryo” olarak nitelendirmekte. Parlamentoyu işgal eden grupların teçhizatlı bir şekilde ellerinde profesyonel silahların bulunması ve orak-çekiçli bayrakları yırtmaları, bu iddiaları ciddi anlamda güçlendirmektedir.

Devrimin Kaybedilen Kazanımları

Nepal halkı, devrimle büyük bedeller ödeyerek monarşiyi yıktı ve cumhuriyeti kurdu. Ancak, devrim sonrasında sol hareketin devrimci hedeflerinden uzaklaşması, yolsuzlukların yaygınlaşması ve siyasi istikrarsızlık, halkın umutlarını yerle bir etti. Gençler, yoksulluk, geleceksizlik ve siyasi elitlerin lüks yaşamlarına karşı öfke duymakta.

Ancak, bu öfke, monarşi yanlıları ve ABD destekli gruplar tarafından manipüle edilme riski taşımakta. Nepal’in jeopolitik konumu, Çin ve Hindistan arasında sıkışmış olması, ülkedeki iç siyaseti de derinden etkilemekte. Reformistlerin halkın gerçek ihtiyaçlarından kopukluğu, ABD emperyalizminin müdahaleleri, Nepal halkının kazanımlarını teker teker kaybetmesine neden oldu.

Bugün Nepal’de yaşananlar, sadece Nepal halkına değil, tüm dünya halklarına şu gerçeği göstermektedir: Örgütsüzlük ve iktidar hedefinden sapma, halkların kazanımlarını geri almakta ve emperyalizmin müdahalesine zemin hazırlamaktadır.

Son Eklenenler

Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 8. sayısında yayımlanmıştır.Affetmeyecek, Unutmayacak, Helalleşmeyeceğiz!Türkiye saatiyle 04.17’de başlayan...

MESEM Gerçeği ve Çocuk İşçilik

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. 2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, Türkiye’de...

Bir Evsiz ve Bir Ölüm

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. “Kağıthane’de gece saatlerinde yaşanan olayda, soğuktan...

Emperyalizme ve NATO’ya Karşı Mücadeleyi Yükseltelim!

Bu yazı Birlik ve Dayanışma Gazetesi’nin 7. sayısında yayımlanmıştır. Emperyalizme karşı mücadele, konu Türkiye olunca...